KİRA ÖDER GİBİ ÖDEYECEKSİNİZ…

10 yılda yarım milyondan fazla konut yapıldı. Yüzbinler ev sahibi oldu. Bu yeni evlerin sahipleri kim? Nerelerden geldiler? Nasıl bir gelecek bekliyorlar? Konya, Eskişehir ve Bursa’da, kentsel dönüşüm projelerini dolaştık, TOKİ konutlarında oturanların beklentilerini, sıkıntılarını, memnuniyetlerini dinledik. 

Nevin Sungur

Eskişehir’deki en büyük toplu konut projesi olarak tanıtılan Ihlamur Kent konutlarında bir dairedeyiz. Ev sahibi Nilüfer Ünal kızı Irmak’ı okula hazırlarken bir yandan da bizimle sohbet ediyor. “Ev almayı hep istedik ama kredi ödemeleri çok yüksek olduğu için cesaret edemedik. Hep kirada oturduk. Kiracılık zor. Ben çalışmıyorum, eşim belediyede görevli. Gelirimiz belli. Bu evlerin yapıldığını duyunca cesaret edip aldık, iyi ki de almışız başka türlü ev sahibi olamazdık.”

Ihlamur Kent, biraz ilerisindeki Vadişehir konutları ile beraber, şehir merkezine yaklaşık yirmi dakika uzaklıkta kurulan TOKİ (Toplu Konut İdaresi Başkanlığı) yerleşim alanlarından biri. “Çağdaş ve Güvenli Yaşam” sloganıyla pazarlanan evlerde, yaklaşık 15 bin kişi yaşıyor.

TOKİ kentsel dönüşüm adı altında yeni rant alanları yaratmakla ve tekelleşmekle eleştiriliyor. [HÜSEYİN NARİN/AL JAZEERA]

TOKİ kentsel dönüşüm adı altında yeni rant alanları yaratmakla ve tekelleşmekle eleştiriliyor. [HÜSEYİN NARİN/AL JAZEERA]

İçindeki dükkânların çoğu hâlâ boş olsa da büyük bir alışveriş merkezi, çocuklara jimnastik, ev kadınlarına pilates derslerinin verildiği bir spor salonu, ilkokulu, lisesi; blokların arasında rengârenk plastiklerden çocuk parkları var. Kilometrelerce bomboş devam eden sıkıcı, kahverengi bozkırın ortasında binlerce aileye yeni bir yaşam alanı sunuluyor.

Ünallar da burada yaşamayı seçenlerden. Evlerini 2008’de almışlar. Kira öder gibi ödüyorlar taksitlerini. Nilüfer Hanım’ın söylediğine göre çok az borçları kalmış. Nilüfer Ünal en çok kızları Irmak için seviniyor buraya taşındıklarına: “Daha önce çocuğumu dışarda oynatma imkânım yoktu, şimdi parka gidebiliyoruz.”

Eskişehir'in en büyük toplu konut projesi Ihlamur Kent konutlarında oturan Nilüfer Ünal buradan ev alabildiği ve kiracılıktan kurtulduğu için mutlu. [HÜSEYİN NARİN/AL JAZEERA]

Eskişehir’in en büyük toplu konut projesi Ihlamur Kent konutlarında oturan Nilüfer Ünal buradan ev alabildiği ve kiracılıktan kurtulduğu için mutlu. [HÜSEYİN NARİN/AL JAZEERA]

“Ev sahibi olunca hayatınız nasıl değişti?” diye soruyorum. “Güven geldi.” diyor. “Türkiye’de orta gelirli bir ailenin ev sahibi olması kolay değil biliyorsunuz. Dairenin maliyeti yaklaşık doksan bin lira oldu. Bu kadar makul koşullarda başka hiç bir yerden ev alamazdık, TOKİ’yle geleceğimiz için bir güvenceye kavuştuk.”

Birbirine benzeyen, çok katlı binalar, siteler inşa edip; kentsel dönüşüm adı altında yeni rant alanları yaratmak ve tekelleşmekle eleştirilen TOKİ, yüzbinler için yeni hayaller, fırsatlar demek. TOKİ’nin “Ev hayali bile olmayan insanları ev sahibi yapacağız.” mesajı, site hayatını modernleşme ve zenginleşmenin ilk adımı sayan orta gelir grubundan birçok insana daha konforlu bir gelecek vaat ediyor.

“Tek tip bina düzenli görünüyor”

Konya’nın en büyük kentsel dönüşüm projesinin parçası olan Konevi Konutları’ndaki kaloriferli, dört artı bir dairelerine üç ay önce taşınan Devrim ve Mesut Başer çifti de yeni siteleri eski mahallelere tercih edenlerden. “Ben küçükten beri müstakil bir evde oturduğum için siteleri daha çok seviyorum. Kalabalık bir ortam, güvenli olması hoşuma gidiyor.” diyor Devrim Başer. Ona göre binaların tek tip olması da avantaj: “Düzenli görünüyor. Hatta komşulardan biri balkonunu başka renge boyasa çok rahatsız olurum… Herkes başka şey yaparsa evlerin değeri azalır. Bu ev gelecek yatırımı. Bizim için önemli”.

Devrim ve Mesut Başer 12 yıllık evli. İki kızları var, üçüncüsü yolda. Mesut Bey’e göre, evlerinin en iyi tarafı kaloriferleri: “Daha önceki evimiz sobalıydı, çok üşüyorduk… Doğalgazlı kalorifer büyük rahatlık. Bu binaların ısı yalıtımı da çok iyi, evlerin içi sıcacık. Yeni evde yeni bebek üşümeyecek.” diyor gülümseyerek.

Daireyi plan üzerinde görerek almışlar, müteahhit firma “İnşaat alanı güvenli değil.” gerekçesiyle izin vermemiş gezmelerine. “Buna rağmen çok beğendim, çok kullanışlı bir daire yapmışlar. Hem geniş hem temizliği kolay.” diyerek anlatmaya devam ediyor Devrim Hanım yeni evini. Ancak ikisini de huzursuz eden bir şey var. “Nedir o?” diye sorunca pencereden dışarısını işaret ediyorlar.

Konevi Konutları’nda yeni yaşamlar kurulurken hemen yanı başında çalışan kepçeler, fakir mahallelerin eskimiş evlerini yıkıyor. O evlerde oturanların tamamına yakını hak sahibi olarak bu konutlara taşınmış. Başer ailesinin fertleri çok açık ifade edemese de yeni yaşamlarına yakışmadığını düşündükleri bu komşuluktan pek hoşnut değil: “Müstakil evde oturmaya alışıklar. Siteye ayak uyduramıyorlar. Arabalarını rastgele park ediyorlar mesela. Çok yüksek sesle televizyon seyrediyorlar.”

Aileler sitelerin çocuklar için daha güvenli olduğunu düşünüyor. [HÜSEYİN NARİN/AL JAZEERA]

Aileler sitelerin çocuklar için daha güvenli olduğunu düşünüyor. [HÜSEYİN NARİN/AL JAZEERA]

Birkaç blok ilerideki Hamza Göksal da benzer şeyler söylüyor. “Küçümsemek için söylemiyorum ama aynı yaşam tarzındakilerin bir arada olması daha iyi…”

Hamza ve Dilek Göksal öğretmen. Onlar da yeni taşınmış. İki çocukları var. Eve iki maaş girdiği için başka ailelere oranla ekonomik güçleri biraz daha fazla “Ama sonuçta memur maaşı.” diyor Hamza Göksal, “Etimiz, budumuz belli!”.

Bütün birikimlerini buraya harcamışlar ve hâlâ da harcıyorlar. Ama hayallerini gerçekleştirdikleri için heyecanlılar: “Kuranın bize çıktığını duyunca öyle sevindim ki yüzde 18’lik KDV ödemesine bile dikkat etmemişim. Eve girince otuz yedi bin liraya yakın vergi ödemek zorunda kaldım.” diyor Hamza Bey. Evleri dört oda bir salon. Diğerlerine oranla lüks daire sınıfına girdiğini söylüyor. O yüzden ödemeleri de daha fazla olmuş.

Masrafları bununla bitmemiş. Ev sahibi olmak mutlu etse de evlerde kullanılan malzemenin kalitesi hayal kırıklığına uğratmış Göksal çiftini. Dilek Hanım “Yalıtım ve bina sağlamlığı iyidir ama işçilik ve malzeme beklemeyin diye uyarmışlardı.” diyor: “Mutfak, banyo hepsi çok kalitesiz malzemeyle yapılmıştı. Duvarlarda eğrilik, badanada lekeler vardı. Hiç kontrol etmemişler. Cebimizden on bin lira para harcadık ancak bu hale getirdik.”

Bu durumdan neredeyse bütün ev sahipleri şikâyetçi. Sorun müteahhit firmaların yaptığı işin TOKİ tarafından yeterince kontrol edilmemesi ve maliyetleri düşürmek için ucuz malzeme kullanımı. TOKİ ise evlerin fiyatının çok düşük olduğunu, daha kaliteli konutlar yapmak için büyük çaba sarf ettiklerini ancak inşaatlarda zaman zaman yüklenicilerden kaynaklı istenmeyen gecikme ve bazı hataların oluşabildiğini söyleyerek topu müteahhit firmalara atıyor.

Kötü kalitede malzemenin kullanılması nedeniyle özellikle mutfak ve banyolarda kısa zamanda problemler çıkıyor. Ev alanların büyük bir bölümü var olan tesisatları  yeniden yaptırmak zorunda kaldıklarını söylüyor.

Genelde şehrin dışına yapılan toplu konutlar ulaşım sorununu da beraberinde getiriyor. [HÜSEYİN NARİN/AL JAZEERA]

TOKİ’nin yıktığı evlerden  kalanları satıp para kazananlar da var. [HÜSEYİN NARİN/AL JAZEERA]

Konya’nın ilk uydu kenti

Konya şehir merkezine yaklaşık 25 kilometre uzaklıkta kurulmuş Gödene Mahallesi’ne gidiyoruz. Yaklaşık 17 bin kişinin yaşayacağı bir alan olarak planlanmış ancak evlerin tamamı henüz dolmamış. Merkezden uzaklaştıkça sıkıntılar da, yerel yönetimlerden beklentiler de artıyor.

Hava soğuk, otobüs duraklarında bekleyenler ayazın etkisiyle hafiften titriyor. İşten dönen Gülay Karahan’la sohbet etmeye başlıyoruz. İki sene önce Konya’nın ilk uydu kenti Gödene’ye taşınmışlar. Daha önce Konya’nın kenar mahallelerinden birinde kirada oturuyorlarmış. Tezgahtarlık yapıyor, kocası fabrikada işçi. En büyük problemin ulaşım olduğunu anlatıyor: “Burada iş sahası yok, çalışmak isteyen mecburen şehir merkezindeki çarşıya ya da sanayi bölgesine gidecek. Ben ve eşim şehirde çalışıyoruz. Otobüs seferleri yetersiz. Her gün en az iki saat yolda geçiyor. Çocukların yüzünü zor görüyoruz ama mecburuz başka türlü borçlarımızı ödememiz mümkün değil.”

TOKİ evlerini alanların tamamına yakını kredi kullanıyor. TOKİ kredisi veren bankalar aracılığı ile konut kredisi alanlar da var, bizzat TOKİ’ye borçlananlar da.  Bankalardan kredi alanlar, daha yüksek peşinat ödemeyi göze alsa da sonraki aylarda taksit miktarı sabit. TOKİ’den kredili ev alanların taksitleri ise memur maaşlarındaki artışa endeksli. Her yıl ocak ve temmuzda artıyor. Gülay Karahan gibi birçok insan işçi maaşıyla geçindiği için taksitleri ödemekte zorlanıyor.

Yolda bir grup genç kadınla karşılaşıyoruz. Onlar da işten dönüyor. Buraya taşındıktan sonra artan masrafların altından kalkabilmek için mecburen işe başladıklarını söylüyorlar. “Kirada oturmaktan daha iyi olacak.” diye büyük umutlarla almışlar evlerini. Evdeki hesap çarşıya uymamış. Üç sene önce taşınan Fatma Çardak “78 bin liraya mal olacak diye başladık, masraflar ve zamlarla 130 bini geçecek gibi görünüyor. Enflasyon arttıkça biz de huzursuz oluyoruz.” diyor.

Arkadaşı Zeynep Sarıkaya evlerini sattıklarını anlatıyor: “450 lirayla başladık, 500 liranın üstüne çıktı. Vergisi, ısınması, masrafı, altından kalkamadık. Borçlardan evi sattık. Şimdi aynı evde kiracıyım. 250 lira kira veriyorum.”

“Çocuklar için sosyal imkân var mı?” diye soruyorum. “Buraları daha yeni kuruluyor, yapacak hiçbir şey yok maalesef.” diyor Fatma Çardak: “İki oğlum var. Okuldan sonra bütün gün boşlar. Hiç olmazsa onlar için bir şey olsaydı… Evdeki gerilimden etkileniyorlar. Neredeyse her sabah kavga çıkıyor. Psikolojimiz berbat. Bu kadar zorlanacağımızı bilsem buradan ev almadan önce bir kez daha düşünürdüm.”

“İşin kötüsü de bu.” diye iç çekiyor arkadaşı Zeynep Hanım “Hepimiz için daha iyi olacak diye yola çıktık, uğraştık, çabaladık sonuç kocaman bir hayal kırıklığı.”

Yeşil Bursa artık gri

Bir sonraki durağımız Bursa, TOKİ’nin Türkiye’deki en sorunlu kentsel dönüşüm uygulamalarından biri olan Doğanbey Konutları.

Uludağ’ın eteklerine kurulmuş Hünkâr Köşkü’nden aşağı bakınca, uzayıp giden gri bir şehrin silueti var önümüzde. Bursa uzun zamandır eski ‘Yeşil Bursa’ değil. Türkiye’de son 30 yıldır süren inşaat furyasıyla yeşil alanlar da yok olup gitmiş. Şehirleri birbirine benzeten mimari aynılaşma burada da kendini gösteriyor.

Bir zamanlar Bursa’nın en eski dört mahallesinin bulunduğu arazide yan yana 23 katlı bloklar yükseliyor. Her blokta en az on tane satılık ilanı çarpıyor gözümüze.

Sıkıntıları çok. O yüzden bir araya gelip bir dernek kurmuşlar. Dernek Başkanı Mehmet Aslan, arazinin tamamının burada oturan insanlara ait olduğunu söylüyor: “O zaman iki katlı evlerimiz vardı burada, imar planları bir türlü uygulanamadığı için insanlar senelerce buraları yıkılacak diye tek bir çivi çakamadı. Sonunda şehrin göbeğinde çöküntü oluşmaya başladı. Belediye başkanı burayı TOKİ ile temizleyip yeni evler yapacağız deyince umutlandık.”

Osman Nuri Aybakan da evini aynı umutla teslim etmiş TOKİ’ye: Karşımızdakiler devlet adına iş yaptığı için güvendik. Anahtar tesliminde bana iki daire vereceklerini, karşılığında da 13 bin 500 lira borç yükümlülüğü altına gireceğimi, evlerin 18 ayda biteceğini söylediler. Makul geldi kabul ettim.” Ancak böyle olmamış. Yedi yıl ceplerinden kira ödeyip beklemişler. Borç 120 bin liraya yükselmiş: “Nihayetinde memur emeklisiyim. Beni böyle bir borca soktular. Hayallerimi yıktılar, ailemi perişan ettiler, yaşamdan soğuttular. Buradaki insanların çoğu da benimle aynı durumda.”

74 yaşındaki Yavuz Burhan Hangi birini anlatayım?” diye başlıyor: “Ödeme sıkıntısı bir yana evlerin kalitesi de berbat. Duvarlar akıyor. Mutfak tezgâhları bir yıl olmadan parçalandı. Pencereler, kapılar kapanmıyor, asansörler doğru dürüst çalışmıyor. Çocuklarım desteklemese altından kalkamam bu sıkıntının.”

Doğanbey sakinlerinin bin 500 kişinin müdahil olduğu, geç teslimat nedeniyle açtıkları dava da devam ediyor. Dernek Başkanı Mehmet Aslan’a göre Doğanbey heba edilen bir proje. “Aslında her şey çok daha güzel olabilirdi. Eğer yetkililer verdikleri sözleri tutup, projeleri doğru dürüst uygulasalardı.”

Bursa'daki Doğanbey Konutları, en sorunlu TOKİ projelerinden biri. [HÜSEYİN NARİN/AL JAZEERA]

Bursa’daki Doğanbey Konutları, en sorunlu TOKİ projelerinden biri. [HÜSEYİN NARİN/AL JAZEERA]

Geçen 10  yılın sonunda görülen o ki; TOKİ’den ev alan insanların iyi ya da kötü tecrübelerini, biraz kendi koşulları, biraz da katıldıkları projelerin şartları ve sonuçları belirlemiş. Hayallerini gerçekleştirip ev aldıkları için çok mutlu olanlar da var; bir sürü borca girmek zorunda kaldığı için bin pişman olan da.

Ancak ortak kanı şu, Türkiye gibi ülkelerde ihtiyacı olanlar için sosyal konut yapacak TOKİ benzeri kurumların olması gerek. Şimdi yapılacak iş belki de bu yaşananlardan ders çıkarıp bundan sonraki yıllarda daha kaliteli, güvenli, sorunsuz projeleri hayata geçirmek. Hayal kırıklıklarını, mağduriyetleri azaltmak.

Grafikli anlatımlar ve interaktif sunumların da yer aldığı, Al Jazeera Türk dergi özel uygulamasını iPad ve iPhone’lardan , Android tabletlerden indirebilirsiniz.

AlJazeera Turk
AlJazeera Turk

Latest posts by AlJazeera Turk (see all)