ARTIK GÖRÜNÜRLER

Karikatüristlik yapıyor, Korece öğrenmek istiyor, Nişantaşı’nda butik açıyorlar… Başörtülü kadınlar artık arka sıralarda gizlenmiyor. Peki, bugüne dair ne düşünüyorlar? Mutlular mı? Ne istiyorlar?

Tuğba Tekerek, Kemal Soğukdere, Mehmet Kaçmaz

“Muhafazakâr kadınlar” diye söze girecek oluyorum. Karşımdaki genç kadın kırmızı, çiçekli başörtüsünü düzeltirken “Muhafazakâr kelimesini çok tercih etmiyorum.” diyor; “Dinimin gereklerini yapmak istiyorum ama yeni şeylere açığım.”

Elif Büşra Doğan 22 yaşında; dindar bir ekibin hazırladığı aylık mizah dergisi Cafcaf ve haftalık Hacamat’ın ilk ve tek kadın karikatüristi.

Derginin Fatih’teki ofisinde konuşuyoruz. Dört yıl önce ailesi sıcak bakmadığı halde Cafcaf’ta çizmeye başlamış. ‘Bana Elif De’ ve ‘Müslüman Genç Kızın Hayata Tutunma Rehberi’ isimli köşelerinde daha çok kendisini, hayatını çiziyor. Müslüman dünyadaki çelişkileri de konu ediniyor: Tesettür modasını, israfı, helâl olmayan yiyeceklerin tüketilmesini… “Helâl olmayandan kastın ne?” diye sorduğumda “Mesela, genetiği değiştirilmiş gıdalar.” diyor.

Kadir Has Üniversitesi Grafik Tasarım Bölümü öğrencisi Elif’in karikatürist olma nedeni, bir şeyler anlatmayı, güldürmeyi çok sevmesi. “Güldürerek anlatınca fazla düşünemiyor, söylediklerinizi kabulleniyorlar. Karikatür çok güçlü bir şey.” diyor.

Bunları konuşurken söz Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın kadınlar için söylediği “Herkesin içinde kahkaha atmayacak.” cümlesine geliyor.

Karikatürist Elif Büşra Doğan Müslüman dünyadaki çelişkileri de konu ediniyor. [KEMAL SOĞUKDERE/AL JAZEERA]

Karikatürist Elif Büşra Doğan Müslüman dünyadaki çelişkileri de konu edindiğini söylüyor. [KEMAL SOĞUKDERE/AL JAZEERA]

Esprileriyle insanlara kahkaha attırmayı hedefleyen Elif, Arınç’ın siyasetçi olarak böyle bir şey söylemesini gereksiz buluyor ama ona göre de, ortalıkta kahkaha atmamak bir tesettür seviyesi. Sonra dergide sürekli espri yapıp güldüklerinden bahsediyor, “Kimin yanında güldüğün önemli” diyor. Uzun uzun sesli düşünüyor. Ve sonunda “Gülsün insanlar, gülsün.” diye bağlıyor.

Elif’e göre, “İslâm, kadına en çok özgürlük veren din. AK Parti, İslâm’la örtüşen bir şey yapıyorsa zaten kadınların özgürlüğünü kısıtlamıyordur.”

Çok çocuk istiyor, istediği zaman ofise gidebileceği ya da evden çalışabileceği bir iş yapmak istiyor. “Çocuklarım karikatürden önce gelir.” diyor.

İmam hatipli, Korece okumak istiyor

18 yaşındaki Kübra Özdemir ve 17 yaşındaki Canan Atar’a Sultanbeyli’deki bir alışveriş merkezinde rastlıyorum. Dershane saatinin gelmesini beklerken cep telefonlarından birbirlerine bir şeyler gösteriyorlar.

Canan üniversitede Arapça ya da İngilizce eğitimi almak istiyor. Kübra’nın okumak istedikleri Japonca, Çince ve özellikle Korece. Şaşkınlıkla “Neden Korece?” diyorum. Gençler arasında yayılmış Kore dizileri salgınını böylece öğreniyorum.

Kübra’nın favori dizisi ‘Playful Kiss,’ yani ‘Hınzır öpücük’. Zeki ve yakışıklı bir liseli erkekle ona âşık bir kızın etrafında dönüyormuş.

Dile yatkın olduğunu söyleyen Kübra, internette izlediği dizilerden Korece’yi sökmüş. Hayali en az dört dil öğrenip uluslararası bir firmada tercüman olmak. Canan öğretmen olmayı hedefliyor. İkisi de dünyayı gezmek istiyor.

Kübra ve Canan sınavda başarılı olanların gittiği Anadolu İmam Hatip Lisesi’ne gidiyor.

İmam hatiplilerin ortaöğretim öğrencileri içindeki oranı, 2008-2009 dönemindeki yüzde 4.3’ten, 2013-2014’te yüzde 11.5’e yükseldi.

İkisi de eğitimlerinden memnunlar, doktoralı öğretmenlerinin bile olduğunu söylüyorlar. Ama erkek arkadaşlarıyla konuştuklarında öğretmenleri bunu ‘yanlış’ anlayabiliyormuş. Bundan hoşlanmasalar da, ‘yanlış’ anlaşılmamak için erkeklerle ilişkilerine dikkat ediyorlar.

Canan ve Kübra dünyayı gezmek istiyor. [KEMAL SOĞUKDERE/AL JAZEERA]

Canan ve Kübra dünyayı gezmek istiyor. [KEMAL SOĞUKDERE/AL JAZEERA]

Toplumda kadınların baskı gördüğünü düşünüyorlar. Canan “Erkekler bizi koruyor ama bir yere kadar. Kısıtlama noktasına gelmemeli.” diyor.

Annelik Canan için en büyük kariyer değil. Kübra da “Sadece annelikle bu gemi yürümez.” diye arkadaşına katılıyor. Onlara göre bir kadın asla çocuk yapıp eve kapanmamalı, en iyisi çalışan anne olmalı.

Başörtülü kadınların hemen hepsi kadınların çalışmasından yana. [MEHMET KAÇMAZ]

Konuştuğumuz başörtülü kadınların hepsi kadınların çalışmasından yana. [MEHMET KAÇMAZ]

“Nasıl aşılacak bu kadın sorunları?” dediğimde ‘özgüvenden’ bahsediyorlar, “Bizimki gibi meslekler seçerek, her türlü ortama girerek.” yanıtını veriyorlar.

Orta halli ailelerden gelen Canan ve Kübra’nın okumalarını aileleri destekliyor, başlarını 13-14 yaşlarında kendi istekleriyle örtmüşler.

Ipsos KMG şirketinin ‘Türkiye’yi Anlama Kılavuzu’ adıyla 2 yılda bir yayınladığı araştırmaya göre, Türkiye’de dışarı çıkarken başını örten kadınların oranı yüzde 60.[1]

“Kızım doktor, avukat olmasın”

Fatma Tüfek’in 13 yaşındaki kızının örtünmesinde kendi iradesi değil, ailesinin isteği belirleyici olmuş. Fatma Hanım Rizeli, 37 yaşında, üç çocuk sahibi bir ev kadını. Onunla Sultanbeyli’deki Gölet sosyal tesislerinde konuşuyorum. Güneş kendini gösterince kayınvalidesiyle yürüyüşe çıkmış. Kızının nasıl örtündüğünü anlatırken, “Yavaş yavaş kapanman gerek. Ailemiz, etrafımız…” dediklerini aktarıyor. Kızının açığa da, kapalıya da özendiğini söylüyor.

Tüm çocuklarını okutuyor, hepsinin istediği mesleği yapabileceğini söylüyor. “Ama” diyor; “Kızlarımın doktor ya da avukat olmasını uygun bulmuyorum. Öğretmenlik iyi. Bir bayanın mesleği evini aksatmamalı.”

Vakti olduğunda Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı bu sosyal tesise gelip yürüyüş yapıyor, diğer kadınlarla sohbet ediyor. Geniş tesisin içinde çocuk parkları, spor alanları var. Burada tasavvuf ve klasik müzik eserleri çalınıyor.

Fatma Hanım İSMEK’in (İstanbul Büyükşehir Belediyesi Sanat ve Meslek Eğitimi Kursları) iğne oyası kursuna da gidiyor. Kurumdan verilen bilgilere göre, Tayyip Erdoğan’ın Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu 1996’da kurulduğundan bu yana İSMEK’ten 1 milyon 856 bin kişi faydalanmış. Bunların yüzde 79’u kadın. Sultanbeyli’deki İSMEK’te keman ve fitness kursları da var.

Hafif bir Karadeniz şivesiyle konuşan Fatma Hanım bundan sonra diksiyon kursuna gitmek istediğini söylüyor. “Neden?” diye soruyorum, “Her topluma ayak uydurmak için.” diyor. Daha sonra İSMEK’ten öğreniyorum ki bu yıl en çok talep gören kurs, İngilizce’den sonra diksiyon. Arapça daha sonra geliyor.

Fatma Tüfek (solda) İSMEK’in diksiyon kursuna gitmek istiyor. [KEMAL SOĞUKDERE/AL JAZEERA]

Fatma Tüfek (solda) İSMEK’in diksiyon kursuna gitmek istiyor. [KEMAL SOĞUKDERE/AL JAZEERA]

“Erdoğan’a mektup yazdık”

Konuştuğum başörtülü kadınların çok büyük kısmı AK Parti politikalarını destekliyor. Doğrudan yaşamamış olanlar 28 Şubat’ı ablalarından, hocalarından duydukları haliyle aktarıyor: “İkinci sınıf insan muamelesi görüyorlarmış. Üniversitede hocalar başörtülü kızların peşinden koşuyormuş.”

Sultanbeyli’deki bir alışveriş merkezinde, kozmetik reyonunda satış elemanı 23 yaşındaki Yasemin Bitmez dar gelirli bir aileden geliyor, babası sara hastası olduğu için 13 yaşından beri çalışıyor. Ama şikâyetçi değil.

“Kardeşimin burslu okumasına yardım etti, ‘Gençlik merkezi açılsın’ diye Tayyip Erdoğan’a mektup yazdık, açıldı. Yaz şenliklerinde istediğimiz sanatçıları getiriyor.” diyerek mevcut iktidardan memnun olduğunu anlatıyor.

Yasemin Bitmez iktidardan memnun. Hayranı olduğu Mustafa Ceceli ile Sultanbeyli’deki AK Parti organizasyonu sayesinde tanışmış. [KEMAL SOĞUKDERE/AL JAZEERA]

Yasemin Bitmez iktidardan memnun. Hayranı olduğu Mustafa Ceceli ile Sultanbeyli’deki AK Parti organizasyonu sayesinde tanışmış. [KEMAL SOĞUKDERE/AL JAZEERA]

AK Parti organizasyonu sayesinde Mustafa Ceceli Sultanbeyli’ye gelmiş, Yasemin de böylece hayranı olduğu, Facebook’ta fan sayfasına da üye olduğu şarkıcıyla tanışma fırsatı bulmuş.

Yasemin’in diğer hayran olduğu şarkıcılar Murat Boz ve Sinan Akçıl ama onlar Mustafa Ceceli gibi dindar olmadıkları için onların sadece şarkılarını dinliyor, fan sayfalarına üye olmuyor.

“Dünyanın öbür ucuna giderim”

Ayşe Saçıkara da Yasemin gibi hayatın çalışmaya ittiği ama “Şimdi piyangodan para çıksa da evde oturamam.” diyen kadınlardan. Konyalı. Fatih’in Çarşamba semtinde oturuyor. Vatan Caddesi’nde çiçekçi dükkânı var. İlkokuldan sonra ailesi okumasına izin vermemiş. Belediyenin İngilizce ve bilgisayar kursuna gitmiş. Babası karşı çıksa da beş yıl önce çalışmaya başlamış.

Dükkânını haftada 7 gün açan, evli ve iki çocuk annesi Ayşe Hanım, çalışmanın onu çok yorduğunu ama çok da cesur yaptığını söylüyor. “Evde otursanız en fazla iki semt öteye gidersiniz ama çalışırken malzeme için her semte gitmeniz gerekiyor. Şimdi dünyanın öbür ucuna bile giderim.” diyor.

35 yaşındaki Ayşe Hanım, şiddet gördüğünde de kocasına tavrını koymuş, gerekirse ayrılacağını söylemiş ve sonunda ‘kazanmış’.

İki çocuk yapmış ama Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “En az üç çocuk” çağrısını destekliyor, “Peygamber Efendimiz de ‘Çoğalın’ demişti.’ diyor. Kendisinin neden üç çocuk yapmadığını soruyorum, “Bütçem, vaktim buna müsaitti.” yanıtını veriyor. ‘Üç çocuk’ ona göre, sadece öneri, sonuçta kanunlaştırılmadı, dolayısıyla üzerinde baskı hissetmiyor.

Ayşe Hanım kürtaja karşı ama tecavüz durumunda kadının hakkı olarak görüyor. AK Parti’nin eski sağlık bakanı Recep Akdağ’ın “Tecavüz mağdurunun çocuğuna gerekirse devlet bakar.” ve yine AKP milletvekili TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Ayhan Sefer Üstün’ün “Tecavüze uğrasa da kadın doğurmalı.” minvalindeki açıklamalarını hatırlatıyorum. Böyle bir şey duymadığını söyleyip, “Bana bunu belgesiyle göstermeniz gerekiyor.” diyor.

Ayşe Saçıkara “Geçmişte kızları eve kapatan, aileleri değil başörtülü okumalarına izin vermeyen devletti.” diyor. [KEMAL SOĞUKDERE/AL JAZEERA]

Ayşe Saçıkara “Geçmişte kızları eve kapatan, aileleri değil başörtülü okumalarına izin vermeyen devletti.” diyor. [KEMAL SOĞUKDERE/AL JAZEERA]

Sadece ilkokula gitmiş ve 15 yaşında evlenmiş Ayşe Hanım’a göre, eskiden kızları eve, evlenmeye iten aileler değil başörtülülerin okumasına izin vermeyen devletti. AK Parti döneminde ise kadınlara daha çok hak, daha çok özgürlük verildi, sonuç olarak kadınlar bir ezilmişlik içinde değil.

Nişantaşı’nda muhafazakâr butik

Dindar kadın dünyasının en fazla göze batanları zengin olanlar. Cipe binerken bir de marka ve şık giyiniyorlarsa şimşekleri üzerlerine çekiyorlar.

Nişantaşı’nda bir buçuk yıl önce Studio Nish adlı butiği açmış olan Merve Akaydın da şimşekleri çekenlerden.

“Neden Nişantaşı?” diye soruyorum. “Eskiden Fatih, Ümraniye gibi yerlere sıkışmış olan tesettür artık her yerde.” yanıtını veriyor. Nişantaşı’ndaki diğer mağazalar gibi, İstanbul’un her yanından müşterileri olduğunu söylüyor, satışlar için “Elhamdülillah iyi.” diyor.

Başka bir başörtülü kadından duyduğum kendini ‘deplasmanda hissetmek’ ifadesini söylüyorum. Hiç öyle olmadığını, gülüp, “Müslüman mahallesinde salyangoz mu satıyoruz?” diyerek anlatıyor.

Merve Akaydın’a göre şık ürünler satan tesettür mağazaları genç kızların başını örtmesini kolaylaştırdı. [MEHMET KAÇMAZ]

Merve Akaydın’a göre şık ürünler satan tesettür mağazaları genç kızların başını örtmesini kolaylaştırdı. [MEHMET KAÇMAZ]

Studio Nish’e komşu esnaflardan biri Musevi. Butik, ilk açılacağı zaman ‘şoka girmiş’ “Nişantaşı’nın ortasında böyle bir rezalet!” demiş ama şimdi Merve Akaydın ile arası “O zamanlar öyle demiştim.” diye anlatacak kadar iyi.

Akaydın, Kemerburgaz’da Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun da evinin bulunduğu Ravza Sitesi’nde yaşıyor. Bu sitede oturma nedenini açıklarken, eskiden farklı görüşten arkadaşları olduğunu, şimdi çalıştığı için yorulduğunu, insanlara zaman ayıramadığını, yanlarında rahat olabileceği insanlarla olmayı tercih ettiğini söylüyor. Ravza Sitesi’nde bir cami var. Akaydın’ın verdiği bilgiye göre, kültür merkezinde de dini sohbetler düzenleniyor. Kadın, erkek ayrı havuz proje aşamasında.

Akaydın, son yurtdışı tatilinde Milano’ya gitmiş, yazları dindarlara hizmet veren otellere gidiyor. “Güneşlenmek de istiyorsunuz.” diyor. Baharları “Sünnet” dediği ‘hacamat’ (vücudun farklı bölgelerinde derinin altındaki kanın alınması) adı verilen detoksu yaptırıyor.

Akaydın’a “İslâm’a göre, kadın görünüşüyle dikkat çekmemeli.” yorumlarını soruyorum. “Başörtülü olup makyaj yapanları eleştirenlere ne diyorsunuz?” diyorum. “Katılıyorum.” diyor. “Ama nefis diye de bir şey var. Kadının bütün havası saçında. Kapanarak nefsini öldürmek için önemli bir yol kat ediyor ama o hâlâ bir ‘kadın’, kadınsal güdüleri var. Süslenmek istiyor, bakılmak istiyor.”

Tesettür değil moda

Studio Nish’in Instagram’da 76 bin takipçisi var. İnternette ‘Yeşil Topuklar’ gibi portallar, başörtülü moda danışmaları, yüz binlerce dindar kadın tarafından izleniyor, Acıbadem’deki Akasya AVM’de karşılaştığım Kübra Nur Birsen o kadınlardan. Hardal sarısı kabanı, mor başörtüsü, makyajlı yüzüyle hemen göze çarpıyor.

Malatya’dan İstanbul’a üç yıl önce üniversite okumak için gelmiş, şu an hemşirelik bölümüne devam ediyor. Instagram’da gördüğü kombini Malatya’ya Yanımdaki açık arkadaşlarımdan daha fazla dikkat çektiğimin farkındayım. Ama nefsim devreye girdiği için modaya ayak uyduruyorum.” gittiğinde hemen ucuz kumaş alıp diktirdiğini söylüyor.

Kübra Nur, “Bu tesettür değil moda.” diyor.

Dindar kesimde kadına baskı olduğunu, hadislerde, ayetlerde de “Kadın her zaman eşine itaat etmeli.”  dendiğini, kendisinin de bunu savunduğunu söylüyor ama İstanbul’a gelip bu ortamları gördükten sonra kısıtlamaya gelemeyeceğini de ekliyor.

Kübra Nur Birsen yanındaki açık arkadaşlarından daha fazla dikkat çektiğinin farkında olduğunu söylüyor. “Ama nefsim devreye girdiği için modaya ayak uyduruyorum.” [MEHMET KAÇMAZ]

Kübra Nur Birsen yanındaki açık arkadaşlarından daha fazla dikkat çektiğinin farkında olduğunu söylüyor. “Ama nefsim devreye girdiği için modaya ayak uyduruyorum.” [MEHMET KAÇMAZ]

“Oyun oynayabilmek için örtündüm”

Nişantaşı’nda karşılaştığımız 75 yaşındaki Müzeyyen Saitoğlu başörtüsünden görünen saçlarını işaret edip “Onlar beni beğenmiyor.” diyor.

Doğma büyüme İstanbullu Müzeyyen Hanım’ı ailesi ilkokuldan sonra okutmamış. Annesi ona başörtüsü, pardösü, naylon çorap almış. Müzeyyen Hanım üç ay, “Bunları giymeyeceğim.” diye dışarı çıkmamış. Ama bir yandan sokakta oyun oynamak istiyormuş. Sonunda oyun oynayabilmek için başını örtmüş.

“İtikadım kuvvetli ama hurafeleri, yobazlıkları istemem.” diyor. Beş vakit namaz kılıyor, namaz kılarken yanına gelen torununa tüm sureleri öğretiyor ama örtünmesini istemiyor. Ona göre, şimdiki dindarlıkta gösteriş, baskı var. “Evvelden isteyen imam hatibe gidiyordu, şu an olan zorlama.”

Eğitim hakkından sonra kadın hakkı

Dindar kadınların farklılıklarını 6 Mart’ta Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) tarafından düzenlenen ‘Toplumsal Cinsiyet Adaleti’ başlıklı akademik kongreyi izlerken de düşünüyorum.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kızı Sümeyye Erdoğan’ın yönetim kurulu üyesi olduğu KADEM’in başkanı Yrd. Doç. Sare Aydın’la konuşuyoruz. Aydın muhafazakâr kadınların uzun yıllar eğitim hakları gibi meseleler için insan hakları çerçevesinde mücadele ettiğini, şimdi sıranın kadın olarak haklarına geldiğini söylüyor.

Bu mücadelenin nasıl olacağı konusunda ise KADEM Yönetim Kurulu üyesi Elif Esen ‘feminist söylemde’ olmadıklarını söylüyor. Esen’e göre, feministler kadın odaklı bakarken, KADEM, kadının aile bütünlüğü içinde ve manevi değerleri koruyarak toplumda yer almasını destekliyor.

Ama kongrede farklı sesler de duyuluyor. Sunum yapan bir kadın akademisyen, Kuran-ı Kerim’e referans vererek kadının aile içinde tanımlanmasına karşı çıkıyor. Bir erkek akademisyenin sunumuna karşılık, başörtülü bir kadın “Neden hep kadınlara uygun meslekleri tartışıyoruz da, erkeklere uygunları tartışmıyoruz?” diye soruyor, konuşmacının bahsettiği feminizmin 30 yıl öncesinde kaldığını dile getiriyor.

Karikatürist Elif Büşra Doğan, “Muhafazakâr kadınlar” ifademe karşı çıkarak “Neyi muhafaza ettiğimiz konusunda ihtilaf var.” demişti. Onca başörtülü kadınla konuştuktan sonra görüyorum ki o kadınlar arasında da muhafazayla ilgili çok farklı anlayışlar ve pratikler var.

[1]http://www.turkiyeyianlamakilavuzu.com/Turkiyeyi_Anlama_Kilavuzu_EKitap.pdf.

Grafikli anlatımlar ve interaktif sunumların da yer aldığı, Al Jazeera Türk dergi özel uygulamasını iPad ve iPhone’lardan, Android tabletlerden indirebilirsiniz.

AlJazeera Turk
AlJazeera Turk

Latest posts by AlJazeera Turk (see all)