ÜÇ ŞEHİR

Adana, Trabzon, Van… Sorunları benzer üç büyükşehir. Plansız yapılaşma, trafik, hava kirliliği, yeşil alanların azlığı, denize dökülen kanalizasyonlar, çöplükler… “Şehrin en büyük sorunu ne?” sorusuna en çok “İşsizlik” yanıtı aldığımız üç şehir. Hızla tek tipleşen kentler ve sakinlerinin sesi…

Semin Gümüşel Güner

SAHİPSİZ ŞEHİR ADANA

Havaalanından şehir merkezine gitmek yaklaşık dört dakika sürüyor. Şehrin girişi Adana’nın eski lakabı ‘Büyük köy’ü çağrıştırıyor. Ana yolun sağına soluna düzensizce yayılmış ikişer üçer katlı küçük iş yerleri, planlı bir şehir görüntüsü vermiyor.

Şehrin ortasından geçen, çevre yolu E-80 (D-400), kenti her anlamda ortadan bölen bir sınır sanki. Adana’nın yüksek binalarla dolu kuzeyi, zengin, gelişmiş, yeni kısmı. Kuzeydeki cafe, restoran ve mağazaların olduğu kısım İstanbul’un lüks semti Nişantaşı’nı çağrıştırıyor.

Şehrin kuzeyindeki binalara yenileri eklenmeye devam ediyor. Şehir plancısı Cüneyt Erginkaya, bu yüksek binaların şehri yazın serinleten, kışın ılıman yapan doğal rüzgârını kestiğini, o bölgeleri havasız ve güneşsiz bıraktığını söylüyor. [KEMAL SOĞUKDERE/AL JAZEERA]

Güneyiyse, eski Adana’nın sokak aralarına gizlenmiş ilgi bekleyen tarihi yapılardan, gecekondulardan ibaret.

Nüfusu yaklaşık 2 milyon 150 bin, Türkiye’nin nüfus olarak beşinci, ekonomik olarak altıncı büyük şehri. 1950’lerden 1980’lere kadar tekstil ağırlıklı bir sanayi merkeziydi.

Sabancılar, Karamehmetler gibi birçok sanayici ailenin yatırımlarını ağırladı. Zamanla sermayenin İstanbul, Bursa, Kocaeli gibi illere kayması, ekonomik krizler Adana’yı ıssızlaştırdı.

Nadir rastlanılabilecek bir yerel yönetim tarihine sahip. Adanalılar, 1989 – 1994 dönemi hariç, 1984’ten bu yana tam beş kez belediye başkanlığına Aytaç Durak’ı seçmiş. Durak seçimlere sırasıyla Anavatan Partisi (ANAP), Doğru Yol Partisi (DYP) ve Adalet ve Kalkınma Partisi’nden (AKP) girmiş. 2010’da yolsuzluk iddiaları nedeniyle İçişleri Bakanlığı’nca görevinden alındığı için, yerinde vekil Zihni Aldırmaz var. Adanalılar seçimler için pek heyecanlı ve umutlu değil. “Adana sahipsiz.” diyen çok. Kentin en işlek caddelerinden Karacaoğlan’da otoparkçılık yapan doğma büyüme Adanalı Halis Kılıç “Herhalde beş yıl sonra gelseniz, yerde su birikintisini, çamuru göreceksiniz.”

Melek Girmez bölgesi, dar gelirlilerin alışveriş yaptığı, eski bir yerleşim alanı. Bölgenin ilk kadın esnafı Arife Durgut buraya 10 yıl önce Adıyaman’dan gelmiş, sekiz senedir bir aktarda çalışıyor. Sokağın kirliliğinden dertli. “Her gün şu caddenin başından dükkânın önüne kadar süpürüyorum. Yağmurda caddede su taşıyor, sel oluyor. Kaç defa karşılaştık bununla…”

Yine eski Adana’da Şakirpaşa mahallesinde sohbet ettiğimiz Kürt kökenli bir kadın “Anca ucuza ekmek dağıtıyorlar, buraya başka hizmet gelmiyor.” diye serzenişte bulunuyor. Ne adının yazılmasını istiyor, ne fotoğrafının çekilmesini. Kürt, Arap pek çok farklı etnik grubun bir arada yaşadığı bu bölgede, ortak şikâyet işsizlik ve altyapı. Dumlupınar mahallesinde karşılaştığımız 21 yaşındaki Gökhan Şahin’e göre, “Adana’nın en büyük sorunu, altyapı. Bir yağmur yağsa, evleri su basıyor… Buralar baştan başa su doluyor. Kanalizasyon… Millet ayakkabılarını çıkarıp geçiyor buraları.”

Adana kuzeye ve batıya doğru büyüyor. Şehrin güney kesimi fakir. Eskiden Arap nüfusun yoğun olduğu bölgeye, zamanla Doğu ve Güneydoğu’dan gelenler yerleşmiş. [KEMAL SOĞUKDERE/AL JAZEERA]

Şehrin kuzeyinde, yeni kesiminde, kaygılar farklı. “Adana için zamanında dünyanın en büyük köyü derlerdi. Sonra büyükşehir oldu. Şimdi yeniden o kocaman köye geri dönüyor.” Bu sözler, mimar Nebahat Dokuzoğlu’na ait. “Adana’nın en büyük sorunu, gerçek bir şehircilik politikasının olmaması. Her şey bir şekilde yapı alanlarına dönüşüyor. Altyapı yapılmadan, büyük büyük konutlar üretiliyor…”

Adana Şehir Plancıları Odası eski başkanı Cüneyt Erginkaya’ya göre, Adana’daki kaçak yapılaşma oranı yüzde 70 ile 90 arasında. “Belediye’den izin aldığınız ebatları inşaata başladıktan sonra biraz büyütürsünüz, buna bizim burada ‘hormonlu’ deniyor.”

Adana Valisi Hüseyin Avni Coş da, Ekim 2013’te Adana’daki imar durumu üzerine verdiği bir konferansta, Adana’nın mevcut yapı stoğunun yüzde 60’ının sorunlu olduğunu açıkladı.

Kaldırımlar işgal altında. Esnaf dükkânından dışarı taşınca yayalara yer kalmamış. Bu kare Melek Girmez semtinde çekildi. [KEMAL SOĞUKDERE/AL JAZEERA]

Adana, Türkiye’nin en büyük organize sanayi bölgelerinden birine sahip. Ekonomik anlamda yarattığı katma değer, ticaret ve tarımda 20 sene öncesiyle aynı ancak sanayide gerileme var. Yılda 6 milyar dolarlık ihracat yapan Gaziantep, herkesin dilinde. “Bakın Gaziantep’e, nasıl gelişti!” lafını çok sık duyuyoruz. Adana’nın yıllık ihracatı ise 2.5 milyar dolar.

Adana Ticaret Odası Başkanı Atila Menevşe’ye göre plansız gidişat şehrin tüm dinamiklerini etkiliyor. Menevşe, geçmişte belediyelerin kösteğini gördüklerini anlatıyor. “Burada yatırım yapmak isteyen çok büyük firmaların desteklenmediğine, yer verilmediğine, onların imar değişiklik taleplerine cevap verilmediğine, engel olunduğuna şahit olduk.” Bunları sormak istediğimiz Aytaç Durak, görüşme talebimizi kabul etmedi.

Adana’nın kuzeyinde, Seyhan nehri boyunca ilerlerken, “Ne şanslı bir kent!” diye düşünüyor insan. Kıyıdaki yeşil alanlar, baraj gölünün çevresindeki parklar kentin zenginliği. Ama şehir merkezinde durum farklı. Pastaneci Zafer Arıcı bu dertten mustarip. “Mahallemde çocuk parkı yok. İki çocuğumu parka götürmem için yaklaşık iki kilometre yürümem gerek.”

Adana’da trafik

Adana gibi düz ve geniş bir alana yayılmış bir şehirde ciddi trafik sorunu var. Şehirlerarası trafiği, şehir içinden ayırmak için yapılan üç alt geçit, Adanalıların tabiriyle “battı çıktı” amacına ulaşsa da, şehrin neredeyse tüm trafiğinin geçmek zorunda olduğu üst kısmını birer şeride indirmiş. İstanbul’daki gibi saatler sürmese de trafik tıkanıyor. Yıllarca ABD’de eğitim alıp memleketine dönen işadamı Can Ertuna, “Üst geçit yok. Yaya geçidi diye bir şey ben burada hiç görmedim. Yol boşsa atlarsınız ve geçersiniz.” diyor.

Adana bir tarım kenti. Yüzde 38’i tarım alanlarından oluşuyor. Tarımın yarattığı istihdam büyük. Çiftçi Remziye Karakurt, Adana’nın önde gelen ve tarımla uğraşan ailelerinden birinin kızı. Karakurt, tarım arazilerinin imara açılmasından şikâyetçi.

Son beş yılda, Adana’da 53 bin dönüm tarım arazisi imara açılmış. “Arazimiz, Adana-Karataş yolunda. Karataş, deniz kenarında. Onun sağındaki, solundaki tarım arazilerini arsa konumuna getirip imara açtılar. Orada tarım yapsam da bunu asla tarım ürünü olarak kabul ettiremiyorum. Vergisini tarla değil, arsa olarak veriyorum. Böyle çok bölge var.” diyen Karakurt, kendisi gibi bir sürü mağdur olduğunu da ekliyor.

Adana’da hayatından memnun olanlar da var. Şehrin simgelerinden Büyük Saat Kulesi’nin hemen arkasındaki ciğerci Ramazan Usta gibi. “Adana büyüyor, güzelleşiyor.” diyor. Bir tek kentin tarihi bölümüne denk düşen bu eski çarşıya araçla gelmenin zor olduğunu söylüyor. “Bir aile buraya gelmek istediğinde, park yeri yok. Bir de Büyük Saat’in restorasyonu bitse…”

KARADENİZ’İN 4 BİN YILLIK ŞEHRİ TRABZON

Doğu Karadeniz’in büyük kenti. Tarihi İpek Yolu’nun geçtiği duraklardan. Karadeniz ile sahile dik dağlar arasına yerleşmiş, kapladığı geniş olmasa da bölgenin en öne çıkan şehri. Bölgeden epey göç alıyor, kendisi de göç veriyor. Kent merkezinde nüfus bir milyon 200 binden 750 binlere düşmüş.

4 bin yıllık Trabzon’da sorunlar da köklü. Trafik neredeyse tüm Trabzonlulara göre, büyük dert.

Trabzon’da şehir merkezinin belli kısımlarında restore edilmiş tarihi Trabzon yapılarını görmek mümkün. Mimarlar Odası Başkanı Sayım Adanur, şu ana dek korunabilen eserlerin oranının yüzde 10-15 olduğunu belirtiyor. Amaç, bunu yüzde 50’ye çıkarmak. [KEMAL SOĞUKDERE/AL JAZEERA]

Sorunun sebebini belediyede kontrol mühendisi olarak çalışan Haydar Karsan şöyle anlatıyor: “Şehri bir şişeye benzetebiliriz. Güney, kuzey, doğu, batıdan gelen bütün trafik şişenin ağzında yani Meydan’da (şehrin kalbi denebilecek bölge) sıkışıyor. Bu yollar 60 yıldır aynı ama trafik belki bin kat arttı. Bu araçların otopark, ulaşım sorunu da var.”

Şehrin hâlâ tek bir merkezinin olması da sebeplerden. Şehrin merkezinden geçen pek çok dar sokak var. Tüm kente hizmet vermeye çalışan 80 belediye otobüsünün geçemediği yerler bile var. Dolmuşlarsa kimine göre, Trabzon’da cankurtaran kimine göreyse kâbus.

Şehrin en eski mahallerinden Pazarkapı’da sokak arasında oynayan çocuklar. Trabzon’un çevresi yemyeşil ama merkezinde yeşil çok az. Trabzon Belediye Başkanı Al Jazeera’ya kişi başına düşen yeşil alan miktarını 8,6 m2 olarak açıkladı ancak Çevre Mühendisleri Odası bu rakamın 2-2,5 m2 olduğunu söylüyor. [KEMAL SOĞUKDERE/AL JAZEERA]

Dumanlı kentler

Hava kirliliği, listede ikinci sırada. Trabzon’a hâkim Boztepe’den, kente çöken duman gözle görülüyor.

Meteorolojinin web sayfasında ‘dumanlı’ yazan iki şehir var: Adana ve Trabzon. Doğalgazın henüz şehirde yaygınlaşmaması, ısınmak için kalitesiz kömür kullanılması, hava kirliliğinin sebepleri. Belediye Başkanı Orhan Gümrükçüoğlu, doğalgazın Trabzon’un yüzde 35’ine ulaştığını ancak kullananların bu oranın yarısı kadar olduğunu söylüyor.

Karadeniz’in pek çok ili gibi Trabzon’un da çevre sorunu çok. Tüm Trabzon’un çöplerinin (günde 500 – 550 ton) toplanıp depolandığı Katı Atık Döküm Merkezi, kent merkezine 15 – 20 km. uzaklıktaki Çamburnu’nda. Çöplüğün hemen altındaki köyde yaşayan Bilal ve Hasan Erbay kardeşler, kokunun özellikle yazın dayanılmaz olduğunu, sıkıntıları anlatıyor, “Artık sarı böcekler var burada. Ondan sonra bu fasulye olmadı burada. Bu kuşlar, çöpleri, artıkları parçalayıp çayların üstüne bırakıyorlar.”

Bir diğer sorun, atık sular ve kanalizasyonun denize akması. Devlet Su İşleri’nde çalışan çevre mühendisi Serkan Özbektaş, sıkıntıyı anlatıyor: “Dereler, su kaynakları, kimi yerlerde akan kanalizasyonlar haline geliyor. Bunlar tarım alanlarına, içme suyu kaynaklarına ulaşıyor. Burada diyelim vadinin yukarı kısmında oturuyorsanız, atık suyunuzu bir şekilde kendi arazinizin, kendi evinizin uzağına ulaştırmışsanız, o sorundan kurtulmuşsunuz demektir. Ama o vadinin aşağısında oturan? Önce bu sular toplanmalı sonra olması gerektiği şekilde bertaraf edilmeli.”

İbrahim Akın, 35 yıllık pide ustası. Gümüşhaneli. “Trabzon’da yaşamak kolay. Günden güne gelişen bir vilayetimiz. Yatırımlar artıyor.” diyor. Tek talebi, yapılaşmanın hızlanması ve binaların büyükşehre yakışır şekilde yenilenmesi. [KEMAL SOĞUKDERE/AL JAZEERA]

“Trabzon’da atık sular tüm Karadeniz sahilindeki şehirler gibi denize dökülmektedir.” Bu sözler, Trabzon Belediye Başkanı’na ait.

Başkan derin deşarj sistemiyle yani atık sular toplandıktan ve arıtmadan geçtikten sonra 900 metre ileriye ve 50 metre derinine pompalandığını anlatsa da, Özbektaş sistemin eksiklerini sıralıyor: “Trabzon’da sağlıklı arıtma sistemi olduğuna inanmıyorum. Of’tan Beşikdüzü’ne kadar sahil şeridinde, denize bariz akan yerler var. Derelere karışan atık sular var. Bunlar da direkt denize akıyor.”

Elektrik kesintileri, yazın yaylalarda, kışın şehirde ciddi sıkıntı. “Yazın bazen evimizde lamba dahi yanmıyor, buzdolabı çalışmıyor. Altyapı yetersiz. Bütün eşyalarımız bozulduğunda bunun bedelini kim ödeyecek?” diye soruyor bir Trabzonlu.

Ve değişmeyen cevap işsizlik. Belediye Başkanı oranı yüzde 6,5 olarak verse de sokaktaki sese göre, rakam daha fazla. Miraç Hayal de Trabzon’daki binlerce işsiz gençten biri. 25 yaşında, KPSS sınavlarına hazırlanıyor.

Şehrin buluşma noktası, Meydan Parkı’nın yeniden düzenlemesinin, deniz doldurularak sahile yapılacak yeni Akyazı Stadyumu’nun önemli yatırımlar olduğunu düşünüyor. “Trabzonlu gençlerin en büyük sıkıntısı, işsizlik. Sosyalleşmede biraz eksiklik var. Gidebilecek tek yer, Forum AVM ve Meydan işte.”

Gece, şehrin tüm kusurlarını örtüyor. Şehrin sorunlarının çözümü konusunda Trabzonluların büyükşehir olmaktan beklentisi büyük. Büyükşehir bütçesiyle kişi başına yapılan harcama 238 liradan 368 liraya çıkacak. [KEMAL SOĞUKDERE/AL JAZEERA]

Aslen Gümüşhaneli balıkçı Ömer Sancar’sa hayatından memnun. “Trabzon’da hayat harika! Hiçbir şeye değişmem.” Belediye başkanının sadece seçim döneminde sokaklara çıkmasına bozulsa da, çalışmalarından hoşnut. “Trabzon’un sorunu, sadece Trabzonspor ve işsizlik” diyor.

Trabzon’un engebeli coğrafyası nedeniyle araziler çok kıymetli. Yeni yapılaşma alanlarındaki tek tip yüksek binalar, mimari özenden, sosyal ve yeşil alanlardan yoksun. Bunun bir örneği de Çukurçayır bölgesindeki ya da TOKİ’nin yaptığı evler.

Plansız şehirleşmeye dikkat çeken Mimarlar Odası Başkanı Sayım Adanur’a göre, şehrin en önemli ihtiyacı, tüm şehri kapsayacak 100 yıllık bir şehir planı. “Beton yığını şehir merkezlerimiz imar planlarımızın yanlışı.” Yüksek binaların sahilde olduğu mevcut yapılaşmayla deniz rüzgârının kesildiğini dağlara ulaşamadığını söylüyor.

Rüştü’nün Fırını, Trabzon’un klasiklerinden. 90 yıllık aile yadigârı fırını bugün Yeşim Akıntürk işletiyor. Yeşim Hanım, Trabzon’un çok geliştiğini düşünse de, bir Trabzonsever olarak beklentileri var: “Neden sahilimiz daha iyi değerlendirilmesin? Güzel, sade balıkçılar, köfteciler açılmasın? Neden kayıklar, motorlar Akçaabat’a bir şehir turu yaptırmasın? Boztepe’ye teleferikle çıkılmasın? Niye aileler Moloz’a akşam vakti de gidemesin?” Sahil kenarında ama denize küskün yaşayan Trabzon için güzel sorular değil mi?

YENİ VAN’IN ESKİ SORUNLARI

Doğu Anadolu’nun en büyük ili Van için 2011 kötü bir yıldı. Ekim ve kasım aylarındaki iki ayrı depremde 644 kişi hayatını kaybetti, yüzlerce bina yıkıldı. 31 Mart 2014’se Van için yeni bir dönemin başlangıcı olacak. Van da büyükşehirler kervanına katılacak. Yerel seçim havasını şu ana dek en çok hissettiğimiz kent, Van. Halk adaylara ilgili.

7 bin yıllık tarihine rağmen, Van adeta mazisiz bir şehir. Mimar Şahabettin Öztürk’e göre, kentin tarihle bağı koparılmış gibi. Kendine has mimarisi olan, iyi durumda tek bir Van evi bile kalmamış. Şehirdeki tek tarihi yapı, Cumhuriyet Caddesi’nde bulunan, yetkililerin ilgilenmediği, tinercilerin mesken edindiği TEKEL binası. [KEMAL SOĞUKDERE/AL JAZEERA]

Yaklaşık bir milyon 70 bin olan nüfus, depremden sonra artmış. Deprem nedeniyle şehri terk edenler geri döndüğü gibi, bölge illerden göç de almış. TOKİ Van’da bir senede yaklaşık 18 bin yeni konut inşa etmiş. Bu da Van’ı yeni bir sorunla tanıştırmış: Ulaşım.

Beyhan Demir, deprem sonrası Edremit TOKİ’ye taşınanlardan. “Ulaşım, şehrin en öncelikli sorunu. O bölgeye halk otobüsleri çalışmıyor. Yaklaşık 30 bin insanın yaşadığı yere belki 30 minibüs gidiyor. Yol 40 dakika sürüyor. Dolmuş tıklım tıklım, seferler akşam 10’da bitiyor. Bazen minibüse yetişemiyoruz, eşimle ailelerimizde, arkadaşlarda kalıyoruz.” sözleriyle anlatıyor bu yeni ama büyük problemi.

Van 100.Yıl Üniversitesi’nde arkeoloji okuyan 27 yaşındaki Beyhan Hanım şehir merkezindeki bir kafenin de sahibi. Tüm hayatının geçtiği şehri “Kent olmaya çalışıp olamamış büyük bir köy gibi” diye tanımlıyor.

Edremit TOKİ’de Çarşamba Pazarı’nda geziniyoruz. Altyapı sorunları konusunda anlatılanlar birbirinden farklı. 60’larındaki Bahriye teyze “Elektrik, suyumuz da var, ısınıyoruz da. Çok memnunum.” derken, Büşra ve Rabia Ögetürk kardeşler “Evimiz çok soğuk. Kaloriferler yanmıyor, kapılar kilitlenmiyor.” diye sıkıntılarını paylaşıyor.

Van şehir merkezindeyse, altyapı sorunları ciddi. Van’ın en ünlü kahvaltıcılarından Sütçü Fevzi’nin sahibi Kadir Timur, şehrin ilk üç sorununu, su, planlı ve düzenli bir büyüme, şehircilik olarak tanımlıyor. Su kesintisinin üzerindeyse ayrıca duruyor: “Son 2-3 yıldır su konusunda çok sıkıntısı çektik. Şehir merkezinde, çarşıda devamlı su kesintisi vardı. Bizim için bu büyük problem, her şeyin başı temizlik.”

Şehirdeki son konteynır kent de elektik kesintilerinden nasibini almış.

2,5 yıldır altı çocuğu, iki eşiyle konteynır kentte kalan Namık Turgut “Bu yaz üç ay elektriksizdik.” diyor. İmkânsızlıktan buradan ayrılamayan 50 aileden biri onlar.

Sosyoloji yüksek lisans öğrencisi Belde Bayındırlı, Van’ın altyapısını sorunlu bulmuyor. “Hep sel basan bir şehirde Denizli’de okudum, belki o yüzden bu konuda Van’ı iyi buluyorum” diyor.

Ancak Van’ın kadınlar için zor bir kent olduğunun altını çiziyor: “Kadınlar için biraz zor bir şehir. Sokaklarda kadınlar yok, zaten rahat edemiyorlar. Laf atma, taciz gibi şeyleri gençlik zamanımda daha çok hatırlıyorum. Özellikle de elektrik kesilince sokaklardaki karanlık, kadınlar için tehlike doğuruyor.”

Van deprem sonrası yeniden inşa edilirken, iyileşme oldu mu? Belde kötümser, “Yıkılan binaların yerine gene aynı binaları diktiler. Şehri daha ferahlatacak başka türlü bir şehir planı gerçekleşmedi.” diyor.

Van 100.Yıl Üniversitesi öğretim üyesi mimar Şahabettin Öztürk de aynı fikirde. Öztürk’e göre, kentteki 100 bin yapıdan sadece 10 bini ruhsatlı. Şehrin ilk kez bir imar planıyla 1974’te tanıştığını, ancak 1980 sonrası olağanüstü halin 30 kez uzatılması sonucu Van’ın bölgeden büyük göç aldığını ve nitelikli nüfusun da Van’ı terk ettiğini anlatıyor. “Eski Van kent kültürü yok oldu. Büyük bir köy oldu. Köykent haline dönüştü.”

Vanlıların “Deniz” dediği Van Gölü şehre bambaşka bir hava katıyor. Ancak gölde inci kefali avlayan balıkçılar dertli. 7-8 senedir balıkçılık yapan Necat Berge, “Balık yarı yarıya azaldı. Göle sahip çıkan yok. Yaz oldu mu bayağı bir pislik kıyıya vuruyor.” diyor.

Doğa Gözcüleri Derneği Başkanı Prof. Mustafa Sarı’nın verdiği bilgiler de balıkçıları doğruluyor. “Van Gölü çevresinde ciddi bir atık sorunu var. Göl çevresinde hiçbir yerde katı atık depolama alanı yok. 400 bin nüfuslu Van’ın sadece bir atık arıtma tesisi var. 1983’te maksimum 150 bin nüfusa göre planlanmış. Daha sonra iki üç defa revizyondan geçmiş. 23 yıldır aynı noktadayız, belediyelerin söylemi aynı: ‘Arıtma tesisinin kapasitesi yetersiz. Gelen atıkların yarısını bile arıtma tesisine alamıyoruz.’”

Bu konuda bilgi almak istediğimiz Van Büyükşehir Belediyesi gönderdiğimiz sorulara bizim yayına girdiğimiz tarihe dek yanıt vermedi.

Van çöplüğü, şehrin kuzeyinde. Üç bin yıl önce Urartular zamanında yapılmış bir baraj olan ve Van’ın yer altı suyunu besleyen Sıhke göletinin hemen yakınında. Çöplükteki zehirli sızıntılar, atıklar süzülerek göle geliyor. Hemen karşısında yeni yapılan TOKİ evleri var. [KEMAL SOĞUKDERE/AL JAZEERA]

Van 100.Yıl Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi dekanı Sarı’ya göre, Van’da göl gibi hava da kirli. “Van’ın katı atıklarını attığımız vahşi depolama alanının olduğu yer, şehrin rüzgâr koridoru. Tüm çöpün kokusunu alır, şehrin üstüne yayar.” Sarı diğer sebebin de dar gelirlilere dağıtılan kömürler olduğunu söylüyor. “‘Başbakanlık kömürleri’ deniyor buna, çok fazla kömür dağıtılıyor. Onun için düşük kaliteli Şırnak kömürü dağıtılıyor.”

Vanlılar şimdi büyükşehir olmanın, dertlerine çare olmasını diliyor.

Grafikli anlatımlar ve interaktif sunumların da yer aldığı, Al Jazeera Türk dergi özel uygulamasını iPad ve iPhone’lardan , Android tabletlerden indirebilirsiniz.

AlJazeera Turk
AlJazeera Turk

Latest posts by AlJazeera Turk (see all)