SESSİZLERİN EN SESSİZİ

Türkiye’de her beş kadından biri kırsalda yaşıyor. Tarımsal üretimin yaklaşık yarısı onların elinden çıkıyor. Ama çoğunun temel çalışma hakları yok.

Oya Ayman, Eren Aytuğ

Doğu Karadeniz dağlarında yaklaşık 1.100 metre yükseklikte, Solaklı Deresi’nin kıyısındaki Köknar köyünün, dik yamaçlarda kurulmuş evlerinden birinde 67 yaşında bir kadın alacakaranlıkta uyanır… Sıcak yatağından kalkıp namazını kılar; herkes uyurken, sokak kapısından süzülerek çıkar, dondurucu soğukta ahıra iner.

Kollarını sıvayıp, yedi yaşından beri binlerce kez yaptığı gibi küreği alır, inek dışkısını toplayıp dışarıdaki gübre yığınına atar, elleriyle yaptığı çalı süpürgesiyle ahırı süpürür, ineklerin otunu, yemini verir, süt sağar.

Havva Sarı’nın mesaisi ev halkı uyurken sabahın beşinde bu ahırda başlıyor. [EREN AYTUĞ]

Havva Sarı’nın mesaisi ev halkı uyurken sabahın beşinde bu ahırda başlıyor. [EREN AYTUĞ]

Bütün bunlar en az iki saatini alır. Ama zamanın nasıl geçtiğini anlamaz. İnekleri okşar, onlarla konuşur, dertleşir. Kocasının kumar derdinden, çocuklarının geçiminden, torunlarının okulundan, belinin ağrısından söz eder.

“Bu yaşıma geldim. Arkamdan yük düşmez. Çocuklarım oldukça o yüke ihtiyacım var.” diyor Havva Sarı ahırdan çıkıp, uykudan yeni uyanan ev halkına kahvaltı hazırlarken. “Bu memlekette hayvansız, tarlasız yaşayamazsın. Tosun satıyorum, damızlık veriyorum; tereyağını, peyniri bize de yaparım, satarım da. O parayla çocukları meydana çıkardım.”

Trabzon Çaykara’nın Köknar köyünden Havva Sarı anlatmaya devam ediyor. “Kaynanam kör idi, 15 sene arkamda taşıdım. Kocamın parasını hiç görmedim. Hep kumar oynadı. Bir gün ineklerin ürününü sattım, bulmasın diye yığdım paraları tarladan topladığım mısırın içine. Çoluk çocuğun yiyeceğiydi, ev onunla dönüyordu. Sonra paraya ihtiyacım oldu, yerinde yok. Bir sürü kavga ettik, vurduk birbirimize. Ama ne yapacaktım, çalıştım yine. Hayvanlara bakıyordum, yevmiyecilik yapıyordum, bağımı bahçemi yapıyordum.”

grafik

Kırsaldaki kadın ‘ağır işçi’

Tarım, Gıda ve Hayvancılık Bakanlığı’nın, ‘Kırsal Alanda Kadının Güçlendirilmesi Ulusal Eylem Planı’ndaki tespitlere göre, kırsaldaki kadınlar eğitimden sosyal güvenceye, sağlıktan örgütlenmeye pek çok alanda geri planda. Kentteki kadınlarla kıyaslayınca kırsalda yaşayan kadınların ‘ağır işçi’ statüsünde değerlendirilebileceği belirtiliyor.

Çoğu beş altı saatten fazla uyumuyor ve uyanık kaldıkları sürede neredeyse hiç dinlenmiyorlar. Yetişemedikleri işlere kızları, gelinleri, komşuları koşuyor.

Sosyal güvenceleri yok

Kadınların bazıları evdeki ve tarladaki işlerden kazandığı yetmeyince yevmiyeli işlerde de çalışıyor. Ama hem erkeklerden daha az ücret alıyorlar hem de sigortaları yok.

Havva Sarı’nın öyküsü pek çok kadınınkiyle benzer. Yıllarca yevmiye karşılığı, gübre taşımış, ot kesmiş. “Erkek alır 100, kadın 50-60 lira. En geç sekizde gider, en az 60 kilo taşırdım. Yevmiyedeki kadın boş durmayacak, namazını çabuk kılacak, yemeğini hemen yiyecek, akşama kadar o çileyi çekecek…”

55 yaşındaki Fikriye Tanrıkulu’nun günlük işleri arasında 50-60 kilo ağrılığındaki odunları eve taşımak da var. [EREN AYTUĞ]

55 yaşındaki Fikriye Tanrıkulu’nun günlük işleri arasında 50-60 kilo ağrılığındaki odunları eve taşımak da var. [EREN AYTUĞ]

Yaşı ilerledikçe bacaklarında derman kesilmiş. Kalçasında protez var. Bastonla da olsa sabahın beşinde kalkıp hayvanlarına bakıyor; pek yük taşıtmıyor oğulları, yük taşımasına yardım ediyorlar ama bütün ev idaresi hâlâ ondan soruluyor.

24 yaşındaki gelini Saadet okula gitmemiş. İki küçük çocuğu var. Çoğunlukla evde kalıp ev işlerinde kayınvalidesine, görümcesine yardım ediyor. Tarlaya gidip yük de taşıyor.

40 yıldır Köknar köyünde, dik yamaçlarda bahçe yapıp ot toplayan 54 yaşındaki Nazmiye Çakıral genç kız çevikliğiyle çalışmaya devam ediyor. Eşi emekli ama 10 ineğin yemini o veriyor, tezekleri o yapıyor. İki yıl önce kırılan ayağı tam iyileşmediği için artık odun kesemiyor. “Eşin niye yardım etmiyor?” deyince alçak sesle, “Tezeği erkek yapmaz, ayıptır.” diyor. Ama onca işe rağmen neşesi yerinde; “Çalışmayı severim. Akşam olunca gündüz olsa da iş yapsam derim.”

Kırsaldaki kadınların çoğu erken yaşlanıyor; en sık rastlanan şikâyetler ise bel ve sırt ağrısı, romatizma, mide ve böbrek rahatsızlıkları. [EREN AYTUĞ]

Kırsaldaki kadınların çoğu erken yaşlanıyor; en sık rastlanan şikâyetler ise bel ve sırt ağrısı, romatizma, mide ve böbrek rahatsızlıkları. [EREN AYTUĞ]

Köknar ve biraz daha yüksekteki Karaçam köyünün kadınları en çok bel ve sırt ağrısı çekiyor. Havva Sarı’nın 40 yaşındaki kızı Zinnet Küçük, omuzlarındaki ağır yükü köydeki pek çok arkadaşı gibi depresyon haplarıyla gidermeye çalışıyor.

Ninesinden, annesinden ne gördüyse aynen devam ettiğini söylüyor. “Antidepresan almasam sinir krizi geçiririm. Sanırım annem benden daha güçlü, daha sabırlıydı.” Eşi gurbette, üç çocuğu Trabzon’da okuyor. Onlar hep ön planda. “Kendine harcayacağın paran olsa ne yapardın?” diyorum. Ağzındaki eksik dişleri gösteriyor “Dişçiye giderdim.”

Türkiye’nin pek çok köyü gibi buraya da haftada bir aile hekimi geliyor. Hastaneye gitmek için erkeklere muhtaçlar. Çaykara’ya tek ulaşım aracı bir kez gelip ertesi gün dönen bir dolmuş.

“Bırakırsa okumayı, gider kocaya…”

Zinnet, okuyabilse öğretmen olmayı istermiş. O zaman imkân yokmuş ama şimdi köydeki çocuklar okuyor, çoğu üniversiteyi hedefliyor. Havva Sarı “Kızların çoğu yarım bırakıyor, kendine ceza veriyor. Bırakırsa okumayı, gider kocaya. Okumayan sepet arkasında gübre taşıyacak, ot biçecek, tarla çapalayacak.” diyor.

Gezici ve geçici olarak çalışan kadın tarım işçileri, kız çocukları ise eğitim konusunda en dezavantajlı gruplardan. Neredeyse yarısı okur-yazar değil.

Ana Çocuk Sağlığı Vakfı’nın (AÇEV) Kırsalda Kadın ve Çocuk Eğitimleri Koordinatörü Emine Kuzutürk, eğitimler öncesi kadınlara sordukları “En çok hangi konularda eğitim almak istersiniz?” sorusuna; beslenme, kadın sağlığı, gebelik, çocuk gelişimi ve yetiştirme, özgüven, gelir getirici faaliyetler gibi yanıtlar aldıklarını söylüyor.

Tarlanın yükü kadında, tapusu erkekte

Kırsalda kadının en önemli sorunlarından biri de mülkiyet. Mallar, özellikle de tarlaların tapusu çoğunlukla erkeklerin üzerinde. Çoğu köyde kadının miras talep etmesi ayıp karşılanıyor. Çaykara’nın Köknar köyünde de öyle. Havva Sarı, “Karıların üzerine tapu yapmazlar. Arazilere kadınlar sahip çıkıyor ama tapusu erkeklerin üzerinde.” diyor.

Tarlada kadınlar çalışıyor ama tapular çoğunlukla erkeklerde. [EREN AYTUĞ]

Tarlada kadınlar çalışıyor ama tapular çoğunlukla erkeklerde. [EREN AYTUĞ]

Kırsal Alanda Kadının Güçlendirilmesi Ulusal Eylem Planı, kırsalda yaşayan kadınların çoğunun haklarının farkında olmadığını gösteriyor. Ortak iş yapma, dayanışma ağları oluşturma konusunda ciddi bir potansiyele sahip olsalar da, kentteki kadınlara oranla fırsat ve erişim eşitsizliği ile karşı karşıyalar.

Köylü kadınların sosyalleşmesi düğünler ve ev gezmeleriyle sınırlı. En büyük eğlenceleri televizyon. Bilgiye ulaşamıyor ya da ancak erkekler üzerinden ulaşabiliyor olmaları, onları erkeğe bağımlı yapıyor. Nasıl örgütleneceklerini bilmiyor, kararlara katılamıyorlar.

Saadet Sarı’nın biri 6 yaşında, diğeri 10 aylık iki oğlu var. ”Kadının işi erkekten daha zor, kadın sabahtan akşama sadece öğle yemeğinde ara verir. Sırtında sürekli sepet ot, gübre taşır,” diyor. [EREN AYTUĞ]

Saadet Sarı’nın biri 6 yaşında, diğeri 10 aylık iki oğlu var. “Kadının işi erkekten daha zor, kadın sabahtan akşama sadece öğle yemeğinde ara verir. Sırtında sürekli sepet, ot, gübre taşır.” diyor. [EREN AYTUĞ]

Tarladaki kadının dertlerinden biri de yaban hayvanları. Saadet Sarı, sırtlarında taşıdıkları topraklarla set haline getirdikleri dik yamaçlarda, binbir zorlukla ektikleri mısırı, patatesi yiyen ayı ve domuzla başa çıkmak için erkeklere ihtiyaç duyduklarını anlatıyor: “Bizim erkekler pek umursamadı. Şimdi ortak karar aldık. Bu yıl bekçi tutulursa tarlaları ekeceğiz, yoksa zahmete değmiyor. Artık o zaman ne yiyeceğimizi erkekler düşünsün.”

Son yıllarda Ziraat Odaları’nda kadın üye sayısı artsa da erkekler daha etkin konumda ve kadınların çoğu pasif kalıyor.

Örneğin muhtarlığa adaylığını koyan bir kadın erkeklerin baskısı nedeniyle adaylığından vazgeçebiliyor. Saadet Sarı, “Bekâr bir kız arkadaşımız vardı, geçen yıl muhtar adayı oldu, köylüler çıldırdı. Kadın bana nasıl emir verir, ben oy vermem dediler. O yüzden vazgeçti. Vazgeçmeseydi biz kadınlar ona oy verecektik.”

”Hiç bugün de tembellik yapayım dediğim olmadı.” diyor Nazmiye Çakıral. Akşam yemeğinin ardından bulaşıkları yıkayıp, oturduğunda yine boş durmuyor, çok sevdiği dantel işini alıyor eline. [EREN AYTUĞ]

”Hiç bugün de tembellik yapayım dediğim olmadı.” diyor Nazmiye Çakıral. Akşam yemeğinin ardından bulaşıkları yıkayıp oturduğunda yine boş durmuyor, çok sevdiği dantel işini alıyor eline. [EREN AYTUĞ]

Bütün ailenin idaresini tek başına sürdüren Havva Sarı’ya “Bu köyün yönetimini sana verseler…” diyecek oluyorum, devamını getiriyor: ”Kadınlara erkek işi, erkeklere kadın işi verirdim. Bütün yükleri erkekler taşırdı.”

“İstediğimizi yapıyorsunuz, neden vuralım”

Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu’nun 2012’de yayınladığı, Dilek Karal ve Elvan Aydemir’in ‘Türkiye’de Kadına Yönelik Şiddet’ adlı araştırmasında, fiziksel şiddete kentte yüzde 38 oranında rastlanırken, kırsalda bu oranın yüzde 43’lere ulaştığı belirtiliyor.

Havva Sarı, eşiyle kavga ettiklerini hatta bazen birbirlerine vurduklarını söylüyor, ardından da ekliyor: “Burada ne kadar kötü erkek olsa kafana vurmaz.” Daha önce lafa hiç karışmayan eşi İbrahim Sarı söz alıyor: “Her istediğimiz oluyor. Bir sıkıntı yaratmıyorlar ki bize. Her şeyimizi yapıyorlar. Niye vuralım?”

Bölgesel farklılıklar

Kırsalda yaşayan kadınların sorunları bölgelere göre büyük farklılıklar göstermiyor.

Kırsaldaki kadınlar küçük yaştan itibaren tarlada ve hayvan bakımında ailelerine yardımcı olmak için çalışmaya başlıyorlar. Bu nedenle kız çocuklarının çoğu okuyamıyor ya da eğitimini yarıda bırakıyor. [EREN AYTUĞ]

Kırsaldaki kadınlar küçük yaştan itibaren tarlada ve hayvan bakımında ailelerine yardımcı olmak için çalışmaya başlıyor. Bu nedenle çoğu okuyamıyor ya da eğitimini yarıda bırakıyor. [EREN AYTUĞ]

İzmir, Ödemiş’in Zeytinova köyündeki Savtap Yarıcı, eşinden gördüğü fiziksel şiddet nedeniyle boşanıp ailesinin yanına dönmüş. İki dönümlük tarlasında yetiştirdiği sebzeleri pazarda satarak geçimini sağlıyor, iki çocuğunun eğitimi için babasının emekli maaşına, sağlık sorunları için de sosyal güvencesine ihtiyaç duyuyor. “63 yaşındaki annem de pazarcı, bu yaşına rağmen çalışıyor, onlar olmasa zor geçinirim.” diyor.

Güneydoğu Anadolu Bölgesi kırsalındaki kadınlar ise bütün soruların yanında dil bilmeme veya dile hâkim olamama gibi iletişim sorunlarıyla da karşı karşıya.

Samsun’un Soğukçam köyündeki kadınların durumu Trabzon’dakilerden çok farklı değil. Mayıstan ekim sonuna, gündoğumundan günbatımına tütün işinde çalışan 48 yaşındaki Türkân Yaman, tarlada erkeklerle çalışsa da ev işlerinden, çocuk bakımına çoğu işi yalnız yapıyor. Evin bütçesini eşi yönlendiriyor, hastaneye eşinin BAĞKUR’uyla gidiyor. Kent merkezine çok yakınlar ama zorunlu olmadıkça köyden dışarı çıkmıyor.

İlkbahar ve yaz aylarında tütün tarlalarında çalışan kadınlar, sonbahar ve kış aylarında da tütünün toplanması, dizilmesi ve balyalanması işleriyle uğraşıyor. [EREN AYTUĞ]

İlkbahar ve yaz aylarında tütün tarlalarında çalışan kadınlar, sonbahar ve kış aylarında da tütünün toplanması, dizilmesi ve balyalanması işleriyle uğraşıyor. [EREN AYTUĞ]

Komşusu 44 yaşındaki Seyhan Kurt ortaokul mezunu, sonrasına babası izin vermemiş. Kendisini iki oğluna adamış. “Tarladan geldiğimizde erkekler oturur biz çalışmaya devam ederiz. Evde dört erkek var, kayınvalidem yaşlı. Yemek hazırlayacaksın, çamaşırları yıkayacaksın, ütüyü, temizliği yapacaksın; neredeyse uyumadan tarlaya gideriz. Ama beni çok çalışmak değil düşünmek yoruyor. Çocukların hali ne olacak? Yaşlın, hastan var.”

Kırdan kente göçle tarımsal üretimde makineleşmedeki artış, sermaye ve teknoloji yoğun işler, eğitime, bilgiye, teknolojiye ulaşamayan kadını erkeğe daha bağımlı kılıyor.

Kırsalda kadının yaşadığı sorunları belirleyerek, 2010-2016 Eylem Planı’nı yürüten Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, kadın çiftçilere yönelik aile kaynakları yönetimi, çocuk gelişimi, beslenme ve el sanatları eğitimlerinin yanı sıra farklı kuruluşlarla işbirliği yaparak kadın çiftçilere yönelik mesleki eğitimlerin yapılmasına destek veriyor.

Meslek odaları ve sivil toplum kuruluşlarının, kırsalda kadının güçlenmesi çalışmaları da tarlada, ahırda, evde çalışan kadını örgütlenme ve girişimcilik için cesaretlendiriyor. Kadınların kurduğu, üyelerinin çoğu kadın tarımsal kalkınma kooperatiflerinin sayısı 10 yılda 29’dan 43’e çıktı. 50 bin kadar kadın kooperatifçilik eğitimi aldı.

Çanakkale’nin Nusratlı köyündeki Kültür Turizm ve Dayanışma Derneği kadınların örgütlenerek kararlara katılımını sağlamış. Bilgisayar eğitimleri gibi etkinlikleri olan derneğin çatısı altında çalışma grubu kuran kadınlar ev pansiyonculuğu, doğal ürünler satış noktası sayesinde ilk kez kendi kazançlarını elde etmişler.

Nusratlı kadınlarının örgütlenmesine öncülük eden Süheyla Doğan, sosyalleşmenin kırsaldaki kadının temel ihtiyaçlarından olduğunu söylüyor. “Güçlenip sosyalleştikçe, çevresini değiştirmeye, geliştirmeye başlıyor. Köyün, bölgenin kalkınmasını, refahın artmasını sağlıyor. Yöre ürünleri değer kazanıyor, unutulan ekolojik yaşam pratikleri, ürünler yeniden yaşam buluyor. Aile içi demokrasi gelişiyor.”

Nusratlı köyü kadın örgütlenmesinin civarda köylere örnek olduğunu söyleyen Doğan, “Kırsalın refahı kadınlar üzerinden olacak.” diyor.

Grafikli anlatımlar ve interaktif sunumların da yer aldığı, Al Jazeera Türk dergi özel uygulamasını iPad ve iPhone’lardan, Android tabletlerden indirebilirsiniz.

AlJazeera Turk
AlJazeera Turk

Latest posts by AlJazeera Turk (see all)