BİTMEYEN KORKU

Kırım Tatarları Türkiye’ye göç eden en kalabalık halklardan. Bu topraklarla derin tarihi bağları, akrabalıkları var. O yüzden yıllar önce Rus baskısından kaçmak için yöneldikleri ilk adres Osmanlı’ydı. Bugünlerde Türkiye’deki Tatarlar huzursuz. Sebebi yine Rusya. 2014’te izledikleri haberler onları yıllar öncesinin acılarına geri götürüyor.

Nilgün Özdal Ünalan

Duvarda el emeği halılar asılı, köşede ‘şöyün’ denilen, çiğbörek kızartılan, en az 100 yıllık dökme Kırım kazanı var; birazdan toprak ocak maltıza yerleşecek. Tatar düğünlerinin baş aktörü, telli şırak (Renkli kâğıt ve çaputlarla süslenmiş bir tür terazi. Terazi, evin dengesi anlamına gelen kadını temsil ediyor.) evin başköşesindeki yerini almış.

Eskişehir’de, Ortaklar köyünde bir evdeyiz. Ev sahipleri, dedeleri 1898’de Kırım’dan göçen Mahide – Yaşar Yılmaz çifti. Tatarca’sı ‘azbar’ olan etrafı duvarlarla örülü bahçesiyle, azbarın bir köşesindeki odalardan uzak tuvaletiyle, ‘aşgana’ denilen mutfağıyla tipik bir Tatar evi. Yıllar geçse de geleneksel olanı koruyabilmişler. Göçüp geldikleri yerlerden küçük anılar evin farklı köşelerine dağılmış.

Çoğunluğu Eskişehir'de yaşayan Kırım Tatarları, geleneklerini ellerinden geldiğince sürdürmeye çalışıyor. [KEMAL SOĞUKDERE/AL JAZEERA ]

Çoğunluğu Eskişehir’de yaşayan Kırım Tatarları, geleneklerini ellerinden geldiğince sürdürmeye çalışıyor. Mahide ve Yılma Yaşar çifti bize telli şırakla poz vermeyi ihmal etmedi. [KEMAL SOĞUKDERE/AL JAZEERA ]

Onlar 150 yıldan fazla süren göçlerin Türkiye’ye getirdiği binlerce aileden biri.

Kırım Tatarları ve tarihi uzmanı Prof. Dr. Hakan Kırımlı’ya (1) göre yaklaşık 2 milyon Kırım Tatarı, Osmanlı – Türkiye topraklarına göçmek zorunda kaldı. Yaşadıkları, başlarından geçenler benzer. Korku, açlık, sefalet, ölüm, ağır kayıplar.

Kırım’da nesiller boyu anlatılan anıların temel duygusudur bunlar. Ben de yıllarca bunları dinleyerek büyüdüm.

Babamın büyükannesi Emine Kartiy ve ailesinin bir zamanlar Kırım’da kocaman bir çiftliği olduğu, sonra o çiftlikte nasıl köle gibi çalıştırıldığı… Bunların aile toplantılarında anlatıldığını şimdi hayal meyal hatırlıyorum.

Birbiri ardına patlayan Osmanlı – Rus Savaşları büyük büyük babaannem ile ailesini doğup büyüdükleri topraklarda yaşayamaz hale getirmiş.

Ruslar topraklarını ellerinden alıp, kendi çiftliklerinde ücretsiz, karın tokluğuna, bazen de aç karnına çalıştırmaya başlamış onları.

Bunlara bir de kıtlık eklenince, kurtuluşu o yıllarda Osmanlı toprağı olan Romanya’ya kaçmakta bulmuşlar.

Ama kaçtıkları Romanya’ya da savaşın uğraması uzun sürmemiş. Meşhur 93 (2) Harbi patlamış. Savaşın sonunda Romanya da Osmanlı’dan çıkmış, yine bizimkilere göç yolları görünmüş.

Kırım Tatarları uzmanı Hakan Kırımlı,  Türkiye'nin 46 farklı şehrini 15 yıl boyunca gezmiş. Bu şehirlerde toplam 295 Kırım Tatar köyü tespit etmiş. [KEMAL SOĞUKDERE/AL JAZEERA ]

Kırım Tatarları uzmanı Hakan Kırımlı, Türkiye’nin 46 farklı şehrini 15 yıl boyunca gezmiş. Bu şehirlerde toplam 295 Kırım Tatar köyü tespit etmiş. [KEMAL SOĞUKDERE/AL JAZEERA ]

Büyük büyük babaannemiz 80 yaşında ölürken bile Kırım’ı sayıklıyormuş. Ailenin büyükleri bu dünyadan göçtükçe, onlarla ilgili anılar, bilgiler de soluklaşıyor.

Ben Tatarca’yı anlıyor ama konuşamıyorum. Oğlum belki de hiç duymayacak. Eski düğünler, şarkılar, gelenekler yok artık. 10 yıl önce Kırım’a gittiğimde, dedelerimin vatanı Kerç’de kendimi harika hissetmiştim. Sanki bir parçam oraya aitmiş gibi. Muhtemelen oğlum bunu yaşayamayacak. Artık Kırım’da Tatarlar için hayat nasıl şekillenecek belirsiz. İşte bu, acı veriyor. Binlerce Kırım Tatarı’nın da benim gibi hissettiğini biliyorum.

Bugün de duygular, yüzyıllar öncesiyle aynı. Hâlâ korku ve endişe var. Türkiye’deki Tatarlar Kırım tamamen Rus kontrolüne geçtiği için endişeli. Kendi deyişleriyle Rusya’nın Kırım’ı bir kez daha alışını izliyor, yıllar öncesinin acılarını hatırlıyorlar.

“Rus denen boyu batasıca, babacığımın Türkiye’ye kaçmayan amcalarını, teyzelerini, halalarını topluyor koyuyor vagona. Gemiye bindiriyor. ‘Sizi Türkiye’ye gönderiyoruz.’ diyor. Bizimkiler de seviniyorlar. Ruslar gemi 100 metre gidince üzerlerine bomba atıyor. Hepsini öldürüyor.” Tatarca adıyla Zilika, nüfus cüzdanındaki adıyla Seher Zeliha Töre 78 yaşında. Eskişehir’de yaşıyor. Anlattıkları yaşandığında, henüz sekiz yaşındaymış.

Babası Aldülkayır (Abdülhayri) o olaydan 47 yıl önce, ailesiyle Kırım’dan ayrılmış. 17 yaşındaymış. Kapılarda nöbet tutarak namaz kılmaya, her an Rus baskını olacak korkusuna, açlığa dayanamayıp, yedi aile 1897’de bir tek üzerlerine üç kat üst üste giydikleri kıyafetlerle kaçmışlar. Gündüzleri saklanıp geceleri yürüyüp üç gün sonra gemiye binmişler. Önce Sinop’a sonra da İstanbul’a varmışlar. Dört gün kaldıkları İstanbul pahalı ve kalabalık gelince, akrabalarının yanına, bundan sonra memleket kabul ettikleri Eskişehir’e gitmişler.

Zilika Teyze göçten 39 yıl sonra doğmuş. Babasının hayat hikâyesini her gün dinlediği için detaylara hâkim.

Şevket Tanagöz'ün özenle sakladığı anıları. [KEMAL SOĞUKDERE/AL JAZEERA]

Şevket Tanagöz’ün özenle sakladığı anıları. [KEMAL SOĞUKDERE/AL JAZEERA]

Zilika Teyze’nin evinden çıkıp iki sokak ötedeki Şevket Tanagöz’le buluşuyoruz. O ve eşi 78 yaşındaki Neriman Teyze tek katlı müstakil evlerinde, kaloriferleri olsa da illa ki yakılan sobalarında demlenen çaylarıyla karşılıyorlar bizleri. 90 yaşında ama hiç doktora gitmemiş eski toprak Şevket Amca, Eskişehir’in ilk eczacı kalfalarından. Her ilacı kendileri hazırlarmış eskiden. Hâlâ formüllerini saklıyor. Sakladığı başka şeyler de var: “Doğum Yeri: Kırım” yazan üç ayrı devirden üç ayrı nüfus cüzdanıyla, anavatanından kalan anıları…

“Yedi yaşımda geldim Kırım’dan. Geldiler Ruslar. ‘Rus tebaasına geçeceksiniz, isminiz değişecek, artık sünnet olmak yok.’ dediler. Babam karar verdi, Türkiye’ye göçtük.”

Şevket Amca ile yaşıt ve yine Kırım doğumlu Hüseyin Tarhan da her ayrıntıyı hatırlıyor. “Aldılar, her şeyimizi aldılar. 1931-1932’de kıtlık oldu. Zaten yoktu, olanı da Ruslar aldı. Buğdayı, patatesi çukur kazıp saklardık. Ruslar bulurdu. Aç kalmamak için altın verip bizden çaldıkları buğdayları aldık.”

Neriman Tanagöz 78 yaşında. O Türkiye'de doğmuş. Rusların atalarına yaptığı haksızlıkları dinleyerek büyümüş. [KEMAL SOĞUKDERE/AL JAZEERA ]

Neriman Tanagöz 78 yaşında. O Türkiye’de doğmuş. Rusların atalarına yaptığı haksızlıkları dinleyerek büyümüş. [KEMAL SOĞUKDERE/AL JAZEERA ]

Türkiye’de Kırım Tatarlarıyla ilgili en ciddi ve kapsamlı araştırmaları yapan Profesör Hakan Kırımlı’nın ve eşi Elmaz Kırımlı’nın anlattıkları da benzer. “Dedem anlattı, tarlalarda buğday çürüyormuş ama yaklaşmalarına izin verilmemiş. Bilinçli olarak açlık yaratmışlar. Altın karşılığı ekmek vermişler. Dokuz-on çocuklu ailelerden tüm çocuklarını kaybedenler olmuş.”

Kırım Tatarlarının en çok yaşadığı yer Eskişehir. İkinci Dünya Savaşı sonrasında gelen 92 yaşındaki Hüseyin Tarhan şehre en son yerleşenlerden. 65 yıldır Türkiye’de. Hayatıyla yaşayan bir tarih. Hissettikleriyle de Kırım Tatarlarının duygusal izdüşümü.

Tatarların ünlü, lezzetli çiğböreği. Püf noktası çok kızgın yağda çok kısa süre pişirilmesi. [KEMAL SOĞUKDERE/AL JAZEERA]

Tatarların ünlü, lezzetli çiğböreği. Püf noktası çok kızgın yağda çok kısa süre pişirilmesi. [KEMAL SOĞUKDERE/AL JAZEERA]

Röportaj yaptığımız gün Eskişehir’de, kentin 2013 Türk Dünyası Kültür Başkenti olması nedeniyle planlanan ve bu yıla sarkan etkinlikte, Özbekistan’dan, Kırgızistan’dan, Azerbaycan’dan, Tataristan’dan ve Kırım’dan katılımcıların olduğu Türki Cumhuriyetleri toplantısı vardı. Hüseyin Tarhan da konferansa davetliydi. Ama katılmaya tereddüt ediyordu. “Neden?” diye sorunca korkuyla cevap verdi: “Orada Rus var mıdır?”

Tarhan’ın Kırım’ı sonradan ziyaretleri de huzurlu geçmemiş, hep aynı his varmış: “KGB (o yıllardaki Sovyet Gizli Servisi) beni takip ediyor, zehir verecekler.”

Şimdi, geldikleri topraklarda olup bitenler onları ürkütüyor. Geçmişte uğradıkları haksızlıkların tekrarlanacağından korkuyorlar.

Kırım artık resmen Rusya’ya bağlandı. Ukrayna’da Batı’nın desteklediği yeni yönetimin kurulmasının ardından Moskova, nüfusunun yaklaşık yüzde 60’ı Rus olan Kırım’a müdahale etti. Bölge önce fiilen Rus askerinin denetimine geçti, ardından da 16 Mart 2014’te yapılan referandumun sonucuna dayanarak Rusya tarafından ilhak edildi. Bu karardan önce Kırım, Ukrayna’ya bağlı özerk bir bölgeydi.

Kırım nüfusunun yüzde 13’ünü oluşturan Tatarlar buna şiddetle karşıydı ama Rus nüfusa karşı sesleri cılız kaldı.

Türkiye’deki Kırım Tatarlarına göre, bu, kâbus senaryosunun hayata geçmesi demek. Hüseyin Tarhan bunun sebebini yıllar boyu dinledikleriyle açıklıyor: “Rusya toprağa doymuyor. Sovyetler dağılınca gidenlere mektup yollayıp ‘Vatanınıza dönün.’ demişler. Dönenleri ya hapse atmış ya da yolda içeceklerine zehir katıp öldürmüşler. İstemem Rusları. Onlar Tatar düşmanı.”

Tatarların korkuları, referandumdan sonra basının karşısına çıkan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in de gündemindeydi. “Geçmişte Tatarlar adaletsizlikle karşılaştı. Bundan sonra Kırım Tatarlarının koşullarının iyileştirilmesi için gereken yapılacak. Kırım’da artık Rusça, Ukraynaca, Tatarca olmak üzere üç dil olacak.” dedi.

Ataları iki kez göç yollarına düşen 69 yaşındaki emekli mühendis Rıfat Baybörü’ye göre, geçmiş bu sözlere güvenmeye engel: “Ruslar ile Tatarların bin senedir münasebetleri var. İyi günleri de olmuş ama daha çok kötü günler var. Geçmişe bakınca diyoruz ki bu durum iyi olmadı bizim için. Belli ki Rus baskısı artarak devam edecek. Kırım’daki soydaşlarımıza Allah sabır, gayret, kuvvet versin.”

Kırım Sivastapol Liman'ı Rusya'nın deniz gücü için kritik önemde. [REUTERS]

Kırım Sivastapol Liman’ı Rusya’nın deniz gücü için kritik önemde. [REUTERS]

Prof. Dr. Hakan Kırımlı, Putin’in neden güven uyandırmadığını şöyle izah ediyor: “İşgal olmasa da zaten asimile olmanın eşiğine gelmiştik. Gençlerin çoğu Tatarca bilmiyor, Rusça anlaşıyor. Dil, din özgürlüğü, kültürel haklar zaten yoktu. Putin Hollanda başbakanı değil ki. Çeçenistan’da yarım milyon insanı gözünü kırpmadan öldürdü. İki teröristi öldürmek için 300 Rus’un ölmesine göz yumdu. Müslüman Kırım Tatarları Osmanlı’nın bir parçası olarak görülüyor. Stratejik önemdeki Kırım’da Türk ve Müslüman halk istenmiyor. Ayrıca Tatarlar çok inatçı ve dirençliler. Bunu anlamak için 1944 sürgününden dönüş hikâyelerini, o müthiş mücadeleyi hatırlamak yeterli. Dünyayı titreten Ruslardan haklarını almak için Kremlin önünde günlerce gösteri, açlık grevi yapıyorlar. Silah yok. Sivil direnişle mücadele ediyor. İnsan hakları konusunda Rusya’yı zorlayacak bir güç.”

Kırım, stratejik konumuyla hep kritik önemde oldu. “Karadeniz’e sahip olmak istiyorsanız Kırım’a sahip olmanız gerek.” der tarihçiler. Tarih boyu sıcak denizlere inmek isteyen Rusya’nın deniz hâkimiyeti için kritik iki üssünden biri Kırım Sivastopol, diğeri ise Suriye’deki Tartus Limanı’nda.

Kim bu Kırım Tatarları?

Kırım Tatarları 15’inci yüzyılın ilk yarısında tarih sahnesine çıkan Kırım Hanlığı’nın asli halkı. Türk-Moğol devleti Altın Orda’nın (Altın Ordu) devamı. Anavatanları Kırım olan Sünni Müslüman halk.

Kırım Hanlığı’nın Osmanlı himayesine girdiği tarih 1475. İttifak 300 yıl sürüyor. 1774 Osmanlı – Rus Savaşı’ndan sonra Kırım önce bağımsız oluyor, ardından da Rusya tarafından ilhak ediliyor.

Kırım’dan Osmanlı İmparatorluğu’na kitlesel göçler 1700’lerin sonunda başlıyor. Ana göç nedeni, 18’inci yüzyıldan itibaren neredeyse her 20 – 25 yılda bir çıkan Osmanlı – Rus savaşları.

Özellikle de 1783’ten sonra yani Kırım’ın II. Katerina tarafından işgalinin ardından ‘Tatarsız Kırım’ politikası uygulanmaya başlıyor ve yıllar içinde baskı arttıkça artıyor. Ruslar, Kırım Tatarlarına siyasi, dini ekonomik, sosyal baskılar ve sınırlamalar uyguluyor; dilini kullanmasına, gelenek ve göreneklerine engel oluyor, ileri gelenlerini sürgünlere yolluyor.

Tatarlar dalgalar halinde “Qarşı, Aqtopraklar” dedikleri Osmanlı – Türkiye’ye göçüyor. Yerlerine Ruslar iskân ediliyor.

  • KİTLESEL GÖÇLER
  • 1792-1793: Osmanlı – Rus Savaşı sonrası
  • 1802-1803: Topraksızlaştırma politikaları sonrası
  • 1812-1813: Osmanlı – Rus Savaşı sonrası
  • 1830’lar: Ekonomik kriz sonrası
  • 1859-1865: Kırım Savaşı sonrası
  • 1877-1878: 93 Harbi ve sonrası
  • 1912-1913: Balkan Savaşları ve sonrası
  • 1914-1918: Birinci Dünya Savaşı ve sonrası
  • 1920’ler ve 1930’lar: Büyük açlık ve kıtlık dönemi sonrası
  • 1930 ve sonrası: Çarlık döneminde Türkiye’ye göç edip Osmanlı vatandaşı olan ve sonra Kırım’a dönen Tatarların çıkarılması
  • 1939-1945: İkinci Dünya Savaşı ve sonrası

En büyük göç, Kırım Savaşı’yla oluyor. 1859 – 1865 yılları arasında 300 bin Kırım Tatarı Osmanlı’ya kaçıyor. Bu, Osmanlı’nın o zamana kadar karşılaştığı en büyük göçlerden. Sonuçta Kırım Tatarları bu göçle ilk kez yarımadada çoğunluğu kaybediyor.

İlk yıllarda Rumeli’ye göç edenler, 93 Harbi ve 1912 – 1913 Balkan Savaşları’nın ardından buradaki topraklar Osmanlı’nın elinden çıkınca ikinci kez göç ederek Anadolu’ya geliyor.

 

En çok Tatar köyünün olduğu şehirler sırasıyla; Eskişehir, Ankara, Balıkesir, Tekirdağ. [KEMAL SOĞUKDERE/AL JAZEERA ]

En çok Tatar köyünün olduğu şehirler sırasıyla; Eskişehir, Ankara, Balıkesir, Tekirdağ. [KEMAL SOĞUKDERE/AL JAZEERA ]

Göç koşulları

Gelenlerin çoğu deniz yoluyla Anadolu’ya ya da İstanbul’a ulaşıyor. Azgın Karadeniz dalgalarında batan ya da karaya oturan gemiler var. Aylarca sokakta, şanslılarsa bir camiye sığınarak yerleştirilmeyi bekleyenler oluyor. Samsun’dan Ceyhan’a günlerce yürüyenlerin hikâyeleri bugüne kadar ulaşmış.

Kırım’dan gelenler için iklim koşulları da büyük sıkıntı olmuş. Annesi ve babası 1902 yılında Kırım Akmescit’ten Adana Ceyhan’a gelen Hakkı Yeşil’in hatıra defterinde de bu anılar var: “Annemin dayısı Kırım türküleri söyleyip her gün gözyaşı dökermiş. Kırım’ın hasretinden vefat etmiş; hemen ardından da hanımı. Sonraki üç, dört yıl içinde de iklim değişikliğine alışamayan nenem Ersultan Hanım ve dedem Abdulhamit Bey ölmüşler.”

Bu olanlar, ilerleyen yıllarda Meclis tutanaklarına da yansımış. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 28 Şubat 1921 tarihli tutanağında “1880’den sonra Ceyhan’a yerleştirilen 60 bin Tatardan ancak 10 bini kalmıştır. İklim ve sağlık sorunları nedeniyle ırkları kırılmıştır.” ifadeleri var.

Tatarlar için en ağır dönem, Rusya’da Josef Stalin’in ülkeyi yönettiği zamanlardı. 8 Nisan 1944’te Kızıl Ordu, Almanların boşalttığı Kırım’a girer girmez, Nazilerle işbirliği yapıp, Ruslara ihanet ettikleri gerekçesiyle binlerce Tatarı idam ediyor.

17 – 18 Mayıs 1944 gecesi halk yanlarında çok az eşya ile birlikte göçe zorlanıyor. O günü yaşayanlar aynen Nazilerin Yahudilere yaptığı gibi topluca öldürüleceklerini düşündüklerini anlatıyor. Havalandırması olmayan yük vagonlarına tıkıştırılan binlerce insan, aç biilaç Orta Asya’ya doğru yola çıkarılıyor.

Büyükbabası Kırım’dan Romanya Köstence’ye, oradan da Kırşehir’e göç eden, akrabalarının çoğunu ilk yerleştirildikleri yer olan Bursa’daki sıtma salgınında kaybeden 60 yaşındaki Halil İbrahim Karakaya bugün benzer bir şey olmasından hâlâ korkuyor. “Kahroluyoruz. Kırım’da kaos, korku var. 1944 sürgünü gibi gece basıp öldürmelerinden korkuyoruz. İnşallah olmaz öyle bir şey. Allah göstermesin, olursa yardım ederiz.”

Eski kuşak gelenek, görenekleri, Tatarca'yı hâlâ koruyor. Ama genç kuşaklar için bu geçerli değil. [KEMAL SOĞUKDERE/AL JAZEERA]

Eski kuşak gelenek, görenekleri, Tatarca’yı hâlâ koruyor. Ama genç kuşaklar için bu geçerli değil. [KEMAL SOĞUKDERE/AL JAZEERA]

Kurt Seyit’le cephede

Osmanlı döneminde bu topraklara gelen hiç kimse geri çevrilmemiş. Hatta Kırım Tatarları göç için teşvik edilmiş. Çoğuna toprak verilmiş, ev yardımı yapılmış. 1930’lardan sonra gelenler yardım alamamış. Zira o dönemde dünyadaki ekonomik krizin etkileri genç Türkiye Cumhuriyeti’nde de kendini hissettiriyordu.

Çoğu Kırım göçmeni özellikle de 20’inci yüzyılın başında savaştan kaçıp gelenler, Osmanlı’da yıllarca süren cephelerde bulmuşlar kendilerini. Ümit Yüksel’in dedesi, kendisi gibi Kırım Tatarı olan, bugünlerde hayatı bir TV dizisinde anlatılan meşhur Kurt Seyit’le birlikte Galiçya cephesinde çarpışmış. “Polatlı’dan 11 kişiyi askere alıyorlar, üç kişi hayatta kalıyor. Biri dedem. Ver elini Galiçya cephesi. Kurt Seyit’le savaşıyor. Yazlık kıyafetle gidip ölen Rus askerlerinin kıyafetlerini giyiyorlar. Çanakkale’ye de gidiyor ama bitlenip zafiyet geçiriyor…”

Kırım’da bugün 18 Mayıs 1944 sürgününde hayatta kalıp anavatanına dönenler ve çocuklarından oluşan yaklaşık 300 bin Tatar yaşıyor. Tüm Tatarların nüfusu ile ilgili sağlıklı bir bilgi yok. Profesör Hakan Kırımlı’ya göre, çoğu Türkiye’de olan diasporadaki Kırım Tatarlarının sayısı Kırım’dakinin en az 10-15 katı.

Kırımlı, Türkiye’de şehir şehir, köy köy dolaşmış. “Trakya’ya gidin. Orada bile, her köyde en az bir iki Tatar kökenli mutlaka var. Tam sayıyı söylemek imkânsız ama tahmini rakam en az dört beş milyon.” diyor.

Kesin sayıları belli değil belki ama Türkiye, Tatarlar için hep en güvenli vatan olmuş. Kalplerinde Kırım’ın yeri ayrı tabii. Eğer Alman filozof Friedrich Nietzsche’nin dediği doğruysa, Kırımlılar çektikleri acılarla dünyanın en güçlü halklarından biri. Ama artık ata topraklarında daha fazla acı görmek istemiyorlar.

[1] Uluslararası ilişkiler ve tarih uzmanı Prof. Dr. Hakan Kırımlı Osmanlı ve Rus arşivlerinde 100 bin belgeyi taramış, 20 yıl boyunca 350 bin kilometre seyahat ederek Kırım göçmenleriyle konuşmuş. Kırımlı tespitlerini “Türkiye’de Kırım Tatar ve Nogay Köy Yerleşimleri” adlı kitabında toplamış.

[2]  1877 – 1878 yılları arasındaki Osmanlı – Rus Savaşı. Rumi takvime göre 1293 yılına denk geldiğinden Osmanlı tarihinde 93 Harbi olarak geçiyor. Osmanlı’nın batı sınırındaki Tuna (Balkan) ve doğu sınırındaki Kafkas Cephesi’nde savaşıldı. Osmanlı yenildi, Balkanlar üzerindeki hâkimiyetini büyük ölçüde kaybetti.

Grafikli anlatımlar ve interaktif sunumların da yer aldığı, Al Jazeera Türk dergi özel uygulamasını iPad ve iPhone’lardanAndroid tabletlerden indirebilirsiniz.

AlJazeera Turk
AlJazeera Turk

Latest posts by AlJazeera Turk (see all)