ÜNİVERSİTENİN ŞEHRİ

Eskişehir “Üniversite şehri” denince akla gelen ilk yer. Kentteki üniversiteler şehre, şehir de üniversitelerine sahip çıkıyor.

Onur Erdoğan

Eskişehir’in tren garından Anadolu Üniversitesi Yunus Emre kampüsü otomobille 5 dakika. Gar, demiryollarının kavşak noktasındaki kente vagon vagon öğrenci taşıyor. Merkeze doğru hareket edince genç bir şehirde olduğunuzu hissediyorsunuz. Caddeler kafelerle, kafeler öğrencilerle dolu. Kenti bir uçtan diğer uca kat eden tramvay, üniversite servisi gibi.

Lokantalar, şehrin en büyük alışveriş merkezi, sinema ve barlar hafta aralarında bile dolu. Kent merkezindeki caddenin adı Üniversite Caddesi. Yürürken esnafın yüzünün güldüğünü görüyorsunuz.

Bacasız sanayi

Eskişehir’de yaklaşık 700 binlik nüfusun onda birinden fazlası üniversite öğrencisi.[1] Anadolu Üniversitesi’nin 2007’deki araştırmasına göre, üniversitenin o yıl şehrin ekonomisine katkısı toplam 1 milyar liranın üzerindeydi.[2] Katkının bir ayağı harcama. Yani personel ödemeleri, mal ve hizmet alımı, öğrenci harcamaları, onları ziyarete gelenlerin harcamaları, üniversitenin yerel istihdama katkıları.

Diğeri bilgi temelli ekonomik etkiler. Yani üniversitenin nitelikli insan kaynağı yaratması, laboratuvarlar, kütüphane, uluslararası öğrenci değişim programları, Açıköğretim Fakültesi’nin sağladığı uzaktan öğretim, araştırma ve yayınlar.

Üniversitenin yıllık katkısı ihracat rakamıyla karşılaştırıldığında daha iyi anlaşılıyor. Araştırmaya göre, 2007’de Eskişehir’in toplam ihracat rakamı 661 milyon liraydı.

Araştırma güncellenmedi ama İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nden Yrd. Doç. Dr. Tuğberk Tosunoğlu, geçen süre zarfında üniversitenin katkısının en az yüzde 30 arttığını tahmin ediyor. Tahminini artan proje sayısına, üniversitenin gelir ve giderlerindeki yükselişe dayandırıyor.

1993’te Anadolu Üniversitesi’nden ayrılan Osmangazi Üniversitesi’nin Tanıtım ve Bilgilendirme biriminin verilerine göre, Osmangazi’nin 2014’te kent ekonomisine katkısı ise 11 ay için 278 milyon 552 bin lira. Üniversitenin bünyesinde bir Tıp Fakültesi ve hastane var.

Eskişehir’de üniversiteler ve öğrencileri için yapılan ‘bacasız sanayi’ benzetmesi kente yaptıkları ekonomik katkıdan kaynaklanıyor. Esnafın yüzünün gülmesi de bundan:

Ertan yılmaz, 47, kafe sahibi

“Müşterilerimizin yüzde 80’i öğrenci. Yaz aylarında öğrenci olmadığı zaman bizde işler düşüyor. Müşteri velinimettir. Nihayetinde biz bu çocuklardan para kazanıyoruz. Buraya Türkiye’nin her yerinden gençler geliyor. Ekonomik durumu orta ve alt düzeyli ailelerin çocukları çok geliyor. İsteriz ki özel üniversiteler de açılsın, üst gelirin çocukları da gelsin. Bunun kalite getireceğini düşünüyorum.”

Remzi bölük, 60, lokantacı

“Biz burayı yeni açtık. Öğrenciler gelsin diye günlük tabldotlar uygulayacağız. 6 lira civarında bir şey olur. Üniversite Eskişehir için nimet. Buranın ekonomisini canlandıran öğrenciler. Eskişehir’e neşe veriyorlar. Onlar hepimizin çocukları. Bizim apartmanda öğrenci yok ama olsun isterim. Benim çocuklarım okudu, hiç kimseye zarar vermediler. Öğrencinin zarar vereceğini kesinlikle düşünmüyorum.”

Öğrencilerin Eskişehir ekonomisine katkısının bir başka ayağı konut sektörü. YURTKUR ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın bilgilerine göre, YURTKUR’un kapasitesi yeni açılacak 800 kişilik yurtla 7 bin 789’a ulaşacak. Özel yurtların kapasitesiyse 3 bin 320. Yani öğrencilerin büyük bölümü evlerde kalıyor.

Öğrencilerin yoğun olduğu Bağlar semtinde emlakçılık yapan Ezgi Özkan “Başvuranların yüzde 40’ı öğrenci.” diyor. Adalar, Odunpazarı ve Köprübaşı da öğrencilerin tercih ettiği semtler.

Eskiden öğrenciye ev vermek pek tercih edilmiyormuş, son 15-20 yılda durum değişmiş. Apartman yöneticisi Ercan Serin “Ev sahipleri normalde 350’ye vereceğini öğrenciye 450’ye veriyor.” diyor.

Öğrencilerin tercih edilmesinin bir nedeni de sık ev değiştirmeleri. Ev her boşaldığında kirası artıyor.

Bir aile bin liralık bir eve çıkmakta zorlanırken, 3-4 öğrenci birlikte yüksek kiralı evleri tutabiliyor.

Öğrencilere uygun 1+1, 2+1 evlerden oluşan apartman inşaatları da üniversiteye yakın her yerde karşımıza çıkıyor.

1+1 evlerden birine misafir oluyoruz. Osmangazi Üniversitesi İnşaat Fakültesi öğrencisi Anıl Gül kardeşiyle yaşıyor. 450 lira kira veriyorlar. Anıl “Yumurta pişirsek ısınıyor zaten.” diyor. Doğalgaz faturasına Kasım’da 60 lira vermişler.

Biz oradayken evde iki arkadaşları da vardı. 19 yaşındaki Abdullah Kesik Ankaralı. “Burada genelde öğrenci olduğu için, çoğu okumuş insanlar. Burada kalmayı düşünüyorum okul sonrasında.” diyor.

Diğer arkadaş Fatih de 19 yaşında. Eskişehir’i memleketine yakın olduğu için tercih etmiş. “İnegöl’den geldim. Yakın olsun istedim. Her istediğimde, okuldan kaçtığımda, para bittiğinde eve gidebileyim dedim. Burayı seviyorum. Şehir güzel, ortamı güzel. Genelde genç tabii, onun de etkisi var.”

Islah edilen Porsuk Çayı’nın kıyılarına kurulan Adalar semti öğrencilerin yoğun olarak yaşadığı yerlerden biri. [SANER ŞEN]

Islah edilen Porsuk Çayı’nın kıyılarına kurulan Adalar semti öğrencilerin yoğun olarak yaşadığı yerlerden biri. [SANER ŞEN]

Öğrenci evinden çıkıp komşularının kapısını çalıyoruz. İki çocuğuyla kapıyı açan 20 yaşındaki Hülya Tekin “Öğrencilerle hiç sorunumuz olmadı. Zaten hiç görüşmüyoruz. Arada bir akşam geç geliyorlar. Bir tek o var. Ama şu ana kadar hiç ‘Susun, sessiz olun.’ demedik. Memnunuz genel olarak.” diyor.

Apartman sakinlerinin öğrencilerle ilgili ciddi şikâyetleri yok. Sıkıntılar genelde gürültüyle ilgili.

Metin Demircan da öğrencilerin kaldığı bir apartmanda yaşıyor: “Renk kattıklarını söyleyebilirim ama bazen geceleri uyku problemi yaşatıyorlar. Bugüne kadar bir kez şikâyet ettim. Onların yerine aile olsun demiyorum, sadece toplu yaşama kurallarına biraz daha uyarak yaşamalarını tercih ederdim.”

Üniversite ve istihdam

Anadolu Üniversitesi’nin yarattığı toplam istihdam 7 bin civarında.[3] Bunun içinde üniversitenin personeli ile birlikte kampüsteki özel işletmelerde çalışanlar, mal, hizmet, sermaye ile transfer giderleri aracılığıyla yaratılan istihdam ve üniversiteye ait havaalanının yarattığı istihdam var.

Osmangazi Üniversitesi’nin personel sayısı ise 4 bin 660. Personele 2014’te ödenen ücret 205 milyon liradan fazla.

Aydın Cihan, Anadolu Üniversitesi’nde bahçe işçisi. Altı yıldır bu işi yapıyor: “Çocukluğumdan bu yana Eskişehir’in çehresi çok değişti sırf üniversite yüzünden. Birçok kişiye iş sahası, yeni dükkânlar açıldı. Potansiyel var, arza göre talep diyorlar ya, arz olduğu için talep de oluyor. Üniversite geçim kaynağı.”

Eskişehir Porsuk’un üzerindeki köprüleriyle bir Doğu Avrupa kentini anımsatıyor. [SANER ŞEN]

Eskişehir Porsuk’un üzerindeki köprüleriyle bir Avrupa kentini anımsatıyor. [SANER ŞEN]

28 yaşındaki Muhammet Onat ise Endüstriyel Tasarım bölümünde öğrenci. Onat bir yandan da waffle dükkânında çalışıyor. Dükkânın diğer çalışanı da öğrenci. Onat Önce açık öğretim okudum, sonra iki yıllık okudum. Şimdi de dört yıllık eğitimdeyim. Öğrenci nüfusu çok olduğu için rahat bir yer. Esnafın kazancı da öğrenciden geldiği için öğrenciye ters bir şey yapılmıyor.” diyor.

Üniversite bilimsel projeleriyle de kente katkı sağlıyor. Mühendislik ve mimarlık fakültesindeki laboratuvarlarda binaların depreme dayanıklılığından kentsel yerleşim haritalarının hazırlanmasına kadar değişik alanlarda araştırma ve üretim geliştirme projeleri yürütülüyor. Projelere TÜBİTAK, Devlet Planlama Teşkilatı ve çeşitli sanayi kuruluşları da destek veriyor.

Endüstriyel Sanatlar Yüksekokulu, teknik iş gücünü yetiştirecek ve üniversite-sanayi işbirliğine geliştirecek projeler hazırlıyor.

Kenti baştan aşağı kat eden tramvay üniversite servisi gibi. [SANER ŞEN]

Kenti baştan aşağı kat eden tramvay üniversite servisi gibi. [SANER ŞEN]

Üniversitenin kentteki algısı büyük oranda olumlu. Bunu Anadolu Üniversitesi’nin yaptığı araştırma da ortaya koyuyor. Katılımcıların yüzde 97’si üniversite ile gurur duyuyor. Yüzde 94’ü de Anadolu Üniversitesi’nin şehrin kültür düzeyini ve sosyal hayatını zenginleştirdiğini düşünüyor.

Peki, öğrenciler Eskişehir ve Eskişehirliler ile ilgili ne düşünüyor?

Onur Korkmaz, İnşaat

_MG_0528“Antalya’dan geliyorum, önceliğim İstanbul’du. Eskişehir ikinci seçenekti. Öğrenci şehri olduğu söylendi bize hep, onun etkisi vardı seçmemde. Mutluyum burada. İlk geldiğim yıl şehri büyük bir kampüs olarak görüyordum. Herkes okuldan insanlar gibiydi. Halkın tutumu güzel genel olarak. Kenti güzelleştirenler öğrenciler diye bakılıyor burada. Konuştuğumuz yaşlı insanlar ‘Öğrenciler sayesinde bu şehir bu kadar gelişti.’ diyorlar. Bizim apartmanın tamamına yakını öğrenci, sorun yaşamıyoruz o yüzden ama ailelerin de kaldığı bazı apartmanlarda ufak tefek şeyler oluyormuş. Ben inşaat mühendisliği öğrencisiyim ama idealim müzik yapmak. Burada zor, o yüzden mezun olduktan sonra kalmayı düşünmüyorum. Buradan çıkış yapabilirim belki ama varmak istediğim yer Eskişehir değil.”

İsmail Hakkı Bulut, heykel

_MG_0480

“Eskişehir dört senelik bir öğrenci hayatı için gayet ideal. Basit, küçük, ulaşımı kolay bir yer. Üniversitenin, özellikle Heykel Bölümü’nün olanakları çok güzel. Türkiye’nin en iyi atölyesi diyebiliriz. Hem öğrenci hem çalışan biri olarak halkla da yakın ilişki içindeyim, iyiler, öğrenciyi seviyorlar. Üniversite Eskişehir’in kalkınmasında büyük bir rol oynuyor, o yüzden sıcaklar. Sadece maddi ilişki olarak bakmıyorum kesinlikle, insanlık olarak, birebir iletişim olarak bakıyorum. Rahat bir şehir. Buraya geldiğimde tek başıma dolaşma alışkanlığını edindim, geceleri dışarı çıkmayı, gezmeyi dolaşmayı, sokaklarda yürümeyi; bunlar güzel şeyler. Eskişehir’de rahat bu birçok şehre göre.”

Sarah, Türk Dili ve Edebiyatı

_MG_0292

“İspanya’dan geliyorum, 4 aydır buradayım. Erasmus (öğrenci değişim programı) kapsamında önümde birkaç seçenek vardı; Danimarka, İtalya ve Türkiye. Türkiye’nin farklı olduğunu düşündüm, değişik bir kültürü var, güzel bir yer diye. Türkiye deyince ‘Eskişehir’e gidiyorsun.’ dediler. Çok fazla genç insan var, hareketlilik var. Londra’ya, Paris’e de gittim ama buranın kendi yaşam tarzı var. Ankara mesela bu iki şehre benziyor. Eskişehir daha küçük, böyle olmasını daha çok seviyorum. Normalde 9 ay süreyle burada kalacağım ama belki 3 ay kadar daha uzatırım. Yazı burada geçirmek istiyorum.”

Kentle iç içe

Eskişehir’de üniversite kentle bütünleşmiş durumda. İlk kurulduğunda aslında şehrin dışındaydı. Ama şehir kampüse doğru genişlemiş. Böylece kentin dışında, izole bir öğrenci mahallesi oluşmamış. Üniversite şehirle iç içe yaşıyor.

Bu bütünleşme Eskişehirlilerin öğrencileri şehrin ana aktörleri gibi görmesini sağlıyor.

Kampüsün şehir içinde olmasının başka avantajları da var. Eskişehirliler de üniversite olanaklarından daha kolay yararlanabiliyor. Anadolu Üniversitesi yılda ortalama 1500 kültür sanat etkinliği düzenliyor. Bu etkinliklere yaklaşık 400 bin kişi katılıyor.

Osmangazi Üniversitesi’nin 2014’te düzenlediği etkinliklere ise 40 binden fazla kişi katıldı.

Anadolu Üniversitesi’nin konservatuvarı orta öğretim seviyesindeki öğrencilere de eğitim veriyor. Bu, Eskişehirlilerin yararlandığı bir diğer imkân. Konservatuvardan Doç. Oytun Erten, Müzik ve Bale Ortaokulu’nda 150 civarı öğrenci olduğunu söylüyor.

Ayça Ülkü, 12, piyano

_MG_0689“Bu sene ikinci yılım. Burada devam etmeyi düşünüyorum, umarım yapabilirim. Gitar kursu almıştım oradan merak saldım. O merakla araştırmaya başladık. Sınava girip kazandım.”

 

 

 

Özen Deniz Akgün, 12, keman

_MG_0709“İki aydır buradayım. Birkaç yıldır keman çalışıyorum. Daha önce Anadolu Üniversitesi’nin bir kursuna katılmıştım. Kursta konservatuvar sınavına girebileceğimi söylediler. Buradaki eğitimden memnunum, burada devam etmek istiyorum.”

 

 

Eskişehir neden farklı?

Türkiye’nin her ilinde en az bir üniversite var. Ama Eskişehir Türkiye’de “Üniversite şehri” deyince akla gelen ilk kent.

Anadolu Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden Prof. Nadir Suğur’a göre, neden Eskişehir’in kendine özgü sosyolojisi: “Eskişehir Kafkaslar’dan, Kırım’dan, Balkanlar’dan uzun dönem göç aldı. Göçmen statüsüyle gelen nüfus eğitimliydi. İş gücü vasfı, becerisi nispeten yerel iş gücünden daha iyiydi.”

Üniversite kente hem ekonomik hem de bilimsel katkı sağlıyor. Eskişehirliler’in büyük çoğunluğu üniversitenin şehrin kültür düzeyini ve sosyal hayatını da zenginleştirdiğini düşünüyor. [Saner Şen]

Üniversite kente hem ekonomik hem de bilimsel katkı sağlıyor. Eskişehirlilerin büyük çoğunluğu üniversitenin şehrin kültür düzeyini ve sosyal hayatını da zenginleştirdiğini düşünüyor. [Saner Şen]

Suğur’a göre, göçmenler kente kozmopolit, seküler bir yapı kazandırdı. İş gücü vasfının yüksekliği, demiryollarının kavşak noktasında yer alması kentin sanayileşmesine zemin yarattı: “Eskişehir sanayi kentidir ama dizginlerinden boşanmış, vahşice sanayileşmeden söz edemeyiz. Diğer sanayi kentleri gibi yoksul iç göçün durağı olmadı, nispeten steril kaldı. Mesela Bursa’dan farkı, oraya Doğu’dan, Güneydoğu’dan, Karadeniz’den, Balkanlar’dan gelenlerin daha içe kapanık oluşu. Bursa’da kültürel karışım Eskişehir kadar güçlü değil. Eskişehir’in kırsal nüfusu da çok azdır. Yüzde 10’un altındadır.”[4]

Suğur Eskişehir’i farklı kılan özgün sosyolojisine 1958’de kurulan üniversitenin ve üniversitenin önde gelen isimlerinin etkisi olduğunu düşünüyor. Bu isimlerden biri Anadolu Üniversitesi’nin kurucusu Orhan Oğuz. Diğeri Anadolu Üniversitesi’nin eski rektörü, Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen. “Her şeyi toplumsal nedenlerle açıklıyoruz ama bazen de kişiler önemli. Büyükerşen de muhacir bir ailenin çocuğu olarak büyümüş. Biraz Cumhuriyet’in birinci, ikinci kuşak yönetici elitlerine benzetebiliriz.”

Büyükerşen, Anadolu Üniversitesi’nin temelini oluşturan Eskişehir İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’nin ilk mezunlarından. İlerleyen yıllarda başkanlığa seçildi. Akademi 1982’de Anadolu Üniversitesi’ne dönüştüğünde rektör Büyükerşen’di. İki dönem rektörlük yaptı. Üniversiteye yedisi fakülte, 11’i enstitü, 50’den fazla kurum kazandırdı.

Vizyoner bir isim olarak tanınan Büyükerşen, TRT yayınlarının İstanbul’dan sonra ilk kez Eskişehir’de izlenmesi için verici istasyonu ve stüdyo kurulmasına önayak oldu. Türkiye’de ilk renkli televizyon sistemini Eskişehir’de kurdu. Ülkenin ilk iletişim fakültesi de onun rektörlüğü döneminde kuruldu.

Rektörlüğü 1992’de sona eren Büyükerşen daha sonra siyasete atıldı ve 1999’da da belediye başkanı seçildi. Bu görevde dördüncü dönemini yaşıyor. Rektörlükten gelme bir belediye başkanı olarak kentle üniversitenin kaynaşmasında büyük etkisi olduğu hemen herkes tarafından kabul ediliyor.

[1] Anadolu Üniversitesi’nin 30.464, Osmangazi Üniversitesi’nin 28.071 öğrencisi var. Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi’nden Doç. Dr. Tolga Kumtepe, açık öğretimde okuduğu halde kente yerleşen 25-50 bin arası öğrencinin daha olduğunu söylüyor.

[2] Anadolu Üniversitesi’nin Eskişehir’e Etkileri ve Şehrin Üniversiteyi Algılayışı, editör: Prof. Dr. Fevzi Sürmeli

[3] Anadolu Üniversitesi’nin Eskişehir’e Etkileri ve Şehrin Üniversiteyi Algılayışı, editör: Prof. Dr. Fevzi Sürmeli

[4] Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin verilerine göre Eskişehir’in nüfusu 781 bin 247. 700 bin 355 kişi il ve ilçe merkezlerinde, 80 bin 892 kişi ise belde ve köylerde yaşıyor.

Grafikli anlatımlar ve interaktif sunumların da yer aldığı, Al Jazeera Türk dergi özel uygulamasını iPad ve iPhone’lardan Android tabletlerden indirebilirsiniz.

AlJazeera Turk
AlJazeera Turk

Latest posts by AlJazeera Turk (see all)