OYUN DEYİP GEÇME

Bahsettiğimiz bambaşka bir dünya. Kendi karakterleri, kuralları, profesyonelleri var. Oyun pazarı Türkiye’de 300 milyon, dünyada 75 milyar dolar büyüklüğe ulaştı.

Bilge Egemen, Özgür Tekşen

Israrla, defalarca aradığım halde oğlum telefonunu açmadı. Cep telefonumdan Growtopia’ya girdim. Onun sanal karakterini herhangi bir sanal dünyada başka sanal karakterlerle havalı havalı ticaret yaparken buldum. Sanal pembe elbisem, sanal sarı saçlarımla karşısına dikildim. Beni hemen tanıdı. Ne de olsa pembe elbisemi, peşimde dolanan evcil hayvanımı o hediye etmiş, sanal adımı o koymuştu. “Anne ne arıyorsun burada?” diye sordu ve tabii “Telefonunu aç!” yanıtını aldı. “Neeee Bilge Teyze sen misin?” diye atıldı yanındaki gerçekte sınıf arkadaşı olan sanal karakter. “Evet” dedim. “Gözüm üzerinizde.”

Oğlum Cem dokuz yaşında Clash of Clans’tan artık sıkıldı, Minecraft ve Growtopia hastası ve ustası. Sırf onun dili, gündemi, jargonundan kopmamak ve onu denetleyebilmek için bu oyunları ben de düşe kalka oynamaya çalışıyorum. Onun ustalığının kıyısına, köşesine yaklaşamıyorum. İngilizceyi sırf bu oyunlar sayesinde söktüğünü söylediğimde, birçok anneye bu durumun ilginç gelmeyeceğini biliyorum. Ama Growtopia’da çok fazla Finlandiyalı oyuncu olduğu için Cem’in onlarla Fince yazıştığını ilk gördüğümde çok şaşırdığımı itiraf ediyorum. Cem biraz sohbet ardından ticaret yapacak kadar Fince’yi Google çevirisine başvura başvura söktüğünü söylediğinde de, onun dünyasıyla benim dünyamın arasının gittikçe açıldığını dehşetle fark ediyorum.

Bu arada oyunda yaptığı ticareti de en azından gerçek para üzerinden yapmıyor olmasına seviniyorum. Çünkü bu oyunda herkes kendi dünyasını kuruyor, dünyasına tohumlar ekiyor. Tohumlardan farklı farklı eşyalar, kıyafetler çıkıyor. Sonra da insanlar bu eşyaları değiş tokuş ediyor.

Oyun konusunda ebeveynler bölünmüş durumda. Kökdemir (soldaki) şikâyetçiyken, Taşkın (ortadaki) bazı oyunların IQ yükselttiğine inanıyor. [ÖZGÜR TEKŞEN/AL JAZEERA]

Oyun konusunda ebeveynler bölünmüş durumda. Kökdemir (soldaki) şikâyetçiyken, Taşkın (ortadaki) bazı oyunların IQ yükselttiğine inanıyor. [ÖZGÜR TEKŞEN/AL JAZEERA]

Bilgisayar oyunları artık hayatlarımızın vazgeçilmez parçası. Orada gerçek dünyadan bağımsız bambaşka bir dünya dönüyor. Biz ebeveynlerin kafası da bu konuda sık sık karışıyor. Bilgisayar oyunları oynatmalı mı, oynatmamalı mı? Zekâsını mı açar, yoksa psikolojisini mi bozar? Hangi oyunlar iyi, hangileri tehlikeli? Oğlum Cem’in sınıfındaki diğer velilere soruyorum.

Helin Kökdemir 42 yaşında, teknik ressam ve Okmeydanı’nda yaşıyor, oğlu Demir’in oyun skalası daha geniş. Cem’in listesine ek olarak Robots of Sky, Transformers ve Asfalt 8 de oynuyor. Kökdemir şikâyetçi: “Evin içinde gerçek hayattan çıkıyor, sanki oyunun içine girip tamamen oyunu yaşıyor. Yemeği, dersi, gerçek hayattaki her şeyi hızlıca bitirip hemen oyuna geçmek istiyor. Oyunu bıraktırdığımızda da agresifleşiyor.”

Savaş oyunları çok popüler ama aileler en çok onlardan endişeli. [GETTY]

Savaş oyunları çok popüler ama aileler en çok onlardan endişeli. [GETTY]

Derya Alkan 36 yaşında, sınıf annesi. Dokuz yaşındaki Kızı Lara’ya yarım saat oynama sınırlaması getirmiş: “Kızlar erkeklerin oyunlarını oynamıyor. Onlarda Campus Life, Star Girl, Holiday gibi naif oyunlar yaygın. Bu oyunlar daha çok karakterler yaratmak üzerine. Kızlara saç baş, kıyafetler seçiyorsunuz, hatta bazılarında onlara bir hayat tarzı yaratıyorsunuz. Ama biz ne kadar tehlikeli sayılan oyunlardan korumaya çalışsak da, geçenlerde bir çocuk sınıfa gizlice tablet getirmiş ve diğer çocuklara içinde korkunç hayaletlerin olduğu Eyes adında bir oyun izlettirmiş. Lara o gece korkudan bizim yanımızda uyudu.”

Kızlar ve erkekler genelde farklı oyunları tercih ediyor. Dokuz yaşındaki Lara Alkan Campus Life, Star Girl, Holiday oynamayı seviyor. [ÖZGÜR TEKŞEN/AL JAZEERA]

Kızlar ve erkekler genelde farklı oyunları tercih ediyor. Dokuz yaşındaki Lara Alkan Campus Life, Star Girl, Holiday oynamayı seviyor. [ÖZGÜR TEKŞEN/AL JAZEERA]

Emine Taşkın oğlu Tümkan’ın bilgisayar oyunları oynamasını destekliyor: “Oyunları çok araştırdım. Nintendo DS için Picross, Bigbrain, bilgisayar için Azada ve Chocolate Fix gibi oyunları oynamasına izin veriyorum. ABD’de Berkeley Üniversitesi’nde çalışan nörolog Dr. Silvia Bunge bir araştırma yapmış. Buna göre, bu oyunlar çocukların zekâsını 10-12 puan yükseltiyormuş. Minecraft’ı da severek oynuyordu. Ama yasaklanınca ben de artık oynamasına izin vermiyorum.”

Çocuklar çok küçük yaşlarda sanal alemle, dijital oyunlarla tanışıyor . [ÖZGÜR TEKŞEN/AL JAZEERA]

Çocuklar çok küçük yaşlarda sanal alemle, dijital oyunlarla tanışıyor . [ÖZGÜR TEKŞEN/AL JAZEERA]

2D (iki boyutlu) ve 3D (üç boyutlu) dünyada sınırsız olasılıkta dünyalar inşa etmeye imkân veren Minecraft, 2011’den beri PC, konsol ve mobil cihazlarda 60 milyondan fazla kopya satmış.

Microsoft’un 2,5 milyar dolara satın aldığı Minecraft oyununun yasaklanma konusu biraz karışık. Bu haberi hazırlarken konuştuğum herkes oyunun Türkiye’de yasaklandığını düşünüyordu. Üstelik Kuzey İrlanda hükümeti mimarlık, yaratıcılık ve keşfetme yeteneklerini güçlendirmesiyle övdüğü Minecraft oyununu ortaokul öğrencilerine bedava sunacağını açıklamışken.

YouTube’da bu oyunları tanıtan Murat Engin Ekin konuyu şöyle anlatıyor: “Piyasada öyle oyunlar var ki kan gövdeyi götürüyor. Mesela GTA4 ve GTA5 bu dünyada yapabileceğiniz bütün pislikleri, kötülükleri yapmak için hazırlanmış oyunlar. İsterseniz bir adamı arabayla hızla giderken patlatabilirsiniz. Minecraft’ta sonsuz dünya inşa etme olasılığı var. Kötülük etmek istiyorsanız, adam da öldürebildiğiniz bir dünya kurarsınız. İstemiyorsanız yaptığınız şey mimarlık.”

Basında Minecraft’ın yasaklanmasıyla ilgili çok sayıda haber çıktı.

Bu konuyu bir de Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın basın birimine sorduk. Yetkili şu cevabı veriyor: “Teknik olarak yasaklanması mümkün değil. Zaten yasaklandı demek yanlış. Oyunun bazı bölümleri için şiddet içeriyor gerekçesiyle inceleme başlatıldı. Yani süreç devam ediyor.”

Bilgisayar oyunları sadece çocukların değil, yetişkinlerin de dünyasında büyük yer kaplıyor. İnternet kafeler, oyun salonları bu yüzden kalabalık. Yakup Kazma, Osman Kaya ve Yaşar Çankaya üç üniversite öğrencisi. Beşiktaş’taki bir internet kafeye birlikte gelip aynı anda oyun 2 oynamayı seviyorlar. Çorum, Kayseri, Kocaeli’nden üniversite kazanıp İstanbul’a gelmişler. Geldikleri şehirlerde internet kafenin saati 1 liraymış, İstanbul’da 2 buçuk lira olmasından şikâyetçiler.

Yakup, “Bağımlı olmamak lazım. Bir arkadaşımız var. Yedi yıl önce bilgisayarın başına oturdu, bir daha kalkamadı. Bilgisayarda oyun oynamaktan başka hiçbir şey yapamıyor. Bazı arkadaşlarımız vize haftasında kalkıp sınavlara bile gelemiyor. Bir tanıdığım arabasını satıp, oyunlara harcadı. Bir oyunda bir karakterin şapkasına 200 lira verenleri bile gördük.” diyor.

İstanbul’da internet kafeler Anadolu’ya göre daha pahalı. Beşiktaş’taki bu kafede internetin saati 2 buçuk TL. [REUTERS]

Psikiyatr Dr. Fatma Bilgilioğlu “Son beş yılda oyun ya da internet bağımlılığı konusunda yardım almak isteyenler çok arttı. Bunun alkol, sigara, madde gibi bağımlılıklardan farkı yok. Oyun oynarken gerçek dünyadan tamamen kopup rahat bir dünyada vakit geçirirken, beyinde bir bölge haz hissetmemizi sağlayan madde salgılıyor. Oyuna doyma süresi gittikçe uzuyor. İnsanların yeme, içme, uyuma, işe gitme gibi bütün gündelik faaliyetlerinin önüne geçebiliyor. İnteraktif oyunlar da insanları tamamen gerçek dünyadan koparabiliyor. Arkadaşlık, sosyalleşme, rekabet gibi duyguları tamamen bu oyunlar üzerinden yaşamaya başlıyorlar. Burada ailelere iş düşüyor. Süre sınırlaması çok önemli. Ailelerin televizyon, bilgisayar, tablet, cep telefonunu kenara bırakıp yüz yüze konuşarak vakit geçirmeleri de.”

Psikiyatr Dr. Bilgilioğlu’na göre, bilgisayar ve oyun bağımlılığı insanları gerçek hayattan tamamen koparabiliyor. [REUTERS]

Hacettepe Üniversitesi İletişim Fakültesi Bilişim ve Enformasyon Teknolojileri Ana Bilim Dalı’nda görevli Prof. Mutlu Binark ise dijital oyunların çocuklara faydalarından söz ediyor. “ABD ve İskandinav ülkelerinde dijital oyunlar eğitim alanında çok yaygın kullanılıyor. Eğitime dâhil ediliyor. Hızlı karar verme, risk alma, ekip olma, stratejik karar alma, motor ve hızlı düşünme becerilerini geliştiriyor. Dayanışma, yardımlaşma değerleri veren oyunlar var. Bir oyunla Afrika’daki açlara yardım edebiliyorsunuz. Irkçı, cinsiyetçi, şiddet içeren tasarımlar da var. Ama daha çok gerçek dünyadaki habitat önemli. Çocuk nasıl bir ailede, çevrede yaşıyor. Birkaç olumsuz örnekle genellenemez.”

Dijital oyunlar ABD ve İskandinav ülkelerinde eğitim amaçlı olarak okullarda kullanılıyor. [GETTY]

Dijital oyunlar ABD ve İskandinav ülkelerinde eğitim amaçlı olarak okullarda kullanılıyor. [GETTY]

İşleri oyun oynamak

Tabii bir de işi bilgisayar oyunları olanlar var. 31 yaşındaki İlker Karaş da onlardan. İş tanımı şöyle: Yeni oyunları oyunculara anlayacağı dilden anlatmak, oyuncular için içerik ve etkinlikler hazırlamak, ailelere oyunculuk ve elektronik spor hakkında bilgilendirici yazılar hazırlamak.

İlker Karaş, 1990’larda daha çocukken bilgisayar konsolu Amiga’yla oyun dünyasına adım atmış. Bir daha da çıkmamış. 2000’den bu yana da profesyonel olarak oyun sektörü ve basını için çalışıyor.

“Bu, günden güne hızla büyüyen bir sektör. Türkiye’de 375 milyon dolar, dünyada ise 75 milyar dolar büyüklüğünde. En iyi içerik üreten ülke Amerika. Brezilya’nın oyunları çok ucuz. Sırf bu yüzden Portekizce öğrenenler var. Ama dünyadaki oyun dili İngilizce. Türkiye de yavaş yavaş yurtdışına açılmaya Mount and Blade, Dolmuş Driver gibi nitelikli içerikler çıkarmaya başladı. BJK elektronik spor takımı kurdu. Hatta geçenlerde şampiyon oldular. Eski yıllarda 10 bilgisayarı zorla bir araya getirip oyun turnuvaları yapmaya çalışırdık. Şimdi bu turnuvalar Ülker Arena gibi yerlerde yapılıyor. Çok tutan League of Legends oyununun turnuvaları yapılıyor mesela. En iyi oyuncular 40-50 bin lira gibi ödüller alabiliyor. Yurtdışında bu ödüller 10 milyon dolara kadar çıkabiliyor.”

Küresel oyun pazarının 2017’de 102 milyar doları geçeceği öngörülüyor. [1] Sektörün birincisi oyunlardan yılda 20 milyar doların üzerinde kazanan ABD. Onu 17 milyar doların üzerine çıkan Çin takip ediyor.[2] Üçüncü sırada ise 12 milyardan fazla kazanan Japonya var. Türkiye 17’nci sırada.

Bilgisayar başında en çok oyun oynayanlar sıralamasında ise Türkiye üçüncü. Türkiye’deki yaklaşık 23 milyon kişi bilgisayarları başında, oyun oynayarak uzun saatler geçiriyor.[3]

Dijital oyun anlatıcısı Ceyda Doğan Karaş'a göre, erkekler oyunlarda sonuca odaklı, kadınlarsa skoru çok önemsemiyor. [GETTY]

Dijital oyun anlatıcısı Ceyda Doğan Karaş’a göre, erkekler oyunlarda sonuca odaklı, kadınlarsa skoru çok önemsemiyor. [GETTY]

İlker birkaç yıl öncesine kadar “Bilgisayar oyunları mı, yoksa ben mi?” diye tercih yapmasını isteyen kız arkadaşlarına kibarca kapıyı göstermiş. Seçimi hep oyunlar olmuş. Ta ki eşi Ceyda Doğan’la tanışana kadar. Ceyda böyle bir seçim yapmasını istememiş. Çünkü 1986 doğumlu Ceyda da hayatını bilgisayar oyunlarını deneyerek, oynayarak ve oyunculara anlatarak kazanıyor.

Ceyda, “İlk bilgisayarımı sekiz yaşımda kendim topladım. Bir yıl sonra onu satıp play-station aldım. Ama çocuğum olduğunda bilgisayar karşısında büyümeyecek, sokakta top oynayıp, düşecek!” diyor.

İlker ve Ceyda ‘karıkocagaming’ adında yeni bir site kurmuşlar. Burada evli çiftlere, sevgililere birlikte hangi oyunları oynayabileceklerini, nasıl oynamaları gerektiğini anlatıyorlar. Ceyda kadın ve erkek oyuncuların birbirinden farklı olduğunu söylüyor: “Kadınlar daha çok bulmaca ya da Candy Crash gibi sözel oyunları seviyor. Bir de kadınlar için bir oyunda sonuca ulaşmak çok önemli olmuyor ama girdikleri platformları dibine kadar araştırmayı, girilmeyen koridorlara girmeyi çok seviyorlar. Hâlbuki erkek oyuncular için bul, vur, öldür, golü at, kazan. Erkekler direkt sonuca odaklı.”

Oyun dünyasında üreticiler, satıcılar, anlatıcılar, oyuncular gibi sadece oynayanları izleyenler de var. [GETTY]

Oyun dünyasında üreticiler, satıcılar, anlatıcılar, oyuncular gibi sadece oynayanları izleyenler de var. [GETTY]

Timur Akkurt hem teknoloji yazarı hem de YouTuber. YouTube’da ‘Teknolojiden Anlamayan Adam’ adı altında bir kanalı var. Burada sokaktaki adama, teknolojiden hiç anlamayana teknoloji anlatmaya çalışıyor ve bilgisayar oyunları konusuna da giriyor. “Oyunları üretenler, satanlar, anlatanlar, oynayanlar, izleyenler var. Bütün bu platformlarda para dönüyor. Mesela bazı insanların oyun oynamaya çok vakti olmuyor ama oyunda hırslı oluyor, hemen seviye atlamak ya da karakterini geliştirmek istiyor. Bu yüzden gidip başka bir oyuncudan legal olmasa da para verip, geliştirilmiş bir karakter satın alıyor. Twitch diye bir platform var, oyunları canlı yayınlıyor. Milyonlarca kişi izliyor. Burada üstatlar var, insanlar onlardan tüyo alıyor. Yeni oyunların fragmanları Hollywood filmlerini aratmıyor. Bazıları da başkalarının oyun oynayışını seyretmekten zevk alıyor. Böyle dört saatlik videolar var. Sıkılmadan izliyorlar. Oyun dünyasının kendi ünlüleri var. Mesela PewDiePie diye oyun anlatan Norveçli bir YouTuber var. Milyonlarca kişi takip ediyor.”

Antalyalı Murat Engin Ekin de oyun dünyasında MuratAbiGF adıyla tanınan bir YouTuber. Oyunu oynayarak anlatıyor. 17 yaşında, 658 bin takipçisi var, videolarının toplam izlenme sayısı 57 milyon.

Murat’ı artık sokakta, dolmuşta, otobüste her yerde tanıyorlarmış. Antalya’da devam ettiği meslek lisesinde bile artık kendisine rahat vermiyorlarmış. Sürekli kendisiyle fotoğraf çektirmek istiyorlarmış: “Reklamlara tıklanma başına bana 10 kuruş geliyor. Buradan sürekli bir gelir var. Ayda en az 1000 lira böyle tıklanma sayısından kazanıyorum. Bu işte bir de oyun şirketleriyle yapılan anlaşmalardan kazanılıyor. Reklamlarını yapıyorsun, tişörtlerini satıyorsun falan. Gameloft’la (Paris merkezli oyun geliştirme şirketi) epey güzel bir anlaşma yaptım. Asıl parayı öyle kazandım.”

Murat tam olarak ne kadar kazandığını söylemek istemiyor. Ama bir video hazırlamasının dört, beş saat sürdüğünü, lise bitince üniversitede radyo-televizyon okumayı hayal ettiğini söylüyor: “İstanbul’a gelirsem, kendi paramla rahatça ev tutabilirim, rahat rahat da geçinirim.” diyor.

Murat’ın gerçek hayattaki arkadaşları mı daha çok, yüzlerini bile görmediği oyun arkadaşları mı?

Düşünmeden cevap veriyor: “Gerçek hayatta 500 arkadaşım varsa, oyunlarda 1500 var.”

Prof. Mutlu Binark’a göre, dijital oyunlar artık her yaştan, cinsiyetten insanın gündelik yaşamında var. İster devasa çevrim içi çoklu oyun ortamları olsun, isterse sosyal medya oyunları, oyuncular ağ üzerinde oluşturdukları sanal cemaatler aracılığıyla toplumsallaşma pratiği gerçekleştiriyor: “Dijital oyunlar eğitim politikalarına dâhil edilmeli, bu çerçevede geliştirilmeli. Çocuklara oyun yaratma, içerik oluşturma, program yazma eğitimleri verilmeli. Çünkü bu yeni dünyaları o çocuklar yaratacak.”

Dijital oyunlar olmasaydı belki İlker ve Ceyda çifti de hiç tanışmayacaktı. İlker şunları söylüyor:

“Sanal ortamda değil ama bir oyun etkinliğinde tanıştık. Farkında olsak da, olmasak da dijital oyunlar artık hayatımızda. En büyük şirketler artık günümüzde çalışanlarına eğitimlerini bile oyunlar üzerinden veriyor. Bu dünya hızla büyüyor. Son olarak şunu iddia ediyorum: Çok yakın gelecekte yeryüzündeki herkes hayatında en az bir kez oyuncu olacak. Ve herkes bir gün en az bir kere kendini sanal dünyanın içinde bulacak.”

[1]http://www.newzoo.com/insights/games-industry-disrupted-10-key-moments-towards-2017/

[2] http://www.newzoo.com/free/rankings/top-100-countries-by-game-revenues/

[3] http://www.newzoo.com/infographics/infographic-the-turkish-games-market/#HZe77b2Jt3QC5obL.99

Grafikli anlatımlar ve interaktif sunumların da yer aldığı, Al Jazeera Türk dergi özel uygulamasını iPad ve iPhone’lardan, Android tabletlerden indirebilirsiniz.

AlJazeera Turk
AlJazeera Turk

Latest posts by AlJazeera Turk (see all)