DOĞU AKDENİZ GAZI: RİSKLER FIRSATA ÇEVRİLEBİLİR Mİ?

Doğu Akdeniz gazı ekonomik, askeri ve jeopolitik bakımdan bölge ülkeleri açısından yeni fırsatlar sunarken, bir yandan da yönetilmesi zor riskler yaratıyor.

Mehmet Öğütçü

Siyasi ihtilafların durulmaması, sık aralıklarla alevlenmeye devam etmesi Doğu Akdeniz’deki zengin gaz yataklarının ticarileştirilip refah ve güvenliğe katkı sağlamasına imkân vermiyor.

Dünya ölçeğinde ‘oyun değiştirici’ değil. Ancak bölgeyi dönüştürme potansiyeli olan Doğu Akdeniz doğal gaz kaynakları, jeopolitik gerilimlerin yanı sıra dünya gaz sektöründe yaşanan arz bolluğu, bölgedeki Güney Gaz Koridoru, KRG (Kürdistan Bölgesel Yönetimi) gazı gibi diğer mevcut rakip projelerin süratle ilerlemesi, ABD’nin LNG (sıvılaştırılmış doğal gaz) ihracatı, İran ve Rusya’nın ‘Türk Akımı’ gibi yeni projelerinin gündeme gelmesi, petrole endeksli fiyatların düşmesi, yatırım finansmanı kıtlığı gibi nedenlerle de görünür gelecekte (en azından 10 yıl) tam kapasite işletilecek gibi görünmüyor.

Doğu Akdeniz doğal gaz kaynakları bölgeyi dönüştürme potansiyeline sahip. [FOTOĞRAF: ANADOLU AJANSI]

Yatırımın yapılıp sahaların geliştirildiğini, üretime başlandığını varsaysak bile çıkarılan gazın nasıl, nereye, hangi fiyattan ihraç edileceği en önemli sorun olarak duruyor. Bu uzun vadeli para bağlama ve altyapı inşa etme gerektiren sektörde alıcıyı garanti altına almadan, satış sözleşmesini imzalamadan hiçbir aklı başında yatırımcı firma ya da finans kuruluşu bu projelere yeşil ışık yakmaz.

Doğu Akdeniz gazı derken ne kastettiğimizi baştan ortaya koymakta yarar var. Öncelikle İsrail’in halen üretimde olan Tamar gaz sahası (Tahmini gaz kapasitesi 280 milyar metreküp) ile nihai yatırım kararı bekleyen ve ihracat amaçlı geliştirilmesi öngörülen Leviathan sahası (Tahmini gaz kapasitesi 536 milyar metreküp) göze çarpıyor.

Ayrıca, keşfedilen iki yeni saha var. Ülkedeki potansiyel sahalardan söz bile etmiyoruz bu aşamada. Tüm bu kaynaklar İsrail’in 200 yıllık gaz ihtiyacını karşılamakla kalmıyor, ihraç imkânı da sunuyor. İsrail mevcut rezervlerinin yüzde 40’ını ihracata ayırmış durumda.

Bölgesel fiyatlardan petrol gibi küresel fiyatlara geçiş daha çok zaman alacak. Doğalgazda oynak spot piyasa fiyatları ancak geçici arz-talep dengesizliğinde başvurulacak bir yöntem. Uzun vadeli boru hattı ya da LNG alımlarında fiyat istikrarı özellikle üretici/satıcı bakımından önemli. Alım tarafını garanti altına alıp, alım sözleşmesi imzaladıktan sonra yatırıma gidiliyor. Yoksa bankalar yatırım için fon sağlamaz.

Şu an İsrail’in yaşadığı sıkıntı bu. Açık denizdeki Leviathan doğalgaz sahası için finansörleri ikna edecek güvenilir bir alıcı yok. Filistin Yönetimi, Ürdün ve Mısır ile imzalanan alım anlaşmaları, alıcıların ödeme sorunları nedeniyle çok heyecan verici görülmüyor. Üstelik petrol fiyatlarına endeksli LNG fiyatları da neredeyse boru hattı fiyatlarına yaklaşmaya, yani ucuzlamaya başladı.

Türkiye Doğu Akdeniz gaz denklemine Mağusa’da kurulan Türkyurdu-1 sondaj kuyusuyla dâhil oldu. [FOTOĞRAF: ANADOLU AJANSI]

Türkiye Doğu Akdeniz gaz denklemine Mağusa’da kurulan Türkyurdu-1 sondaj kuyusuyla dâhil oldu. [FOTOĞRAF: ANADOLU AJANSI]

Enerji ve siyaset

Lübnan, Mısır, Güney Kıbrıs, Yunanistan ve Türkiye de bu giderek karmaşıklaşan Doğu Akdeniz gaz denkleminde yerini alıyor. Güney Kıbrıs, Doğu Akdeniz’deki suların altında yer alan 122 trilyon kübik feetlik (TCF) rezervlerin yaklaşık yarısına erişimi olduğunu iddia ediyor. US Geological Survey (Amerikan Jeolojik Araştırmalar Merkezi), Güney Kıbrıs’ın deniz altındaki rezervleri işletebilmesi halinde muazzam bir değer yaratabileceğini tahmin ediyor. Sadece Afrodit sahasında rezervlerin 127 milyar metreküp olduğu tahmin ediliyor.

 

HARİTAYine de mevcut keşfedilmiş ve kanıtlanmış kaynakların tek başına Güney Kıbrıs’ta LNG altyapısı kurulmasına yetmeyeceği görülüyor. 7 milyar metreküplük tek bir LNG treni 6 milyar dolarlık yatırım gerektiriyor. Bu durumda ölçek ekonomisi yaratabilmek için ya İsrail gazının da buraya sevk edilmesi (ki Tel Aviv’in bu öneriye artık eskisi kadar sıcak bakmadığı ortaya çıktı) ya da küçük yüzer LNG terminalleri kurulması düşünülüyor. Ticari olarak en akıllıcası ise yanı başındaki Türk pazarına maliyeti düşük bir denizaltı boru hattı ile gazın akıtılması (ki bu da Kıbrıs’ta iki tarafı da tatmin edecek çözüm bulunmadıkça zor görünüyor).

Gaz barış getirir mi?

Mısır’ın hem açık denizde hem karada zengin doğalgaz rezervleri var. Bir kısmı çıkarılıyor. Lübnan beklenenden daha yüksek rezervlerini üretime dönüştürmeye daha başlayamadı. Türkiye’nin İskenderun ve Antalya havzalarında aramalar devam ediyor.

Mısır’ın İsrail ve Ürdün’e doğal gaz sağlayan boru hattına zaman zaman sabotaj düzenleniyor. [FOTOĞRAF: ANADOLU AJANSI]

Mısır’ın İsrail ve Ürdün’e doğal gaz sağlayan boru hattına zaman zaman sabotaj düzenleniyor. [FOTOĞRAF: ANADOLU AJANSI]

Bölgedeki ülkelerin karmaşık jeopolitik çekişmeleri, enerji ortaklığı sayesinde bunların çözüme kavuşturulabileceği yolundaki iyimser tahminleri altüst etti. Türkiye güzergâhını izleyecek boru hattının Doğu Akdeniz gazını Avrupa’ya ulaştırmada en hesaplı ve etkili yol olduğu hususunda hemen herkes -Tel Aviv ve Lefkoşa dâhil- hemfikir.

Ancak alıcı ve transit kilit ülke Türkiye’nin Doğu Akdeniz gazının en önemli oyuncuları olan üç ülke ile –İsrail, Mısır ve Güney Kıbrıs– diplomatik ilişkisi ya kopmuş ya da zaten hiç olmamış. Yakın zamanda da bu bağların onarılması beklenmiyor.

Elbette ki ne İsrail ne de Güney Kıbrıs kaynaklarını paraya dönüştürmek için Türkiye’nin keyfinin gelmesini bekleyecek. Nitekim İsrail ilk elde Mısır’daki atıl kapasite çalışan LNG terminallerini kullanmak için harekete geçti ve bu amaçla BG Group (İngiltere merkezli petrol ve doğalgaz şirketi) ile ön mutabakat imzaladı. Güney Kıbrıs da bu tesisleri kullanma yönünde beyin fırtınası yapıyor BG ile. Ciddi ekonomik sıkıntı içindeki Rum yönetimiyse bir an evvel gaz kaynaklarını nakde dönüştürmenin yolunu arıyor.

Güney Kıbrıs bölgede ayakta durmak ve Türkiye’ye uzanacak boru hattına daha ucuz ve esnek ihraç alternatifi, ulaşım merkezi olarak kendisini pozisyonlamak istiyorsa, önerilen LNG terminali için finansman bulmak zorunda.

İtalyan enerji şirketi Eni ile mutabakat muhtırası imzalamış olsa da, böyle bir tesisi tamamlamak için gereken yaklaşık 10 milyar doları Lefkoşa ötesinden nasıl bulabileceği konusunda fazla umudu yok. Böyle bir yatırım için gereken siyasi ve finansal istikrar da mevcut değil.

Bu arada Kasım 2014’te Kahire’de Yunanistan, Güney Kıbrıs ve Mısır aralarında enerji işbirliğini güçlendirmeyi amaçlayan bir anlaşma imzaladı. İsrail’in de gruba katılmasıyla adeta Doğu Akdeniz’de Türkiye karşıtı bir eksen yaratılmış oldu. Türkiye’ye Kıbrıs münhasır ekonomik bölgesinde doğal kaynaklar aramak üzere gözleme ve savaş gemileri göndererek ‘provokasyon’ yaptığı suçlaması yöneltildi.

Piri Reis gemisi Kıbrıs’ın kuzeyinde petrol ve doğal gaz arıyor. [FOTOĞRAF: ANADOLU AJANSI]

Piri Reis gemisi Kıbrıs’ın kuzeyinde petrol ve doğal gaz arıyor. [FOTOĞRAF: ANADOLU AJANSI]

Oysa birkaç ay önce milyarlarca dolarlık enerji gelirlerinin bölge ülkeleri arasında çözüm ve barış için katalizör işlevi göreceği umutları vardı. Son 50 yılda adayı ziyaret eden en üst düzey Amerikalı yetkili Başkan Yardımcısı Joe Biden’in Mayıs 2014’teki Lefkoşa ziyareti bu umutları daha da güçlendirmişti.

Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Anastasiadis “Süratle ulaşıldığında Kıbrıs çözümü, sadece İsrail’in gaz ihracatına değil Türkiye ile ilişkilerinin tesisine da katkı yapacaktır.” diyordu. Ancak Türkiye, Güney Kıbrıs’ın arama faaliyetlerine güçlü çekince koyarak bölgedeki herhangi bir enerji projesinin mutlaka KKTC’yi de dâhil etmesi gerektiğini vurguluyor.

Suların ısınması nedeniyle hem Türk hem de Yunan donanması bölgede yeni ‘angajman kuralları’ ilan etti. İsrail’in Yunanistan ve Güney Kıbrıs ile ortaklaşa tatbikatlar yaptığı biliniyor. Mısır’ın da bu eksene katılmasıyla taraflar keskinleşiyor. ABD ve AB’nin hem kendi firmalarının bölgedeki çalışmalarını desteklediği hem de kaynak ülkelerin egemenlik sahalarında arama faaliyetlerinin engellenemeyeceği yönünde pozisyon aldıkları da biliniyor. Rusya da denkleme girme çabası içinde.

Yunanistan’ın geçen yıl Atina açıklarında NATO ile ortak yaptığı tatbikat Doğu Akdeniz’de suların ısındığının hatırlatıcısıydı. [FOTOĞRAF: AP]

Yunanistan’ın geçen yıl Atina açıklarında NATO ile ortak yaptığı tatbikat Doğu Akdeniz’de suların ısındığının hatırlatıcısıydı. [FOTOĞRAF: AP]

Özetlemek gerekirse Doğu Akdeniz gazı öncelikle şu adımların atılmasına ihtiyaç duyuyor:

Bağımsız şekilde gerçek rezervlerin tespiti, alıcı ülke ya da firmalarla uzun vadeli satış sözleşmesi imzalanması, gazın çıkartılması için nihai yatırım kararı alınması ve alıcı piyasalara gazı ulaştırmak için en ekonomik güzergâh üzerinden boru hattı inşası.

Kaynak ülkelerin hem gazın çıkartılacağı hem de boru hattı güzergâhının geçeceği münhasır ekonomik bölgeler üzerindeki hukuki ihtilafları çözüme kavuşturması, KKTC ve Filistin üzerine ‘kazan-kazan’ çözümler üretmeleri, özellikle de Türkiye ile aralarındaki jeopolitik gerilimi gevşetme yolunu bulmaları gerekiyor.

Doğu Akdeniz kaynakları Türkiye için gaz konusunda oyun kurucu rol üstlenmek adına tarihi bir fırsat olabilir. [FOTOĞRAF: ANADOLU AJANSI]

Doğu Akdeniz kaynakları Türkiye için gaz konusunda oyun kurucu rol üstlenmek adına tarihi bir fırsat olabilir. [FOTOĞRAF: ANADOLU AJANSI]

Dünya gaz piyasasında önümüzdeki dönemde gaz fazlası olacağını, fiyatların artmayacağını, teknoloji, finansman ve insan sermayesinin daha pahalı hale geleceğini göz önünde bulundurarak uzun vadeli bir iş planı geliştirilmesi olmazsa olmazdır.

Türkiye içinse, çevresindeki coğrafyaların hiçbirinde bugüne kadar gaz konusunda ‘oyun kurucu’ rol üstlenemediğinden hem alıcı, hem ekonomik boru hattı güzergâhı, hem de her bakımdan bölgesel güç olması nedeniyle Doğu Akdeniz’deki bu tarihi fırsatı akıllıca değerlendirmesi önem taşıyor.

Bunun için de görünür gelecekte çözümlenmesi beklenmeyen Kıbrıs, İsrail ve Mısır ile ilişkiler gibi netameli hususları şimdilik geri plana itip hem alıcı, hem transit, hem yatırımcı, hem de güvenlik sağlayıcı ‘oyun kurucu’ rolüyle bölge ülkelerinin özel sektörü ile Türk özel sektörünü öne sürmesi isabetli olacaktır.

Mehmet Öğütçü, Çin, Rusya, Orta Asya, Ortadoğu ve Türkiye ile ilgili enerji, jeopolitik ve yatırım konularında, uluslararası alanda tanınmış bir otorite kabul ediliyor.

Zaman zaman LSE, Reading University, Dundee University ve Harvard’da “Enerji Jeopolitiği”, “Rekabet Gücü ve Kalkınma İçin Yatırım” konularında ders veren Öğütçü enerji, finans ve siyaset dünyasından üst düzey isimlerin, liderlerin üyesi olduğu Boğaziçi Enerji Kulübü’nün de başkanı.

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Al Jazeera’nın editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Grafikli anlatımlar ve interaktif sunumların da yer aldığı, Al Jazeera Türk dergi özel uygulamasını iPad ve iPhone’lardan, Android tabletlerden indirebilirsiniz.

AlJazeera Turk
AlJazeera Turk

Latest posts by AlJazeera Turk (see all)