36 YIL MESAİ 1000 GÜN SİGORTA

Türkiye’de yılların bedeli bu olabiliyor. Çalışma Bakanlığı’nın 2014 verilerine göre, kayıt dışı çalışanların oranı yüzde 33. Güvencesiz, sigortasız çalışan 9 milyona yakın işçi var. [1] Birçoğu için artık emeklilik günlerinde rahatlık uzak bir hayal.

Sadık Güleç

İki apartman arasında, bir kişinin ancak sığabildiği dar bir yoldan girdiğim binanın karanlık merdivenlerinden çıkarken, makinelerin yarattığı titreşimi ayaklarımın altında hissediyorum. Girdiğim işyeri, Çağlayan’daki yüzlerce ‘merdiven altı’ atölyeden biri. İstanbul’un en önemli tekstil üretim merkezlerinden biri olan bu semtte çalışan işçilerin büyük bölümü sosyal güvenceden yoksun.

36 yıllık işçi Şinasi Kılıç onlardan biri. Atölyenin en yaşlı işçisi. 50 yaşında. Ama bu kadar yıllık çalışmaya sadece bin günlük sigortası var. Dikiş makinesinin başında çalışırken anlatıyor. “İlk Okmeydanı Örnektepe’de bir atölyede çalışmaya başladım. Her işyerinde altı, yedi ay çalışıyordum. İşi öğrendikçe daha yüksek ücret veren atölyelere geçtim. Bu işin en alt kısmından, ortacılıktan başladım. Ortacılar malzemeleri getirir, basit dikişler yapar. Sonra ütücülüğe geçtim. Her yeni atölyede işin bir başka yönünü öğrendim. Yani biraz sınıf atlattım kendime. En son makinecilik yapmaya başladım. Artık işi öğrenmiştim, iş bulmam kolay oluyordu.”

Şinasi Kılıç’ın yıllarca sigortasız çalıştığından haberi bile olmamış. [ÖZGÜR TEKŞEN/AL JAZEERA]

İki çocuk babası Şinasi Kılıç’ın iş hayatının neredeyse tamamı Çağlayan’daki atölyelerde geçmiş. 13 yaşında Samsun’un Terme ilçesinden geldiği İstanbul’da önce babasının küçük atölyesinde çalışmaya başlamış. Babası kısa süre sonra kapatmak zorunda kaldığı atölyeyi bırakıp Samsun’a dönmüş ama o buralarda çalışmaya devam etmiş.

Kendi işyerinde bile sigortasız

Onlarca yıl neden sigortasız olarak çalıştığı sorusunun cevabı ise sektördeki birçok işçinin yaşadıklarını özetliyor: Küçük atölyelerde çalışanlar ücretlerini haftalık olarak alıyor. Sigorta yapılmadığı gibi, zaten birçok işletmenin resmi kaydı da yok. Şinasi Kılıç’ın ‘sigorta’yla tanışması 1987’de işyerinde denetim yapan SSK(o dönemki adıyla Sosyal Sigortalar Kurumu) müfettişleri sayesinde oluyor; “Onların zoruyla patron sigorta yaptı. Ama sadece bir ay. Sonra çıkışımı verdi.”

O yıllarda işçilerin en büyük hayali ‘kendilerine ait bir atölyeye’ sahip olmak. Şinasi Kılıç da biriktirdiği para ve babasının desteğiyle 1994’te kendi atölyesini açmayı başarıyor. Ancak çalışma yaşamındaki tek ‘işverenlik’ girişimi fazla uzun sürmüyor; “Orada da sigortamı ödeyemedim. Zaten dükkânın kaydı yoktu. Sonra elemanların parasını ödeyemedim. İş yaptığım firmadan para alamadım. Atölyeyi de sattık bitirdik. 4000lira vererek aldığım makineleri 1500 liraya elden çıkardım. Tekrar işçiliğe döndük.”

Artık sigortalı bir işe girmesi gerektiğini düşünen Şinasi Kılıç, büyük bir işletmede çalışmaya karar verir. Girerken ilk sorduğu soru “Sigorta yapıyor musunuz?” olur. Olumlu yanıt alması üzerine istenen evrakları teslim ederek işe başlar; “Biz o zaman bordro imzalamayı bile bilmiyorduk. Orada beş yıl çalıştım hiç ara vermeden. Sigortam yapılıyor sanıyordum. Adam iflas edip gitti. İnternet falan çıkınca, ben uşaklara bir bakın, dedim. Bir gram ödenmemiş. Kaydımı dahi yaptırmamış. Ciddi bir hastalığım da olmadı, hani sigorta hastanesine gidip tedavi olayım. Öyle bir durumda sigortalı olmadığım ortaya çıkardı. Ufak tefek griplerde eczaneden ilaç alıyordum. Yani o dönemi de böyle kaybettim. Uyutulduk…”

Çalışanlar sigorta istemiyor

İşçilerin sigortasız çalıştırılması bu atölyelerde sadece işverenlerin isteği de değil. Kimi zaman çalışanlar da sigorta istemiyor. Çünkü sigorta istemeleri, aldıkları ücretin yarı yarıya azalması anlamına geliyor. Şinasi Kılıç ile konuşurken çalıştığı atölyenin ismini vermek istemeyen sahibi durumu şöyle anlatıyor: “Sigorta yapmayı teklif ediyorum. Ama aldıkları para çok düşecek. ‘Paramı ver, sigorta yapma’ diyorlar.”

2014 Temmuz itibariyle asgari ücretle çalışan bir işçinin brüt maaşı bin 134 lira. Kesintilerin ardından cebine kalansa yaklaşık 900 lira. Bir işçinin işverene maliyetiyse 175,77 lirası SGK primi ve 22,68 lirası işsizlik sigorta fonu olmak üzere 1332,45 lira.[2]

Şinasi Kılıç da sigortalı olması durumunda geçinemeyeceğini söylüyor; “Burada haftalık alıyorum. İş durumuna göre haftada 250, bazen 400 liraya geliyor aldığım para. Herkesin hayali emekli olmak. İki çocuk büyütüyorum. Okumaları için her şeyi yapıyorum. Yetmiyor, yetişmiyor. Asıl mesele, patron da iş yaptığı yerden parasını alamıyor. Bırak sigorta istemeyi, hafta sonu paramızı alacak mıyız, alamayacak mıyız? En büyük soru işareti bu. Hafta sonu ödeme gelecek mi, gelmeyecek mi? Bu bölge genelde böyle… Bir burası değil, ‘merdiven altı’ çalışan yerlerin hepsi böyle.”

Yüzden fazla işyerinde çalıştım

Şinasi Kılıç artık emekli olma şansını kaybettiğini söylüyor. Ama yine de bir umudu var; “Yüzü aşkın işyerinde çalışmışımdır. Hemen hepsinde sigortasızdım. Bazılarında sigortalı olduğumu sanıyordum. Şimdi tek umudum memlekete dönüp ‘Çiftçi Bağ-Kur’una geçmek”. Fakat bunun için de paraya ihtiyacı olduğunu söyleyip, elinde tuttuğu at yarışı kuponunu gösteriyor. “Tek umudum bu. Belki bir şey çıkar, babadan kalan biraz da toprak var. Bir ev yapıp Bağ-Kur’a geçerim. Onun ödemesi çok az… Emekli olma şansım sadece orada var.” diyor.

Ama bu hayali için de biri üniversitede okuyan, diğeri liseyi bitirmek üzere olan çocuklarının kendi ayakları üzerinde durması gerekiyor. 13 yaşında çıktığı Terme’ye dönmek en büyük hayali… Bu yüzden kümes ve büyükbaş hayvan bakımı üzerine televizyondan verilen bir çiftçi eğitim programına dahi katılmış. Bu programın sonunda girdiği sınavı vererek aldığı sertifikayı cebinden çıkarıp gösteriyor. Konuşmamızın sonunda dikiş makinesinin iğnesini göstererek “Fındık değil de hayvancılık düşünüyorum. Bir para bulabilsem… Ama o da iğnenin ucuyla olacak gibi gözükmüyor. Umudum yok usta…”

Türkiye’de kayıt dışı çalışma oranının en yüksek olduğu sektörlerden biri de inşaat. 58 yaşındaki altı çocuk babası Hasan Özcan’ın da 40 yıla yaklaşan çalışma hayatına rağmen sadece bir buçuk yıl sigortası var. Hâlâ iş bulabildiğinde inşaatlarda çalışmaya devam ediyor. İnşaatta usta olduğu alansa kanalizasyon boruları ve kabloların geçeceği kanalları kazmak. Hasan Özcan 1970’li yıllarda geldiği İstanbul’da önce sezonluk işlerde çalışıyormuş. Hayatındaki tek sigortalı işi sözleşmeli olarak girdiği Türkiye Elektrik Kurumu’nda olmuş. Bu sigortalı dönem uzun sürmemiş. Kadro gelmeyince sözleşmeli olarak çalıştığı 100 arkadaşı ile birlikte işten çıkarılmış. “Benimle orada işe başlayıp kalanlar emekli oldu. Oradan bir buçuk yıllık sigortam var. Bir daha da devlet işine girmedim.” diyor.

sultanbeyli4

Hasan Özcan köyüne dönüp çiftçilik yapmanın ve bu sayede Çiftçi Bağ-Kur’undan faydalanıp emekli olmanın hayallerini kuruyor. [ÖZGÜR TEKŞEN/AL JAZEERA]

Evlilik ve doğan çocukların ardından inşaat sektöründen hiç çıkamamış. Bazen müteahhitlerin verdiği işlerde, bazen de kendi hesabına inşaatların küçük işlerini yaparak hayatını kazanmış; “Bölük pörçük işlerde çalıştım. Hiçbir şirket sigorta yapmadı. Evvelden inşaatlarda sigorta yapılmasını düşünemezdik bile… O zaman öyleydi, biz de öyle çalıştık.” diye anlatıyor bu dönemi.

Hasan Özcan altı çocuğunu artık büyüttüğünü ve emekli olmak istediğini belirtiyor. Ama hâlâ inşaatlardan aldığı işleri yapmaya çalışıyor. “İdare ediyoruz. Etmesek ne olacak? Ayda bir, iki çıkıyor bazen. Ama son yıllarda bu işleri de İSKİ taşerona verip kendi yaptırıyor.”

“Tamamlayana kadar ölürüm”

Emekli olmak Hasan Özcan’ın en büyük hayali. O da umut olarak ‘Çiftçi Bağ-Kur’unu görüyor. Planı köyüne dönüp sigorta ödemelerini yapmak. “Muhtar köyde yaşadığına ilişkin bir belge veriyor. Onunla ‘Çiftçi Bağ-Kur’una başvuruyorsun. Aylık ödemesi 250 lira… 3600 günü tamamlayıp yaştan emekli olurum belki… Ama en az altı yıl sürekli ödemem lazım. 58 yaşındayım, onu ödeyene kadar belki ölürüm.”


RAKAMLARLA SİGORTASIZ İŞÇİLİK

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın 2014 Ocak ayı verilerine göre, aktif işgücü içinde kayıt dışı çalışanların oranı yüzde 33,55. Güvencesiz, sigortasız çalışanlar içinde en büyük kesimi tarım işçileri oluşturuyor. Balıkçılık, ormancılık gibi alanları da kapsayan tarım sektöründe çalışan 5 milyon 383 bin kişinin yüzde 81,07’si kayıt dışı. Yani herhangi bir güvenceden yoksun. Bu 4 milyon 394 bin kişi aileleriyle düşünüldüğünde tablonun vahameti iyice açığa çıkıyor.

Tarımın ardından güvencesiz çalışmanın en büyük adresi inşaat sektörü. Çalışanların yüzde 36,15’i sigortasız. Elektrik, gaz ve su gibi sektörlerde çalışanların durumu da yüzde 36,22’lık oranla inşaat sektörünü aratmıyor. Fakat bu sektörlerde çalışan sayısı 196 binken, inşaatta bu rakam 1 milyon 690 bin.

Diğer sektörlerdeki kayıt dışı çalışma oranlarıysa şöyle: İmalat sanayii 18.65 (868 bin kişi), perakende yüzde 26.35, konaklama ve yiyecek yüzde 30.91, ulaştırma ve depolama yüzde 22.10, bilgi ve iletişim yüzde 8.10, finans ve sigorta yüzde 3.78, gayrimenkul yüzde 18,39, bilimsel ve teknik faaliyetler yüzde 9.93, hizmet yüzde 13.93.

Son aylarda çok tartışılan madencilik sektöründe sigortasız çalışma oranı yüzde 9.48. Yani oransal olarak düşük görünse de, 116 bin madenciden 11 bininin hiçbir güvencesi yok. Madenciliğin dünyanın en tehlikeli mesleği olarak bilinmesi göz önüne alındığında tablo daha net anlaşılıyor.

Kayıt dışı çok yüksek

Eurofound’un (Avrupa Çalışma ve Yaşam Koşullarını Araştırma Vakfı) 2013’te yaptığı bir araştırma, Türkiye’deki kayıt dışı çalışan oranının AB ülkelerinden çok yüksek olduğunu gösteriyor. Kayıt dışı ekonomiyle kayıt dışı çalışanlar arasında direkt bir ilişki bulunduğunu belirten 2013 tarihli bu rapora göre, kayıt dışı ekonominin Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’ya oranı Türkiye’de yüzde 29,1. Bu, AB ülkelerinin birçoğunda Türkiye’nin neredeyse üçte biri oranında. Örneğin Avusturya’da yüzde 9.5, İngiltere’de yüzde 12.2, Fransa’da 14.7, Almanya’da 15.3 olan bu oran ancak Yunanistan gibi ekonomik kriz yaşayan bazı ülkelerde yüzde 26,5 ile Türkiye’ye yaklaşıyor.

Devletin yıllık kaybı 28 milyar

Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2013 verileri ve o yıla ait asgari ücret üzerinden yaptığı hesaplamalara göre, kayıt dışı çalışma, ödenmeyen sigorta primleri ve vergiler hesaplandığında kamu gelirleri açısından yıllık 28, 9 milyar liralık bir kayıp anlamı taşıyor. Asgari ücret üzerinden hesaplanan bu rakamın 14.7 milyar lirasını ödenmeyen sigorta primi ve işsizlik sigortası ödemeleri oluştururken, 14.2 milyar lirası vergi kaybından kaynaklanıyor.[3]

2013’te Sosyal Güvenlik Kurumu’nun geliri 163 milyar lira, gideri ise yaklaşık 183 milyar lira oldu. Yani 20 milyar lira civarında bir açık söz konusu.[4] Aynı yıl devlet bütçesinden SGK’ya yaklaşık 50 milyar lira aktarıldı.[5]

“Haklar kâğıt üzerinde kalıyor”

Kocaeli Üniversitesi Çalışma Ekonomisi Endüstri İlişkileri Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Aziz Çelik: “Kayıt dışılık, çalışanların temel haklarını kullanmalarını engelliyor. Gerek ücret, gerekse çalışma koşullarını kötüleştiriyor. Kayıt dışılık, çalışma mevzuatında yer alan hakların kâğıt üzerinde kalmasına yol açıyor. Kayıt dışılıkla mücadelenin en önemli araçlarından biri, sendikalaşmanın önünün açılmasıdır. Çünkü sendikalı işyerlerinde kayıt dışılık mümkün değildir. Böylece devlet yanında sendikalarda kayıt dışılığı denetleyebilir ve azaltabilir. Ancak sendikalaşmanın özel sektörde yüzde 3 oranında olması sendikaların bu alanda etkin olmasını engelliyor.” diyor.

“Gerçek ücret gösterilmiyor”

Disk Araştırma (DİSK-AR) Müdürü Dr. Serkan Öngel:

“Çalışma hayatı açısından kayıt dışı çalışmanın pek çok farklı unsuru var. Bugün Türkiye’de işçilerin ücretlerinin gerçek ücretleri üzerinden değil asgari ücretten gösterilmesi sıkça yaşanan uygulamalardan biri. Bunun yanında iş kazalarının yüzde 90, meslek hastalıklarının yüzde 99 oranında kayıt dışı olduğunu SGK ve TÜİK verilerini karşılaştırarak tespit edebiliyoruz. Bir iş kazası olduğunda işveren bunu SGK’ya bildirmek zorunda. Ancak çoğunlukla bildirmek yerine işçi ile anlaşarak bu bildirimi yapmıyor. Çünkü iş kazası olduğunda ödemek zorunda olduğu cezalardan kurtuluyor.Yine çalışma sürelerinin önemli bir kısmının kayıt dışı bir biçimde gerçekleşmesi, fazla mesai uygulamalarının görmezden gelinmesi çok sık karşılaşılan bir durum. Kayıt dışı ile mücadelede sendikal yasakların kaldırılması, sendikal hak ihlallerine yönelik yaptırımların artırılması, işyeri denetimlerinin sıklaştırılması, prim tahsil odaklı yaklaşımların yerine çalışma hayatındaki sorunların çözülmesine yönelik yaklaşımların geliştirilmesi, taşeron sisteminin engellenmesi ilk elden gündeme alınması gereken konular.”

Neden kaçak önlemiyor?

Çalışma Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumu’na bu soruyu ve daha fazlasını sormak için uzun süre ulaşmaya çalıştık. “Türkiye’de kaçak işçilik oranları niye bu kadar yüksek? Bunu önlemek için bugüne kadar ne yaptınız, bundan sonra ne yapacaksınız?” sorularına yanıt aradık. Ancak yayına girdiğimiz tarihe kadar, sorularımıza cevap verecek bir yetkiliden bize dönüş olmadı.

 

[1] http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=16008

[2] http://www.csgb.gov.tr/csgbPortal/ShowProperty/WLP%20Repository/cgm/asgariucret/2014_ikinci_alti_ay

[3] http://www.turkis.org.tr/dosya/PDh4fkvu6W36.pdf

[4] http://www.bumko.gov.tr/Eklenti/8453,2013-genel-faaliyet-raporu.pdf?0

[5] http://www.maliye.gov.tr/Documents/Y%C4%B1ll%C4%B1k%20Ekonomik%20Rapor%202013.pdf

 

Grafikli anlatımlar ve interaktif sunumların da yer aldığı, Al Jazeera Türk dergi özel uygulamasını iPad ve iPhone’lardan Android tabletlerden indirebilirsiniz.

 

AlJazeera Turk
AlJazeera Turk

Latest posts by AlJazeera Turk (see all)