YENİ NESİL İŞ DÜNYASI

Ev kadını ürettiği el işlerini sosyal medya üzerinden satabiliyor. Anadolu’daki KOBİ, ürettiği malı Çin’deki bir firmaya gönderebiliyor. Teknolojideki değişimi öngöremeyen, yanlış kullananlar içinse hikâye kötü sonla bitebiliyor.

Sadık Güleç, Güray Ervin

Modayı yakından takip eden, kendi tarzları olan Aslıhan Arslan, Arzu Torun, Elif Canset Canpolat, Neslihan Yılmazer ve Kabuhan Canpolat’ın büyük moda markalarını kıskandıran hikâyesi 2012 sonunda başlamış. Kendi sosyal medya hesapları olan beş kız kardeş, o yıllarda birbirlerinin fotolarını çekip Instagram’a yüklüyorlarmış. Bazen kollarına taktıkları bir çanta, giydikleri bir tişört ya da ayakkabı takipçilerinin ilgisini çekmiş.

Her şeyi başlatan beş kız kardeşin en küçüğü, Amerikan Kültürü ve Edebiyatı eğitimi alan 1989 doğumlu Elif Janset Canpolat. “2012’de yazlığın balkonunda otururken bu fikri açtım. O zamanlar moda blogları çok popülerdi. ‘Böyle bir şey yapalım. Günlük kıyafetlerimizi çekelim, bloga yükleyelim.’ dedik. Ama buradan satış yapma fikri aklımızda yoktu. Blogu kurduktan sonra Instagram sayfasını açtım. Satış yapmadan, sadece kombinlerimizi paylaşıyorduk. Başlangıçta 100 takipçimiz vardı. Bir ay sonra 5 bin takipçimiz oldu. Sonra bunları satma fikri aklımıza geldi. Önce bir spor ayakkabının önünü süsleyerek bir şey yaptık. Takipçilerimiz nereden aldığımız soruyorlardı. İnanılmaz talep gördük.”

Beş kız kardeşin Instagram’da yaptıkları paylaşımlardan ‘5in2canpolat2’markası doğdu. [GÜRAY ERVİN/AL JAZEERA]

Beş kız kardeşin Instagram’da yaptıkları paylaşımlardan ‘5in1Canpolat’ markası doğdu. [GÜRAY ERVİN/AL JAZEERA]

Beşi bir yerde “5in1Canpolat”

Beş kız kardeşi ‘beşi bir yerde’ olarak tanımlayan Instagram hesabı 5in1Canpolat böyle doğmuş. Şu an 67 bin takipçisi var. İşler büyümeye başlayınca aralarında işbölümü yaparak, daha profesyonel çalışmaya başlamışlar. Üçü evli beş kız kardeşin hepsi farklı sektörlerde çalışırken, işlerini bırakıp buraya yoğunlaşmaya karar vermiş. Kabuhan Canpolat, özel bir hastanenin halkla ilişkiler biriminde çalışırken işini bırakmış; “Daima mağazaları dolaşıp elbiselere bakıyoruz. Doğru zamanda doğru parçayı bulmanız önemli. Kâr marjını biraz daha düşük tutuyoruz. Bir kişi ayakkabı ile ilgileniyor. Üçümüz tekstil ve çantadayız. PR, tanıtım ve fotoğraf diğer kardeşimizde. İki ayrı ofisimiz var. Mağaza açmayı düşünmüyoruz. Daha çok online ilerlemek istiyoruz. Şu anda popüler trend bu.”

İşlerin büyümesiyle şirket kurup vergi levhası almışlar. Kabuhan Canpolat’a göre, işin sırrı samimiyet. Instagram’a yükledikleri fotoğraflarda kesinlikle profesyonel çekim kullanmıyorlar. Cep telefonlarıyla çektikleri fotoğrafları yüklüyorlar. Günlük yaşamlarından kareler de oluyor. Bazen gittikleri bir film hakkında da küçük yorumlar yazıyorlar. Instagram hesabını Elif Canset Canpolat idare ediyor. “Şu an Instagram başlı başına bir iş. Gelen kötü bir yorum 100 müşterini götürebilir. Gün içinde mutlaka dört, beş yayın yapıyoruz. Sohbet ediyormuş gibi yorum yazıyoruz. Soruları cevaplıyoruz. Orada sorulan soruya cevap vermezsem kötü bir izlenim olur.”

Tasarımını yapıp anlaştıkları atölyelerde ürettikleri ürünlerde “5in1Canpolat” markasını yerleştirmişler. Geldikleri noktada birçok büyük firmanın ve mağazanın satışlarını geçen rakamlara ulaşmışlar. Kız kardeşlerden Aslıhan Arslan, ciroları üzerine net bir rakam vermese de “Nişantaşı’nda en trend mağazanın aylık ayakkabı satışı 300’ü geçmez. Biz ayda 600’e yakın satıyoruz.” diyor.

Ürünleri Instagram, Facebook ve kendi blogları üzerinden satan kız kardeşler büyük markaların cirolarını geçiyor. [GÜRAY ERVİN/AL JAZEERA]

Ürünleri Instagram, Facebook ve kendi blogları üzerinden satan kız kardeşler büyük markaların cirolarını geçiyor. [GÜRAY ERVİN/AL JAZEERA]

İki defa battı, internette yeniden ayağa kalktı

İnternet, ticarette büyük olanaklar yaratan bir mecra. Ancak büyük riskleri de var.

Murat Özonur, İstanbul Şişli’de hediyelik eşyalar satan küçük bir dükkânın sahibi. Onun e-ticaretle tanışması arkadaşının tavsiyesi ile olmuş. “İki defa battım çıktım. Sonra dedim ki kazanıyorsun kaybediyorsun. Ama arada zaman boşa gidiyor. Bir arkadaşım satış yapılan bir siteden bahsetti. Girip baktım. İki dolara sattığım madalyona bayağı büyük para verildiğini gördüm. Sürekli sattığım şeyler. Üye oldum. Benzer bir madalyon koydum. Açık arttırma usulü satış oluyordu. Sürenin bitimine birkaç dakika kala madalyon 150 liraya çıktı. Başka şey koydum, o da güzel fiyata satıldı. Elimde olmayan 10 kadar şişme yatağı bir günde sattım. Nereden alacağımı biliyordum. Gittim aldım, kargoya verdim.”

Küçük esnaf için e-ticaret siteleri yeni pazar. Mahalle sınırlarını aşıp tüm Türkiye hatta dünyaya satış yapıyorlar. [GÜRAY ERVİN/AL JAZEERA]

Küçük esnaf için e-ticaret siteleri yeni pazar. Mahalle sınırlarını aşıp tüm Türkiye hatta dünyaya satış yapıyorlar. [GÜRAY ERVİN/AL JAZEERA]

100 bin lira vergi cezası

Yeni bulduğu bu alanı değerlendiren Murat Özonur, bulduğu her şeyi internet üzerinden satmaya başlamış; “Ayda bin kargo falan yapıyordum. O dönem her gün bin lira falan kazanıyordum. Bir anda aklıma geldi. Bunların vergisi nasıl olacak? Kimse fatura kesmiyor. Fatura alırsan rekabet etme şansın yok. Bazıları zaten ikinci el.”

Birkaç yıl süren bu ticaret macerası sonunda vergi dairesi ile başının derde gireceğinden korkan Murat Özonur’un, satışları durdurup e-ticaret sitesindeki hesabını kapatması onu kurtarmaya yetmemiş. “Birkaç defa vergi durumunu sormak için mail attım. Yuvarlak cevaplar verdiler. En son fatura kesmeniz lazım dediler, bıraktım. Fakat bir yıl sonra 100 bin lira ceza geldi. Yine ucuz kurtuldum. Bazı arkadaşlar dükkânlarını kapattı. Bankadaki hesabını inceliyorlar. Sitedeki verileri almışlar. Kaçış yok.”

E-ticaret yapıp vergi ödemeyenler, ağır cezalara uğramış. [GETTY]

E-ticaret yapıp vergi ödemeyenler, ağır cezalara uğramış. [GETTY]

Murat Özonur internetten satışa devam ediyor. Ancak artık fatura kesiyor. Gümüş, altın takılar satıyor. “Satışlarımın hâlâ yüzde 70’i internetten. Ama eski kârlar yok.” diyor.

Şirketler artık sosyal medya bütçesi ayırıyor

Gazeteci Hıdır Geviş büyük bir şirkette sosyal medya uzmanı olarak çalışmanın yanı sıra Hasan Kalyoncu Üniversitesi’nde online olarak ‘Sosyal Medya’ dersleri veriyor. Aynı zamanda ‘VivaHiba’ adlı, isteyen herkesin haber ve fotoğraf yükleyebileceği bir internet sitesinin yöneticiliğini yapıyor. Hıdır Geviş geleneksel medyanın reklam pastasındaki payının giderek azaldığını söylüyor. “Danışmanlık yaptığım şirket Facebook’a binlerce dolarlık reklam veriyor. Facebook birkaç yıl öncesine kadar nasıl gelir elde edeceğini bilemezken, böyle bir sistem yarattı. Twitter’ın da reklam geliri yoktu. Şimdi çok hızla reklam pastası büyüyor. Eskiden halkla ilişkiler şirketi ya da basın danışmanları aracılığı ile büyük gazeteleri arayıp ‘Bu haberi duyuracağım.’ diyordun. Artık bu yok. İyi bir sosyal medya ekibi oluşturun şirketlerde. Her şirkette nasıl muhasebe servisi varsa sosyal medya grubu da olmalı. İyi kullanırsan geniş kitlelere ulaşabilirsin. Videonu çekersin, metinleri hazırlarsın, hedef kitleni belirlersin…”

İstanbul’da yaşayan Geviş, Gaziantep Hasan Kalyoncu Üniversitesi’ndeki dersini online veriyor; “Online olunca öğrencilerin katılımı daha fazla oldu. Belirlediğimiz saatte genelde evlerinden katılıyorlar. Bazen geç kalan bir öğrenci belediye otobüsünde açtığı ‘laptop’undan bağlanıyor. Onlarla blog açma, içerik oluşturma, içeriğin pazarlanması, içeriğin duyurulması konularını işliyorum. Burada sosyal medyanın kullanımı devreye giriyor.”

Yeni iletişim teknolojileri geleneksel meslek sahiplerini zorluyor ama bu aynı zamanda dönüşümü başaranlar için fırsat. [GETTY]

Yeni iletişim teknolojileri geleneksel meslek sahiplerini zorluyor ama bu aynı zamanda dönüşümü başaranlar için fırsat. [GETTY]

Üniversitedeki öğrencilerinin daha çok Gaziantep’teki orta ölçekli işletmelerin sahiplerinin çocukları olduğunu belirten Geviş, özellikle sosyal medyanın ticarette kullanımına önem verdiklerini söylüyor. “Okulu bitirdikten sonra ticarete atılacaksınız. Gaziantep’ten birçok ülkeye satış yapabilirsiniz. Bir t-shirt üretip Instagram üzerinden Kanada’dan sipariş alabilirsiniz. Sayfalar açıyorlar. Babalarının atölyelerinde üretilen şeyleri sergiliyorlar.”

Gazeteciydi sosyal medya uzmanı oldu

Sosyal medyayı kullanarak yeni iş olanaklarını yaratanlar daha çok genç kuşaklar. Hemen her sektörde büyük bir değişimi beraberinde getiren yeni iletişim teknolojileri, e-ticaret sistemleri geleneksel meslekleri ve meslek sahiplerini de zorlamaya başladı. Ancak bu gelişimi görüp kendini dönüştürmeyi başaranlar da var.

Özcan Yazıcı, Bursa’da 16 yıl gazetelerde muhabirlik, editörlük yapmış. Yeni medyaya uyum sağlamaya çalışan Yazıcı, “Türkiye’de 800 bin internet kullanıcısının olduğu 2000’de bursaport.com adlı domaini alarak internet haberciliğini yapmaya çalıştım.” diyor.

Ancak o yıllarda internet kullanımının azlığı nedeni ile bu girişim başarılı olmamış. 2012’de Bursa’nın ilk sosyal medya ajansı olan ‘Sosyal Link Sosyal Medya Danışmanlığı’nı kurmuş. “Aslında geleneksel olarak gazetecilikte yaptığımız içerik üretme (ki bu gelenekselde haber vb. oluyor) işimizi Facebook, Twitter gibi dijital kanallar üzerinden yapıyoruz. En büyük ayırt edici yön ise, bunu belirli bir kişi ya da kurum adına yapıyoruz. Dijitalin doğası gereği bunu tek taraflı bir monolog olarak değil diyalog içerisinde yapıyoruz.”

E-ticaret üzerindeki bürokrasi kalkmalı

Kadir Has Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde ‘Yeni Medya’ dersleri veren İsmail Hakkı Polat bu alanda özellikle vergide sıkıntı yaşandığını anlatıyor. “Şirketler üzerinde bürokrasiyi azaltmak gerek. Instagram’dan bir şeyler satabiliyorsa, bir an önce şirketleşmesini sağlayacak basit prosedürler lazım. Örneğin ufak satışlar yapanlara belli miktar vergi muafiyeti getirilebilir.”

Para cezalarının sektöre büyük darbe vurduğunu söyleyen Polat “İkinci el satışlarda insanlar para kazanmaya başladılar. Bunun prosedürleri tam olarak bilinmediği için sonradan vergi müfettişleri devreye girdi. İnsanlar para cezası aldı. Öyle olunca çekildiler.” diyor.

Dünya pazarını ele geçiren ucuz Çin mallarının arkasında e-ticaret dünyasına uyum sağlayan Çin KOBİ’leri var. [GETTY]

Dünya pazarını ele geçiren ucuz Çin mallarının arkasında e-ticaret dünyasına uyum sağlayan Çin KOBİ’leri var. [GETTY]

Alibaba Çin’in KOBİ’lerini ayağa kaldırdı

İsmail Hakkı Polat bu süreci öngören ülkelerin ise büyük ticari başarı elde ettiklerini belirterek, Çin’den bir örnek veriyor. “alibaba.com Çinli bir İngilizce öğretmeni tarafından kurulmuş. Amacı Çinli KOBİ’lerin (Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler) üretimini dünyaya tanıtmak. “Türlü nedenlerle dışarıya açılamayan insanlar için bir web sitesi kurup, onları tanıtan içerikler eklersem dünyaya taşırım.” diyor. Ancak yasal prosedürler siteyi kurmasına engel. Çin hükümetini eleştiren bir yazı yazıyor. Hükümet çağırıp derdini dinliyor ve alibaba.com doğuyor. Çin mallarının dünyaya yayılmasının temel sebeplerinden biri bu site. Tahtakale’den bir alıcı, Çin’den bir liraya bardak alıyor. Şu anda siteden yürüyen yıllık ticaret 300 milyar dolar.”

Microsoft kahraman bakkal için yazılım yaptı

Microsoft Türkiye’nin Yazılım Geliştirme Teknolojileri Genel Müdür Yardımcısı Cavit Yantaç değişim sürecinde teknolojiyi yaratanlarla, kullananlar arasındaki etkileşime dikkat çekiyor. KOBİ’ler için geliştirdikleri projeyi aktarıyor. Projeyi hayata geçirenler Microsoft Türkiye’nin gençlere yönelik desteklediği yaz okuluna katılan dört genç. “Şu anda üretim aşamasına çok yakın. Denizli’de, Hakkâri’de, Trabzon’da bir bakkal e-ticaretini bu site üzerinden rahatlıkla yapabilecek. Üstelik sadece aylık 15 liralık bedel üzerinden. Sistemde ürününü nerelere dağıtmak istediğini gösteriyorsun. Diyelim elinde fındık var. Başka şehirdeki KOBİ’nin buna ihtiyacını, vereceği fiyatı görebiliyorsun. Bir kargo şirketi ya da PTT ile anlaşma yapıyor, bankalarla da ödemeyi gerçekleştirebiliyorsun. Küçük bir bakkalın ulaşabileceği imkân bu.”

Üretici değil tüketiciyiz

Ancak Microsoft Türkiye Yazılım Teknolojileri Genel Müdür yardımcısı Cavit Yantaç, Türkiye’nin hâlâ tüketici konumunda olduğunun altını çiziyor. Bu internet kullanımı maalesef bir ticaret potansiyeline dönüşemiyor. Bunun en büyük nedeni 2014 TÜSİAD raporuna göre, “İnternetin bir dağıtım kanalı ya da iletişim kanalı olarak görülmesi, e-ticarete odaklanmış ve bu konuda uzmanlık sahibi bir kişi veya ekip bulunmaması.”[1]

Ancak yine TÜSİAD’ın verilerine göre, bugünkü rakamlar yeterli olmasa da Türkiye’nin e-ticaret hacmi hızla büyüyor. 2013 verilerine göre, Türkiye’de 15 milyar liralık e-ticaret gerçekleşmiş. Aynı dönemde İngiltere’nin e-ticaret hacmi 56, Almanya’nın 38, Fransa’nın ise 25 milyar dolar (TÜSİAD e-ticaret raporu shf 114). Ama yıllık yüzde 35 oranında büyüyen e-ticaret hacmi Türkiye’nin büyük potansiyeli olduğunu gösteriyor. Bunu değerlendirmek ise Türkiye insanının girişimci ruhuna kalmış.

[1] http://www.tusiad.org/__rsc/shared/file/eTicaretRaporu-062014.pdf

Grafikli anlatımlar ve interaktif sunumların da yer aldığı, Al Jazeera Türk dergi özel uygulamasını iPad ve iPhone’lardan, Android tabletlerden indirebilirsiniz.

AlJazeera Turk
AlJazeera Turk

Latest posts by AlJazeera Turk (see all)