DİLOVASI’NDA NE OLUYOR?

Türkiye’nin en küçük illerinden Kocaeli’nin küçük ilçesi Dilovası’nda sorun büyük. Kanserin uğramadığı ev yok gibi. Bebeklerin dışkısında ağır metallere rastlanıyor. Burada yaşayanlar ölüm ve hastalıklardan bölgedeki sanayi tesislerini sorumlu tutuyor.

Sadık Güleç

“Bu kadar sanayi kuruluşu, limanlar ve yollardan geçen araçların çıkarmış olduğu her türlü katı, sıvı ve gaz atıkları çevreyi âdeta katletmiştir. Beldenin denizi kirlenmiş, dereleri kirlenmiş, toprağı kirlenmiş, havası kirlenmiş, öyle ki, insanların bu bölgede sağlıklı yaşamlarını sürdürmeleri zorlaşmıştır. Bilhassa, solunum yolları ve kanser hastalıklarında artışlar gözlenmektedir.”

Bu satırlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından Kocaeli Dilovası’ndaki kirliliği araştırmak için kurulan Çevre Komisyonu’nun Şubat 2007 tarihli raporundan.

Türkiye'nin en büyük 100 sanayi kuruluşundan 18'i Dilovası'nda. [SADIK GÜLEÇ]

Türkiye’nin en büyük 100 sanayi kuruluşundan 18’i Dilovası’nda. [SADIK GÜLEÇ]

50 bin nüfuslu Dilovası dört bir yandan limanlar, kimya tesisleri, demir çelik işletmeleri, çimento fabrikaları ile sarılmış. Yine TBMM raporuna göre, Türkiye’nin en büyük 100 sanayi kuruluşundan 18’i bu ilçede.

İlçenin merkezinde akan Dil Deresi’nin üzerinden iki büyük karayolu da geçiyor. Sekiz kilometrelik sahil şeridinde ise bazıları özel tam dokuz liman yer alıyor. Ülkeye deniz yoluyla gelen en önemli ham madde girişi yine bu limanlardan yapılıyor.

Bu küçük ilçenin tarihi, meyve ağaçları ve keklik kümesleriyle çevrili evinin bahçesinde oturduğumuz Hasan Karataş’ın kişisel tarihi aynı zamanda. Yıllar önce kendi elleriyle diktiği erik, armut, elma ve diğer meyve ağaçlarını gösteriyor; “Meyvelerin hepsi zehir. Bir tane bile yemiyorum.” diyor. Yetmişli yıllarda daha iyi bir iş umuduyla memleketinden sanayi bölgelerine akın eden binlerce köylüden biri Malatyalı Hasan Karataş.

Hasan Karataş bahçesinde beslediği hayvanların yavrularının son yıllarda sakat ya da hasta doğduğunu anlatıyor. [SADIK GÜLEÇ]

Hasan Karataş bahçesinde beslediği hayvanların yavrularının son yıllarda sakat ya da hasta doğduğunu anlatıyor. [SADIK GÜLEÇ]

“İsrail duvarı”

O yıllarda İstanbul, Kocaeli gibi fabrikaların bulunduğu bölgelere göç ederek iş bulan bu köylüler konut ihtiyaçlarını da kendi yöntemleri ile çözüyordu. Karataş, içinde meyve ağaçlarının olduğu bu araziyi bir köylüden satın alıp gecekondusunu inşa etmiş. Seksenli yıllardan sonra ise orman arazisi görünen gecekonduların etrafı sanayi kuruluşları ile çevrilmiş. Bugün büyük fabrika bacaları, kimyasal tanklarının yer aldığı depolama alanları hemen mahallenin bitişiğinde. Kimyasal tankları mahalleden ayırmak için yapılan beton bariyere mahalle sakinleri “İsrail duvarı” adını takmış.

TBMM raporlarına göre, Dil Deresi Kocaeli Körfezi'nin baş kirleticisi. [SADIK GÜLEÇ]

TBMM raporlarına göre, Dil Deresi Kocaeli Körfezi’nin baş kirleticisi. [SADIK GÜLEÇ]

Hasan Karataş bahçesinde sülün, keklik yetiştirip onları çevredeki ormanlık arazilere salıyormuş. Doğadaki kirliliği ilk onlar sayesinde fark etmeye başlamış: “Geldiğimde buralar hep yeşillikti. Çok değişik kuşlar vardı. Ben de bahçemde yetiştiriyordum. Çimento fabrikasının çevresine, askeri sahalara, avcıların girmediği yerlere bırakıyordum. Çoğalıyordu hayvanlar. Sonra hasta olmaya başladılar. Yavruları büyütemez oldum. Ondan sonra anladım ki buradaki tankerlerden koku geliyor. O koku dokunuyor hayvanlara. Bacakları sakat, gagaları eğri yavrular çıkmaya başladı. İnekler falan vardı. Onlar da sakat yavru doğurmaya başladı.”

Mahallenin üst kısımları ve denize bakan tarafında çam ağaçlarının olduğu küçük bir orman var. Bu orman ve yaşadıkları mahallenin arazisi hâlâ devlete ait görünüyor. Arazi mahallenin hemen yanında bulunan Dilovası Organize Sanayi Bölgesi’ne tahsis edilmiş. Depolama alanları için arazilerini genişletmek isteyen sanayicilere karşı sık sık eylemlere katıldığını anlatıyor Hasan Karataş.

Sanayinin ortasından geçen Dil Deresi

Dilovası’nı ikiye bölen Dil Deresi, TBMM Çevre Komisyonu’nun hazırladığı ve diğer çevre raporlarında Kocaeli körfezini kirleten en önemli faktör olarak gösteriliyor. Kanuni Sultan Süleyman döneminde Mimar Sinan tarafından yapılan tarihi köprüden baktığım Dil Deresi köpükler içinde, pas renginde akıyor. Köprünün bir girişi karayoluyla kesilmiş, diğer girişi ise bir boya fabrikasının tır parkına çıkıyor.

2007’de TBMM Çevre Komisyonu raporunda, bu kirliliğin giderilmesi için acil olarak sanayi kuruluşlarının arıtma tesisleri kurması önerilmiş. Bu nedenle evsel atıkların ve sanayi atıklarının arıtılması için bir tesis devreye sokulmuş. Dilovası Ekoloji ve Sağlık Derneği’nden (EKOSDER) Orhan Çalıkçı “Devlet fabrikalara filtre zorunluluğu getirdi. Sanayi ve evsel atıklar için bir arıtma tesisi kuruldu. Artık dereye arıtıldıktan sonra veriliyor. Ama filtrelerin özellikle geceleri çalıştırılmadığından şüphe ediyorum. Derenin halini görüyorsunuz. Nasıl böyle oluyor anlamıyorum.” diyor.

 “Artık somonlar yok!”

“Biz burada balık avlıyorduk. Bu derede çok iyi balık çıkardı. Dere boyunda ayvalıklar, bahçeler vardı. Ben burada somon balıkları gördüm. Denizden gelir, Ballıkaya’nın oraya yumurtalarını bırakırlar sonra yavrular denize dönerdi. Dere kıyısında kadınlar yün yıkardı.

Burası belediye olduktan sonra herkes fabrikasını kurup dereye verdi atıklarını. O zaman çevreciler yoktu, sahip çıkan kimse yoktu. Şu an bir kurbağa sesine hasret kaldık. Belki bundan sonra arıtma iyi işlerse, dere biraz düzelir. Ama artık somonlar yok.” Derenin hemen kıyısında tır şoförlerinin uğradığı küçük kafenin sahibi Hamza Kılıç bu sözlerle anlatıyor geçmişi. İlk geldiği yıllarda çevredeki insanların dere kıyısında oturduğu kahve artık bir beton duvarın üzerinden karayoluna bakıyor.

dilovası 22

Burada oturanların çoğu maddi durumları iyi olmadığı için Dilovası’ndan gidemiyor. [SADIK GÜLEÇ]

Yüksek kanser oranı TBMM’yi harekete geçirdi.

Dilovası’ndaki çevre kirliliğinin yarattığı tahribat, Kocaeli Üniversitesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu’nun yaptığı bir araştırmayla gündeme geldi. 2004’te Dilovası’nda kanserden ölümlerin yüzde 34 gibi yüksek bir oranda olduğunu gören Prof. Dr. Hamzaoğlu ve ekibi daha ayrıntılı bir araştırma yapmaya karar vermiş. “2005’te bir hafta süreyle Dilovası’na kamp kurduk. 2004’te ölen vatandaşların evlerini tek tek ziyaret ettik. Ölüm sebeplerini sorduk. Patoloji raporlarını aldık.” İkinci araştırmada da kanserden ölüm oranı, ilkinin verilerini doğrulamış. 2006’da biten ikinci araştırmanın en önemli sonucu ise, TBMM’nin Dilovası için bir çevre komisyonu kurarak bölgeyi mercek altına alması oldu.

Dil Deresi'ne fabrikalardan akan su. [SADIK GÜLEÇ]

Dil Deresi’ne fabrikalardan akan su. [SADIK GÜLEÇ]

Anne sütünde ağır metal

2011 yılı Mayıs ayında biten, yeni doğan bebekler ve anne sütünde yaptıkları araştırmanın sonuçları daha ürkütücü. Anne sütü ve yeni doğan bebeklerin ilk dışkılarında kansere yol açan ağır metaller tespit edilmiş. Üstelik bu metaller yalnızca Dilovası’nda değil Kocaeli’nin çeşitli ilçelerindeki bebeklerde de bulunuyor.

Hamzaoğlu o verileri şöyle anlatıyor: “Bizim anne sütü ve bebek kakası üzerinde yaptığımız araştırmalarda, Dilovası yakınlarındaki diğer bölgelerde de bu metallere rastladık. Derecesi farklı ama olmaması gereken çinko, demir, alüminyum, kurşun, kadmiyum gibi ağır metaller Kandıra’daki annenin sütünde de var. Miktarları farklı. Kaynağa yakınlığı ile alakalı olarak farklılık gösteriyor. Ama hepsinde var.”

Araştırmalarını Sağlık Bakanlığı’nın ve üniversitenin desteğiyle yapan Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu, bu çalışmanın sonuçlarının bir gazetede yayınlanmasıyla dönemin Kocaeli Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu tarafından üniversiteye şikâyet edildi. Gerekçe, halkı paniğe sevk ettiği iddiasıydı. Bunun üzerine üniversite yönetimi, yayınlanmamış bir araştırmanın sonuçlarını açıklamanın etik özensizlik olduğu gerekçesiyle soruşturma açarak Hamzaoğlu’na uyarı cezası verdi. Hamzaoğlu bu konuda açtığı davaları kazandığını belirterek “Yayınlanmamış bilimsel veri açıklanamaz diye bir kural yok. Bir araştırmanın bilimsel bir dergide yayınlanması çok uzun bir süreç. Sonuçta 2011’de biten çalışma 2014 Şubat ayında yayınlandı.” diyor.

Hamzaoğlu, dünya ve Türkiye kanser oranlarının yüzde 12 seviyesinde, Dilovası’nda ise yüzde 32,3 olduğunu aktarıyor.

Dilovası'nda çocukların oyun yeri, fabrikalardan arta kalan dar alanlar. [SADIK GÜLEÇ]

Dilovası’nda çocukların oyun yeri, fabrikalardan arta kalan dar alanlar. [SADIK GÜLEÇ]

“Devletim var mı, görmek istiyorum”

Fatih Mahallesi’nde yaşayan Sevgi Cebeci, dört yıl önce lenf bezi kanserine yakalanmış. Lenf bezi kanseri, vücudun bağışıklık sisteminin zayıflaması ile oluşan bir kanser türü. Çelebi, hastalığının sebebinin yaşadığı mahalledeki hava kirliliği olduğunu düşünüyor; “Kanser olduğumu söyleyen doktor Dilovası’nda yaşadığımı öğrenince, ‘Neden orada oturuyorsun, orada oturmak kanser sebebi’ dedi. Gün geldi, eşlerimizi işe gönderir, biz hastaneye giderdik. Bütün çocuklar hasta olurdu. Günlerce kapı pencere açamadığımızı biliyorum. Tankerler gelip kimyasal alırken kokudan duramazdık. Toz bir yandan koku bir yandan. Baktık ki hâlâ kirlilik devam ediyor. Kimse bizi düşünmüyor… Dava açtık. Peşini bırakmayacağız. Bir lira da olsa devlet bu cezayı alacak. Bu davayı açtım çünkü benim devletim var mı, görmek istiyorum. Ağzım yara doldu, aylarca mamayla beslendim.”

Dava, Kocaeli 1. İdare Mahkemesi’nde 2013 Aralık ayında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na karşı açılmış. Yaşadığı mahalle ve çevrede devletin gerekli tedbirleri almadığını söyleyen Sevgi Cebeci “Biz burada yıllardır otururken, hemen yanı başımıza kimyasal tankların olduğu organize sanayi kurdular. Neden biz gidecekmişiz buradan? Onlar gitsin.” diyor. Sevgi Cebeci ile konuşurken diğer mahalle sakinleri de her üç evden birinde mutlaka hasta olduğunu söylüyor. Sevgi Cebeci “Son olarak komşumuz Melek Kuzu’yu kolon kanserinden kaybettik, eşi Adem Kuzu da kan kanseri.” diyerek mahallede onlarca kişinin hasta olduğunu aktarıyor. Eşini kaybeden Adem Kuzu hastanede olduğu için görüşemiyoruz.

Dilovası'nda objektifi nereye çevirseniz benzer manzaralar yansıyor. [SADIK GÜLEÇ]

Dilovası’nda objektifi nereye çevirseniz benzer manzaralar yansıyor. [SADIK GÜLEÇ]

Tek çare halkın taşınması

“Bölge artık doymuştur. Yeni işletmelerin kesinlikle açılmaması gerekiyor. Mevcut sanayinin de ancak belli alanlarda, belki kapasite artırmaksızın teknolojiyi yenilemesi gerekir. Fakat sonraki gelişmeler sanki bu raporla alay edercesine oldu.”  TBMM Çevre Komisyonu üyesi Kocaeli CHP milletvekili Mehmet Hilal Kaplan 2007 tarihli rapordaki önerileri bu sözlerle aktarıyor.

Ancak gelinen noktada Dilovası’nın dört bir yanına yeni işletmeler açılmış. Kaplan, “İlçenin kuzeyine bir termik santral yapılıyor. Açık alana çok büyük kömür depoları kuruldu. Dört tane yeni organize sanayi bölgesi eklendi. Üstelik bunlardan biri Dilovası’nda iki mahallenin ortasına kuruldu. Yıldız mahallesi bu yüzden tamamen taşındı.” diyerek artık tek çarenin halkın taşınması olduğunu belirtiyor; “Bu aşamada sanayinin buradan taşınma imkânı bulunmuyor. Ya uzun süreli bir sürecin sonunda vatandaşlar taşınacak, toplu konut projeleri yapılacak ya da bu insanlar yeni hastalıklarla karşı karşıya kalacak.” diyor.

TBMM Çevre Komisyonu’nun raporuna rağmen, bölgede yeni işletmeler açılmasına niçin izin verildiğini Kocaeli İl Çevre Müdürlüğü’ne sorduk. Ancak, valiliğin izin vermemesi nedeniyle sorumuza cevap alamadık. Belediye ise bu konuda yetkinin kendisinde olmadığını söylüyor.

8 kilometrelik sahil şeridinde 9 liman var. Sanayi tesislerine hammadde bu limanlardan geliyor. [SADIK GÜLEÇ]

8 kilometrelik sahil şeridinde 9 liman var. Sanayi tesislerine hammadde bu limanlardan geliyor. [SADIK GÜLEÇ]

Meclis kararları uygulanmadı

Fatih Mahallesi sakinlerinden Ahmet Cebeci 1971’de geldikleri Dilovası’nın artık yaşanmaz hale geldiğini söylüyor; “Sanayicinin pervasızlığı bizi çevreci yaptı. Bu mahalle bu bölgedeki son yeşil alana sahip. Onu da almak istiyorlar. Komisyonun kararlarında bir çivi dahi çakılmayacak, deniyordu. Filtreler takıldı ama akşam sekizden sonra hiçbir filtre çalıştırılmaz. Neden? Enerji çok gidiyormuş. Bu milleti öldürmek zorunda değilsin.”

 “Kirlilik sadece sanayiden kaynaklanmıyor”

Eleştirilerin hedefindeki sanayicilerin yer aldığı Dilovası Organize Sanayi Bölgesi (DOSB) yetkililerine başta filtre iddiası, şikâyetleri, eleştirileri sorduk. Sorularımıza yazılı cevap vermeyi tercih ettiler. DOSB başkanı Mustafa Türker adına gönderilen açıklamada, sanayi atıklarının arıtılması için 2010’da arıtma tesisi kurulduğu belirtiliyor. DOSB, bölgedeki kirliliğin yalnızca sanayicilerden kaynaklanmadığını iddia ederek Kocaeli Üniversitesi ile yaptıkları bir çalışmanın sonuçlarını paylaştı: “Hazırlanan rapor sonucunda kirletici kaynağı olan firmalar ve eksiklikler, bölgenin konumundan kaynaklanan (çanak şeklinde olması), TEM ve D-100 kara yolundan gelen araç kirliliği ve gecekondularda yakılan kalitesiz yakıtın da etkisi olduğu belirlenmiştir.”

İddiaları kabul etmeyen DOSB yönetimi firmaları düzenli aralıklarla denetlediklerini belirterek kirlilik limitlerinin aşılması durumunda “Kirlilik Önlem Bedeli” adı altında ceza kestiklerini aktardı.

Yine bölgenin çeşitli noktalarına sanayicilerin hibe ettiği hava kirliliğini ölçen ölçüm cihazları takılmış. Bu cihazlarla kirlilik sürekli ölçülüyor.

Soru çok yanıt yok

Bölgedeki denetimleri yapmak ve izlemekle görevli en önemli kurumlardan biri de, Kocaeli Valiliği’ne bağlı Çevre Müdürlüğü. Ancak bu kurumla yazılı ve sözlü olarak görüşme isteğimizi iletsek de, Kocaeli Valisi’nin ‘uygun görmediği’ cevabını aldık. Dilovası’nın bağlı olduğu Kocaeli Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanı Necmi Kahraman ise sorularımıza verdiği yazılı cevapta, sanayi kuruluşlarını denetleme yetkisinin yasal olarak Valiliğe bağlı Çevre Koruma Müdürlüğü’nde olduğunu yineliyor.

Bölgedeki fabrikaların filtre takma zorunluluğu var ama Dilovası sakinleri, çoğunun akşam saatlerinde filtreleri çalıştırmadığını iddia ediyor. [SADIK GÜLEÇ]

Bölgedeki fabrikaların filtre takma zorunluluğu var ama Dilovası sakinleri, çoğunun akşam saatlerinde filtreleri çalıştırmadığını iddia ediyor. [SADIK GÜLEÇ]

Necmi Kahraman bölgede 16 arıtma tesisi kurduklarını ve bu sayede Kocaeli Körfezi’nde kirliliği önemli ölçüde engellediklerini belirtiyor. Ayrıca körfezdeki limanlara gelen gemilerin atık sularını toplayarak hem gelir elde ettiklerini, hem de körfezin kirlenmesinin önüne geçtiklerini söylüyor. Ancak belediyenin bu açıklamasının elimize geçtiği gün, İzmit Körfezi’nin üzerini kaplayan kimyasal atıkların fotoğrafları ulusal birçok yayın organındaydı.

Bölgede yaptığımız çalışmada yerel Dilovası Belediyesi kendilerinin sorumlu olmadığını, yetkinin Büyükşehir’de olduğunu açıklıyor. Büyükşehir Belediyesi ise sanayi kuruluşlarını denetleme yetkisinin Kocaeli Valiliği ve ona bağlı Çevre Müdürlüğü’nde olduğunu söylüyor.

Valilik sorularımıza yanıt vermezken, sanayi kuruluşlarını kontrol etmek ve denetlemekle yükümlü en önemli kurum olan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na sorduğumuz sorulara da yanıt verilmedi. Bölgedeki hava kirliliğini ölçen sensörlerdeki değerler, sanayi kuruluşlarının genişlemesi ve denetlenmesine ilişkin bir ay önce sorduğumuz sorulara da yayına girdiğimizde yanıt gelmemişti.

 

Grafikli anlatımlar ve interaktif sunumların da yer aldığı, Al Jazeera Türk dergi özel uygulamasını iPad ve iPhone’lardan Android tabletlerden indirebilirsiniz.

AlJazeera Turk
AlJazeera Turk

Latest posts by AlJazeera Turk (see all)