BETONDAN VADİLER

Karadenizliler HES’lere bu adı takmış. Hidroelektrik santrallerin Türkiye’nin en yeşil coğrafyasına büyük zarar verdiğini, gereğinden fazla sayıda yapıldığını düşünenler onlar. DSİ’nin verilerine göre, son 1.5 yılda tamamlanarak işletmeye alınan 112 HES’ten 17’si, inşaatına başlanan 48 HES’in ise 21’i Karadeniz’de. Ancak bölgede HES’lere karşı olmayan, destekleyenler de az değil.

Cengiz Erdil

Dağların denizin üzerine adeta yıkıldığı Doğu Karadeniz Bölgesi’nde irili ufaklı yüzlerce dere, yeşil ile mavinin her tonunu harmanlayan kılcal damarlar gibidir. Muhteşem coğrafya dereler olmadan hayat bulamaz. Bu damarlardan akan su, yöredeki hayatın da gerçek anlamıdır. Kimi zaman çılgın, kimi zaman durgun dereler aşağıya da yukarıya da aksa, halkın türküleriyle Karadeniz’e karışır. Mevsimine göre yöre halkının dostu veya belalısıdır.

Karadeniz dereleri son yıllarda enerji başlıklı HES (Hidro Elektrik Santral) projeleriyle tartışma konusu. 16 yıldır devam eden HES tartışmasında yöre halkı ikiye bölündü. Çevrecilerin de destek verdiği grup HES’lerle derelerin kuruduğunu iddia ederken, diğer grup boşa akan suların değerlendirildiği görüşünde.

Karadeniz, Türkiye’nin akarsu açısından en zengin bölgesi. Bu kare de Askaros deresinden. [KEMAL SOĞUKDERE/AL JAZEERA]

Karadeniz, Türkiye’nin akarsu açısından en zengin bölgelerinden. Bu kare de Askaros Deresi’nden. [KEMAL SOĞUKDERE/AL JAZEERA]

Devlet Su İşleri’nin (DSİ) hesaplamalarına göre, bölgede yılda 13 milyon metreküp su boşa akıyor. Devlet ve enerji şirketleri, denize dökülen bu suyu değerlendirmek için HES’ler şart diyor. Durum ne, kim ne diyor, yerinde inceledik. Karadeniz’in vadilerinde HES manzaraları çektik.

Askoros (Taşlıdere) Deresi ve Andon Vadisi

Yörede adına en çok türkü yakılan deredir Askoros Deresi… Rize’ye 7 kilometre uzaklıkta, sonunda da Andon Vadisi var. Rize’nin içme suyunu sağlıyor. 45 kilometreyi bulan vadi derinliğinde beş yıl önce açılan HES, su olmadığı için çalışmıyor. Askoros adeta kurumuş. Bazı yerlerde kayaları, taşları ıslatacak su bile yok, bazı yerlerde de ağır bir lağım kokusu var. Çünkü derelere bazı köylerin atık suları karışıyor. Yörede kanalizasyon sistemi yukarı kesimlerde yok. Bu yüzden su olmadığı zamanlar lağım kokusu oluyor.

Turna, bıyıklı sazan, alabalık ve memeli canlı dere kunduzunun yuvasıydı Askoros. Artık nadiren görülüyorlar.

Askaros Deresi’ne beş yıl önce HES yapılmış ama şu an su olmadığı için çalışmıyor. [KEMAL SOĞUKDERE/AL JAZEERA]

Askaros Deresi’ne beş yıl önce HES yapılmış ama şu an su olmadığı için çalışmıyor. [KEMAL SOĞUKDERE/AL JAZEERA]

Zirveye çıkıyoruz. Andon Vadisi’nin en uç yaylasında Delâl’dayız. Yörede ‘HES’i kapattıran adam’ olarak bilinen Kazım Delâl’i buluyoruz. Yurttaş Kazım veya Kazım Dayı olarak tanınıyor. Evinin damında kurulan tuzaklara rağmen ayının yediği 4 kiloluk bal peteklerini gösteriyor. “Kızmıyorum onlara. Ama ayıların bile dayısı var. Bizim yok. Toprağımı alacak HES’le 10 yıl mücadele ettim. İneğimi sattım, dava açtım, kazandım.” diyor. Yurttaş Kazım, “Vadiler HES dolarsa ayılara da bize de yer kalmaz, gideriz.” diye dert yanıyor.

Yurttaş Kazım’ın mahkeme yoluyla kapattırdığı HES’ten geriye kalan manzara pek iç açıcı değil. Su aktarım tünellerine sular dolmuş. Çevrede hurdalar var. Dere yatağı bozulmuş. Hafriyat gelişi güzel bırakılmış. Söz konusu HES, 300 bin nüfusun içme suyunun sağlandığı Andon İçme Suyu Tesisleri yanında kurulacaktı. Derelerin Kardeşliği Platformu sözcüsü Ömer Şan, “Bu HES taşıma suyla çalışacaktı. Mahkeme bu yüzden durdurdu.” diyor.

Mahkemenin iptal kararında, HES projesiyle ilgili hazırlanan çeşitli dosya ve raporlarda bölgenin birçok özelliğinin görmezden gelindiği, eksiklikler olduğu, çeşitli ölçüm ve kriterlerin yer almadığı belirtilen bilirkişi raporundaki saptamalara yer veriyor. Mahkeme kararında, bölgeye ilişkin hiçbir önlem çalışmasının yapılmadığı ve şirketin bütün eksik taahhütlerine karşın bunlara yeterince önem verilmediği de vurgulanıyor.

Askoros Deresi’nde bazı yerlerde kayaları ıslatacak su bile yok. [KEMAL SOĞUKDERE/AL JAZEERA]

Askoros Deresi’nde bazı yerlerde kayaları ıslatacak su bile yok. [KEMAL SOĞUKDERE/AL JAZEERA]

Senoz Vadisi

Senoz Vadisi’nin yolu Rize’nin Çayeli ilçesinden başlıyor. 40 kilometreyi bulan vadide üç HES çalışıyor, üç HES de proje aşamasında. Vadide 12 köy var. Ahmet Ali Kork elektrik mühendisi. Emekli olup köyüne dönenlerden. Ona göre, enerji önemli ancak vadide çok yanlış bir planlama yapıldığını söylüyor ve iddia ediyor: “Çok değil 10 yıl içinde bu vadi kuruyacak.”

ÇAYKUR (Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü), Senoz Vadisi’ni organik çay tarımı bölgesi ilan etmiş. Bin 750 üretici organik tarım yapıyor. Kork, “Bu ne yaman çelişki bir yanda organik tarım, bir yanda HES’ler, umarım bu iş yürür.” diye konuşuyor.

Mahmut Tarlacı HES’lerin yanı sıra taş ocaklarından da şikâyetçi. Patlama sırasında evini 200 kiloluk bir taş yıkmış. Canını zor kurtarmış.

“Burada çok güzel bir balık çiftliği vardı. Somon ve benekli alabalık üretiyordu. HES ve taş ocakları yüzünden kapandı. Kum deposu oldu.” diye anlatıyor.

Yusuf Ziya Arslan, İncesırt köyü eski muhtarı. O tam tersi görüşte. “HES’ler zarar falan vermiyor. İşte yukarıda yapıldı. Çevresi hemen kızılağaçla doldu. Burada kayanın üzeri bile yeşil, görmüyor musun?” Arslan’a göre, HES’lerde sorun can suyu. Yatağa yeterli su bırakırlarsa sorun kalmayacağını savunuyor.

Senoz Vadisi’nde organik çay tarımı yapılıyor. 1750 üretici projeye destek veriyor. Vadide üç HES proje aşamasında. [KEMAL SOĞUKDERE/AL JAZEERA]

Senoz Vadisi’nde organik çay tarımı yapılıyor. 1750 üretici projeye destek veriyor. Vadide üç HES proje aşamasında. [KEMAL SOĞUKDERE/AL JAZEERA]

Türkiye’nin enerji ihtiyacı

Elektrik Üretim A.Ş.’nin (EÜAŞ) 2013 Elektrik Üretim Sektör Raporu’na göre, Türkiye’de 2013’de 239,3 milyar kilovatsaat elektrik üretildi, bunun yüzde 24,8’i yani yaklaşık 60 milyar kilovatsaati hidroelektrik kaynaklardan sağlandı.[1]

“Hidroelelektrik kaynaklar” ifadesi hem barajları hem de akarsu üzerine kurulan regülatörlü santralleri kapsıyor. Karadeniz Bölgesi’nde yaygın olan ve daha çok özel sektöre ait olan HES’ler regülatörlü olanlar. EPDK’nın verilerine göre 30 Nisan 2014 sonu itibariyle Türkiye’deki toplam kurulu enerji gücünün yüzde 24,8’ini barajlı, yüzde 10’unu regülatörlü santraller oluşturuyor. Ancak bu sistemlerin enerji üretimine ayrı ayrı ne kadar katkısı olduğu konusundaki sorumuzu hem Devlet Su İşleri (DSİ) hem de Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) yanıtsız bıraktı.

DSİ’nin verdiği bilgiye göre, Türkiye’nin enerji ihtiyacı yıllık yüzde 4-5 civarında artıyor. Bu varsayımla 2030’da 450-500 milyar kilovat saat enerji tüketilmesi söz konusu. DSİ, hedefin 2023’e kadar, Türkiye’de tespit edilen 165 milyar kilovat saatlik hidroelektrik potansiyelin tamamının kullanılması olduğunu söylüyor.

Başbakanlık Türkiye Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı’na göre de, 2023’e kadar Türkiye’deki enerji talebini karşılamak için 120 milyar dolarlık yatırım gerekiyor.[2] Bu da Türkiye’nin toplam dış borcunun yaklaşık yüzde 31’ine tekabül ediyor.

Devlet şu hesabı yapıyor; 50 milyar dolar özel şirketler öz kaynak yaratırsa kalanı da uluslararası piyasalardan sağlanabilir. Teşvikler, arazi kamulaştırmalarında ve istihdamda sağlanan kolaylıklar,  enerjiyi hareketli sektörlerden biri yaptı. Projeler bir bir ortaya çıktı. Her derenin, vadinin, su dönemecinin olduğu yer için HES projeleri geliştirildi.

DSİ’nin verdiği bilgiye göre, kamuya ve özel şirketlere ait olmak üzere Türkiye’de faaliyette olan toplam HES sayısı 468. Bunların 114’ü Karadeniz Bölgesi’nde. Doğu Karadeniz bölgesinde bugün itibariyle 84 HES faaliyette. 37 HES inşaat, 85’i ise lisanslama aşamasında.

Devlet artan tepkilerden dolayı artık her HES’e kolay kolay lisans vermiyor. Ancak bölgenin bu kadar sayıda projeyi kaldırmayacağı yaygın görüş.

Karadeniz'de ilk HES’in temeli eski başbakanlardan Adnan Menderes tarafından atılmış. İkizdere Hidroelektrik Santrali 1961'de yapılmış. 2007’de ise bu HES özelleştirildi. [KEMAL SOĞUKDERE/AL JAZEERA]

Karadeniz’de ilk HES’in temeli eski başbakanlardan Adnan Menderes döneminde atılmış. İkizdere Hidroelektrik Santrali 1961’de yapılmış. 2007’de ise bu HES özelleştirildi. [KEMAL SOĞUKDERE/AL JAZEERA]

Karadeniz Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi eski öğretim üyelerinden Prof. Dr. Hızır Önsoy, Doğu Karadeniz ve sular konusunda kafa yoran bir biliminsanı. Önsoy, HES’ leri sonuna kadar savunmasıyla tanınıyor ama aşırıya kaçıldığını düşünüyor.

“Su kullanım anlaşmasını çerçeveleyen 4628 sayılı yasaya göre, akarsulara, çoğu kez bilinçsiz saldırılar oldu. Bütün akarsu havzalarında, kim nerede bir HES regülatör yeri bulduysa, apar topar ön etüt hazırlayıp DSİ’ye başvurdu. Her başvuru olumlu sonuçlandı, HES projeleri başladı. Her bir başvuru yeri için, bağımsız fizibilite (uygunluk) etüdü yapıldı. Halbuki havza bazında, bütün başvurular toplanıp birlikte bir fizibilite çalışması yapılmalı ve ona göre, hangi projelerin olumlu hangilerinin olumsuz olduğu tespit edilmeliydi. Böyle bir çalışma yapılmadı. Sonucunda, birçok akarsu havzasında olduğu gibi, plansız bir şekilde ‘Merdiven Basamaklı HES’ler karşımıza çıktı. Akarsu havzalarında dengeler bozuldu, karmakarışık oldu. Çevre sorunları baş gösterdi, doğal hayat perişan oldu.”

HES'lere karşı çıkanların temel itirazlarından biri, Karadeniz'de, bölgenin kapasitesinin üzerinde HES projesine onay verilmesi. [KEMAL SOĞUKDERE/AL JAZEERA]

HES’lere karşı çıkanların temel itirazlarından biri, Karadeniz’de, bölgenin kapasitesinin üzerinde HES projesine onay verilmesi. [KEMAL SOĞUKDERE/AL JAZEERA]

Hızır Önsoy, dere kunduzu, benekli alabalık gibi türlerin yok olduğunu, taş ve moloz yığınlarının dere kenarlarına bırakıldığını, dere yataklarıyla oynandığı için suyun akış hızının değiştiğini anlatıyor.

Bu noktada havza nedir açıklamakta fayda var.

Akarsuyun, en yukarı kottan başlayarak, denize, göle veya başka bir alçak yere doğru akarken, aldığı birçok yan kolları ile birlikte, oluşturduğu alana ‘akarsu havzası’ deniyor.

Havzanın içerisinde, barajlar, HES’ler, su kuyuları, içme – kullanma su rezervleri, orman arazileri ve yeşil alanlar, turizm ve SİT alanları, yerleşim yerleri, sanayii ve tarım alanları, ulaşım yolları vb. bulunabilir.

Her havzada, bütün hidrolojik parametreler dikkate alınarak, su potansiyeli ile birlikte bütün diğer faktörlerle ihtiyaçlar arasında bir dengenin tesis edilmesi işine ‘havza planlaması’ deniyor.

Prof. Hızır Önsoy, “İkizdere havzasında, ta başında, bütün HES başvuruları alınmalı ve bekletilmeliydi. En sonunda, bütün bu HES yerleri ve elektrik üretim kapasiteleri ile havzaya giren sularla, çıkan sular (ihtiyaç suları) arasında bir denge araştırılmalıydı. Ama maalesef bu yapılmadı.” diyor.

Lisanslandırmadan sorumlu Devlet Su İşleri, havza planlaması ile ilgili iddiaları reddediyor. Bölgede bulunan tüm projelerin bütüncül olarak, hem birbirlerine hem çevreye olan etkilerinin incelendiğini ve kontrol edildiği belirten DSİ’nin yazılı cevabında şu ifadeler yer alıyor: “ÇED kararı alınmadan önce su havzasının korunması ve üzerinde inşa edilmesi planlanan yatırımların denetim, kontrol ve programlanması amacıyla bütüncül havza çalışması ve havza planlaması yapılmaktadır. Projeler, bulundukları havzada mevcut, inşa halinde ve mutasavver projeler ile havzadaki mevcut ve gelecekteki bütün ihtiyaçlar, memba gelişimi ve mansap su hakları göz önünde bulundurularak son yılları da kapsayan hidrolojik verilere göre geliştirilmektedir.”

"Dışa bağımlılığı azaltmak için yerli kaynakların kullanımı şart" diyen Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, özellikle Doğu Karadeniz'deki HES projelerinin geciktirilmesi ve engellenmesinin ekonomiye maliyeti olacağını söylüyor. [KEMAL SOĞUKDERE/AL JAZEERA]

“Dışa bağımlılığı azaltmak için yerli kaynakların kullanımı şart” diyen Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, özellikle Doğu Karadeniz’deki HES projelerinin geciktirilmesi ve engellenmesinin ekonomiye maliyeti olacağını söylüyor. [KEMAL SOĞUKDERE/AL JAZEERA]

Can suyu

Prof. Hızır Önsoy, HES’ler planlanırken en kritik noktanın can suyu olduğunu anlatıyor. “Belirli miktarda bir suyu dereye bırakmaları zaten zorunlu. Buna, ‘can suyu’ veya ‘minimum su’ diyoruz. Canlıların yaşamı için gereklidir bu. Minimum su miktarı, her dere veya akarsu havzası için özelliklerine bağlı olarak değişiktir. Bu suyun derelere verilmesini, DSİ kontrol eder ve ölçer.”

DSİ de bazı yerlerde ölçüm yapıyor ve firmalara ceza uyguluyor. Ama özellikle bu yıl kuraklık nedeniyle su miktarında gözle görülür bir azalma var.

78 kilometrelik İkizdere Vadisi’nde halen beş santral faaliyette. Bu santrallerde elektrik üretimine başlanmasıyla regülatör sahalarında tünele alınan dere suyu, yaklaşık 6 ila 8.5 kilometre sonra yeniden dere yatağına bırakılıyor.

Haber dosyasını hazırlarken ülkemizin iki büyük holdinginin işlettiği iki HES’ten röportaj ve çekim talebinde bulunduk ama çalışma için gerekli izni vermediler.

Bu tür eylemler yörede sıklıkla yapılıyor. İkizdere Şimşirli’de HES yapılacağı söylentisi bile köylüleri endişelendiriyor. Halk Başbakan Erdoğan’ın “Küçük HES’lere izin yok” sözünü sık sık hatırlatıyor. [KEMAL SOĞUKDERE/AL JAZEERA]

Bu tür eylemler yörede sıklıkla yapılıyor. İkizdere Şimşirli’de HES yapılacağı söylentisi bile köylüleri endişelendiriyor. Halk Başbakan Erdoğan’ın “Küçük HES’lere izin yok” sözünü sık sık hatırlatıyor. [KEMAL SOĞUKDERE/AL JAZEERA]

Halk ve temsilcileri ne diyor?

Adını yörede yetişen Şimşir ağacından alan İkizdere’nin Şimşirli Beldesi’nde de bir HES projesinin yapımına yakında başlanacak. Biz bölgedeyken halk ve çevre örgütlerinin protesto gösterisine tanık olduk. “Başbakan söz verdi. Artık küçük HES yapılmayacak.” yazılı bir pankart dikkatimizi çekti.

Bölgede arazileri ve çaylıkları etkilenenler projelere karşı çıkıyor. HES’lere karşı çıkmayanların sesi ise pek yüksek değil. ‘Sorarsan söylerim’ havasındalar. Onlar, HES’lerin yıllardır yörenin başına bela olan sel felaketlerini önlediğini düşünüyor.

Rize’nin Kalkandere ilçesine bağlı Ormanlı köyünden İsmet Torlak, “Burada, 10-15 yıl önce selin önünde durmak mümkün değildi. HES’ler seli önledi. Ayrıca iş imkânı da sağlıyor.” diyor.

“HES sayısı çok fazla”

İkizdere Belediye Başkanı Hasan Köseoğlu AKP’den üçüncü kez belediye başkanlığı koltuğuna oturdu. Köseoğlu, İkizdere HES’in 14 yıl işletme müdürlüğünü yaptı. Konunun uzmanı olarak sözünü hem devlet hem de halk dinliyor.

Köseoğlu, İkizdere Vadisi’nde 25 HES daha planlandığını belirterek, “Bu sayı çok fazla… Havza planlaması yapılmalıydı. Bu, tüm sorunların temeli. Bu kadar sayıda santrali vadi kaldırmaz. Beş ayrı vadinin suyunu toplayacak bir proje var. Mesela bu hayata geçerse İkizdere’nin sonu olur.” diyor.

Köseoğlu’na göre, can suyu da önemli bir sorun. “ABD ve İsviçre’de uygulanan sistemin bu bölgeye uyarlanması şart. HES’lerin topladıkları suyun yüzde 20’sini dere yatağına bırakmaları gerekiyor. Yıllardır süren çabalarımızla saniyede 150 litre olan suyu 2 bin 800 litreye çıkardık. Bu miktarın biraz daha artması lazım. Firmalara büyük sorumluluk düşüyor. Bu suyun boşa akması ihanettir. Ama derelerin kuruması da ihanettir.”

İkizdere Vadisi zengin termal su kaynaklarına da sahip. İkizdere’nin Cimil Vadisi’nde 30 dönüm alana kurulu bir otel var. Termal suyu mineral bakımından dünyada beşinci sırada. Bu otelin üstüne ve altına da iki HES yapımı planlanıyor. Bu, bölgede yeni yeni filizlenen turizm yatırımlarının sonu demek.

İkizdere’de 2 bin 500 metre yükseklikte Rüzgârlı Yaylası’na çıkıyoruz. Uzun yıllar İstanbul’da yaşayan, sonunda kurtuluşu memleketinde bulan Meryem Demircan ile konuşuyoruz. Keçi besliyor, küçük bahçesinde sebze yetiştiriyor ve arıcılık yapıyor. Meryem Hanım Karadenizlilere özgü telaşlı ve kızgın haliyle “Şu güzelliği görüyorsun. Buralara HES yapılır mı? Organik tarım yapalım, turizm olsun.” diyor. Pop yıldızı Tarkan‘ın hemşehrileri olduğu söylemeden geçmiyor Demircan ve ünlü yıldızı memleketinde turizm ve organik tarım yatırımına çağırıyor.

İkizdere Vadisi'ndeki termal otel. [KEMAL SOĞUKDERE/AL JAZEERA]

İkizdere Vadisi’ndeki termal otel. [KEMAL SOĞUKDERE/AL JAZEERA]

Enerji mi, turizm mi?

Rize’nin AK Partili yeni Belediye Başkanı Prof. Reşat Kasap istatistik uzmanı. “Ben olaya fayda maliyet ilişkisi içinde bakarım.” diyor. Bu şartlarda ne enerjiden ne de turizmden vazgeçilemeyeceğinin altını çiziyor. “Ama şunu da bilin. Doğaya aşırı yüklenilmesine gönlüm razı değil.”

İşte HES’ler konusunda can alıcı nokta bu. Doğaya fazla yüklenmemek. Bölgede enerji amaçlı su kullanımının, havza planlamaları ve ölçümler yapıldıktan sonra hayata geçirilmesi gerektiğinde hemen herkes hemfikir.

 

Grafikli anlatımlar ve interaktif sunumların da yer aldığı, Al Jazeera Türk dergi özel uygulamasını iPad ve iPhone’lardan Android tabletlerden indirebilirsiniz.

 

AlJazeera Turk
AlJazeera Turk

Latest posts by AlJazeera Turk (see all)