GÖZ BEBEĞİMİZ TURİZM!

Bu klişenin içi artık daha dolu. Türkiye’ye ilgi artıyor ama turizmin belkemiğini oluşturan sektör çalışanlarının nitelikleri, sektörün hızına yetişemiyor.

1981’de Türkiye’ye gelen turist sayısı 1,4 milyonken, bu sayı 2002’de 13,2 milyondu; bugünse yılda 30 milyondan fazla.[1]

Turist sayısıyla birlikte sektör de büyüdü, büyüyor. Sektörü taşıyanların, turizm çalışanlarının durumu ne?

“İşyerlerinin stajyerleri ucuz işgücü olarak kabul ettikleri bir gerçek.” diyen Maltepe Üniversitesi Meslek Yüksek Okulu Turizm Bölümü Öğretim Üyesi Çağdaş Turan son yıllarda bu durumun değişmeye başladığını söylüyor; “Artık oteller stajyerleri seçerken uzun vadeli düşünüyor. Eğitiyor ve kalıcı çalışır pozisyona getiriyor. İşletmeler artık üniversitelerdeki kariyer günlerine katılıyorlar, kendi tanıtım faaliyetlerini gerçekleştiriyorlar. Yani stajyerleri geleceğe yönelik olarak seçip eğitiyorlar.”

Oteller artık stajyerlerini daha uzun vadeli düşünerek seçiyor. [FOTOĞRAF: ANADOLU AJANSI]

Oteller artık stajyerlerini daha uzun vadeli düşünerek seçiyor. [FOTOĞRAF: ANADOLU AJANSI]

Turizm meslek liselerinde okuyan öğrenciler ise özellikle ‘sezon’ dönemlerinde stajyerlerin ucuz işgücü olarak kullanıldığından şikâyet ediyor. Bursa Turizm ve Otelcilik Meslek Lisesi mezunu Uğur Gözcüler stajda yaşadıklarını sıralıyor: “Yasal olarak asgari ücretin üçte biri ödenmek zorunda. Fakat işletme ödemediği zaman stajyer bunu bile alamıyor. Sadece çalıştığı süre boyunca sağlık sigortası yapılıyor. Zaten meslek liseleri aşçı, garson gibi ara eleman yetiştiren yerler olarak görülüyor. Lisede iki defa staj yapılıyor. İkinci, üçüncü sınıf öğrencileri yaz aylarını stajda geçiriyor. Staj yerlerini genellikle okul buluyor. Ama bazı şartlarda işletme daha önce bünyesinde staj yapmış birini talep edebiliyor. Bu da olumlu karşılık buluyor. Staj yeterince denetlenmiyor. Stajı terk etme imkânınız yok. Mutlaka tekrar etmek zorundasınız. Bu yüzden öğrenciler çoğunlukla uzun çalışma saatlerine katlanıyor.”

Turizm meslek liseleri dışındaki meslek liselerinde ‘yiyecek içecek hizmetleri’ gibi bölümler de var. Buralarda okuyan öğrencilerin yabancı dil eğitimi ve stajları turizm liselerine göre daha az. Turizmin daha az geliştiği bölgelerdeki okullarda okuyan öğrenciler staj ve eğitim açısından daha fazla sorunla karşılaşıyor. Van’daki Halide Edip Adıvar Meslek Lisesi’nden üçüncü sınıf öğrencisi Tuğçe Nur bu bölümden. Tuğçe Nur “Burada çalışabileceğimiz 10 işletme yok. Arkadaşlarımız o yüzden daha küçük yerlerde çalışmak zorunda kalıyor. Ücret çoğu kez ödenmiyor. O yüzden burada eğitim alıp Batı’da bir yerde çalışmak ve öğrenimime devam etmek istiyorum. Amacım gastronomi okumak.” diyor. Tuğçe Nur da haftada iki saatlik İngilizce eğitiminin yeterli olmadığını belirtiyor.

Hâlâ mevsimlik bir sektör

Turizmin en büyük sorunu hâlâ ‘mevsimsellik’ olarak görülüyor. Bu durum sektörde çalışacak gençler için de dezavantaj. Ailelerin en büyük korkusu ise çocukların yılın sadece belirli dönemlerinde iş bulabilecekleri korkusu.

Aileler ‘mevsimlik iş’ olduğu gerekçesiyle çocuklarını uzun süre turizm sektörüne yönlendirmekten çekindi. [FOTOĞRAF: ANADOLU AJANSI]

Aileler ‘mevsimlik iş’ olduğu gerekçesiyle çocuklarını uzun süre turizm sektörüne yönlendirmekten çekindi. [FOTOĞRAF: ANADOLU AJANSI]

Ailelerin turizmi ‘kariyer yapılabilecek’ bir sektör olarak görmemeleri son yıllarda kırılmaya başlamış. Bu değişimi en iyi gözlemleyenlerden biri 16 yıldır Türkiye’de çalışan şef aşçı ve Bilgi Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü’nde ders veren David Shipman, “Aşçılık bizim ülkemizde bir meslek olarak kabul ediliyor. Ama geçmişte turizm, inanç ve kültürden dolayı çok meslek gibi bakılmayan, herkesin yapabileceği düşünülen mesleklerdendi. Bu yüzden çevrenin baskısından dolayı inanan, gönül veren çocukları sektöre çekmek zor oluyordu. Artık görüyorum ki bu konuda bir devrim oldu. Şimdi iyi bir restoranda garsonluk, hosteslik, bir otelde ön büro görevlisi olmak aranan ve iyi maaş alan meslekler oldu. Şimdi öyle bir noktaya geldi ki, Avrupa’nın yetiştirdiği elemanlarla başa çıkacak, hatta yarışacak hale geldi Türkiye.”

Gastronomi hocası Shipman’a göre, geçmişte meslek olarak görülmeyen aşçılık artık popüler bir meslek. [GÜRAY ERVİN/AL JAZEERA]

Gastronomi hocası Shipman’a göre, geçmişte meslek olarak görülmeyen aşçılık artık popüler bir meslek. [GÜRAY ERVİN/AL JAZEERA]

Vakıf üniversitelerinde turizm okulları

Öğrencilerin ve ailelerin turizm okullarına yönelmeleri, vakıf üniversitelerinin turizm bölümleri açmasına neden olmuş. Gastronomi bölümünde okuyan Pelin Olgay özellikle dört yıllık bir bölümü tercih etmesinin nedenlerini anlatıyor: “Aslında küçüklüğümden beri bu mesleği istiyordum. Ama insanlar bunu bir meslek olarak görmüyordu. Devlet okullarına başvurmadım. Önceki dönem kasaplık dersimiz vardı. Mutfak teknikleri, pastacılık, çikolata şimdi de Avrupa mutfağını öğreniyoruz. Stajdan sonra mutfağın dışında mı, yoksa mutfakta mı olacağıma karar vereceğim. İş olanakları açısından ucu açık. Piyasada çalıştıktan sonra kendi yerimi açmayı hedefliyorum.”

Turizm öğrencisi Pelin Olgay “İş olanaklarının ucu açık.” diyor. [GÜRAY ERVİN/AL JAZEERA]

Turizm öğrencisi Pelin Olgay “İş olanaklarının ucu açık.” diyor. [GÜRAY ERVİN/AL JAZEERA]

Eren Karabağlı ise artık sektöre çok büyük yatırımcıların girdiğini belirtiyor. Ona göre, bu yüzden sektör artık değişiklik istiyor: “Çok fazla kalifiye eleman ihtiyacı olan alan haline geldi. Ama az sayıda insan var. Artık alaylı kadrodan çok, eğitimli insanlar tercih ediliyor. Piyasada daha çok Bolulu aşçılar var. Ben de kalifiye eleman olmak istedim. Herkesten yüksekte olmak için de üniversite mezunu olmak istedim.”

Türkiye 1950’li yıllardan beri turizm eğitimi konusunda bazı girişimlerde bulunuyor. Ancak bu girişimler çoğunlukla sektördeki büyümenin çok gerisinde kaldı. 1960’lı yıllarda bazı ticaret liselerine turizm dersleri koyuldu. Yine bu yıllarda ‘Otelcilik Okulu’ adıyla Ankara, İstanbul ve Kuşadası’nda üç okul kuruldu. Ama devletin konuya daha ciddi eğilmesi 1984’ten sonra bir kısım dersleri yabancı dille yapılan Anadolu turizm ve meslek liselerinin açılmasından sonra oldu. 2002’de bu liselerin sayısı 72’ye, öğrenim gören öğrencilerin sayısı ise 15 bine ulaştı. Bir yılı yabancı dilde hazırlık olmak üzere dört yıl eğitim verilen bu okulların sayısı sektörün ihtiyaçlarını gidermekten yine de çok uzaktı.

Maltepe Üniversitesi Turizm Meslek Yüksek Okulu öğretim üyesi Çağdaş Turan’ın 2013-14 öğretim yılı için verdiği bilgiler bugün gelinen noktayı gösteriyor. “Toplamda 648 lisede turizm eğitimi veriliyor (Meslek liseleri, kız meslek liseleri vb.). Bunların 134’ü Anadolu Otelcilik Turizm Meslek Lisesi. Turizmde ön lisans eğitimi veren 252 bölüm var (Bir üniversitenin birden fazla turizm bölümü olabiliyor). 4 yıllık eğitim veren bölüm sayısı ise 96 (Bunlara ikinci öğretimler ve uzaktan eğitimler dâhil değil). Ayrıca 37 üniversitede yüksek lisans, 17’sinde ise doktora eğitimi veriliyor.”

Yabancı dil hâlâ en büyük sorun

Öğrencilerin staj yaptığı oteller ve turizm firmaları öğrencilerin yabancı dil yetersizliğinden şikâyet ediyor.

İstanbul Şişli’deki Odda Otel Müdürü Servet Gemlük, otellerine turizm meslek lisesi ve çeşitli üniversitelere bağlı turizm yüksekokullarından gelen stajyerlerin yabancı dillerinin çok yetersiz olduğunu söylüyor. “En büyük sorun dil. Okullarda çok pratik yapmadıkları için konuşmada büyük sorun yaşıyorlar. En azından mesleki anlamda iletişim kuracak yabancı dil bekliyoruz. Meslek lisesinden gelenler de, üniversitelerden gelenler de sorunlu bu anlamda. Bu pratiği de burada yapıyorlar.”

Üniversitelerde dört yıllık eğitim veren turizm bölümü sayısı 96. [GÜRAY ERVİN/AL JAZEERA]

Üniversitelerde dört yıllık eğitim veren turizm bölümü sayısı 96. [GÜRAY ERVİN/AL JAZEERA]

Turizm eğitimi veren devlet okullarında yabancı dil eğitiminde sorunlar yaşandığını hem öğrenciler hem de eğitmenler kabul ediyor. 2005 öncesi turizm meslek liselerinde bir yıllık yabancı dil eğitimi vardı. 2005 sonrası hazırlık kalktı, yabancı dil eğitimi üç yıllık lise eğitimi içine alındı. Maltepe Üniversitesi’nden Çağdaş Turan, dil eğitiminde yetersizliğin üniversitede de sürdüğünü anlatıyor. “Öğrenciler dil konusunda kendilerini geliştiremediklerinden sektöre atıldıklarında sıkıntı yaşıyor. Turizm eğitimi veren programlarda yabancı dil hazırlık sınıfı olmalı, eğitim kalitesi de yükseltilmeli.”

Bilgi Üniversitesi Turizm ve Otelcilik Yüksekokulu Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dilistan Shipman ise, İngilizcenin yanı sıra ikinci, hatta üçüncü yabancı dilin mutlaka olması gerektiğini düşünüyor.

Turizm liseleri daha çok işletmelere ara eleman yetiştiren okullar olarak görülüyor.[GÜRAY ERVİN/AL JAZEERA]

Turizm liseleri daha çok işletmelere ara eleman yetiştiren okullar olarak görülüyor.[GÜRAY ERVİN/AL JAZEERA]

İkinci yabancı dil ise turizmdeki gelişmelere göre sürekli değişkenlik gösteriyor; “Antalya’ya giderseniz herkes Rusça konuşuyor. Ama bu yıl Rusya’daki kriz nedeni ile artık Rus turist gelmiyor. Başka pazarlara yönelmek gerekiyor. Burada da işin eğitimini alan çocukların olması lazım. Mesela ben bu yıl İspanyolca öğrenmeleri için ısrar ettim. Neden? ABD’ye bakarsanız 100 televizyon varsa 60’ı İspanyol dilinde. O gelmeyen turistleri çekmemiz lazım. O yüzden iki lisan bu işin olmazsa olmazı.”

Türkiye Seyahat Acentaları Birliği Başkanı Başaran Ulusoy’un da gündeminde yabancı dil var. “Bu alandaki boşlukları doldurmak için turizm eğitimi veren meslek liselerimiz ve yüksekokullarımız mevcut. Ancak bunların gerek nicelik gerekse nitelik açısından daha da geliştirilmesine ihtiyaç olduğu kanaatindeyiz.”

Turizm okullarından gelen öğrenciler sektörün talebini karşılamaktan uzak. Artan turizm işletmeleri çok sayıda kalifiye elemana ihtiyaç duyuyor. [FOTOĞRAF: ANADOLU AJANSI]

Yalnız güneş kum değil

Dilistan Shipman turizm eğitiminin içinde mutlaka sosyoloji, psikoloji, tarih ve kültürel derslerin de olması gerektiğini söylüyor: “Fransa’dan bir turist geldi. Fransa’nın kuzeyi başka, güneyi başkadır. İran’dan gelen bir turist ile Arap ülkelerinden gelen bir turist farklıdır. Ya da Suriye ile Dubai’den gelen farklıdır. Bir Japon küveti olmayan bir otelde kesinlikle kalmaz. Bütün bu kültürel farklılıkları öğretmeye çalışıyoruz.”

Sektörün içinde yer alanlara göre de en büyük sorun ‘nitelikli eleman’ bulmak. Delano Turizm ve Seyahat Acentası’nın sahibi Vedat Bayrak, sektörün ne kadar hızlı büyüdüğünü, bürosunun bulunduğu İstanbul Osmanbey’den bir örnekle anlatıyor: “10 yıl önce ben büroyu tuttuğumda, sadece bir otel vardı. Şu an Harbiye’ye kadar 60 otel var. Ben bile otellerin nasıl dolduğuna şaşıyorum.”

Piyasanın içinden biri olarak Vedat Bayrak, sektörün hızlı büyümesine insan kaynaklarının aynı düzeyde cevap verememesini büyük sorun olarak görüyor; “Eleman eksiği vardı. Bugün bu eksik giderildi. Ancak şimdi sorun nitelikli eleman. Bununla birlikte özel üniversitelerin hepsinde üç bölüm devreye girdi. Birincisi turizm. Bu bölümün içinde seyahat acenteleri ve gurme bölümü var. Bu üç bölüme de gerçek anlamda öğrencilerden talepler gelmeye başladı. Eskiden sadece otel ve seyahat acenteleri bölümlerine talep olurdu. Şimdi yiyecek içecek kısmı da ciddi talep görüyor.”

Yurtdışında turizm eğitimi

Avrupa’da turizm eğitimi ülkelere göre farklılıklar gösteriyor. Sektörün çok gelişmiş olduğu İtalya’da zorunlu eğitimden sonra kısa süreli meslek edindirme kursları var. Yine ortaöğretim düzeyinde okullar, enstitüler ve dört yıllık yüksekokullar da var. Ülke ayrıca, turizm okullarını bünyesinde toplayan, içinde eğitim bakanlığı, seyahat acenteleri birliği, tarım-sanayi ticaret odası temsilcilerinin bulunduğu ENALC adlı bir kuruluşa sahip. ENALC’ın birçok otel-okulu bulunuyor. Daha çok uygulamaya yönelik eğitim veren bu okullar İtalya’nın turizm elemanı ihtiyacını karşılıyor.

Vakıf üniversitelerine ait turizm okulları devlet okullarına göre yabancı dil eğitimi ve staj açısından daha iyi olanaklar sunuyor. [FOTOĞRAF: ANADOLU AJANSI]

Vakıf üniversitelerine ait turizm okulları devlet okullarına göre yabancı dil eğitimi ve staj açısından daha iyi olanaklar sunuyor. [FOTOĞRAF: ANADOLU AJANSI]

Fransa’da ise temel otelcilik eğitimi sağlayan ortaöğretimden sonra gidilen kısa süreli kurslar bulunuyor. Bunun yanı sıra üç yıl otelcilik eğitimi veren liselerden mezun olanlar “otelcilik teknisyenliği” adı verilen bir diplomaya sahip oluyorlar. Yükseköğretimde ise iki ilâ üç yıl eğitim veren yüksekokullar bulunuyor. “Yüksek otelcilik teknisyenliği” diploması alanlar sektörün özelikle yönetim kademelerine yer bulabiliyor.

Turizm okullarındaki sorunları ve çözüm önerileri konusundaki görüşlerini sorduğumuz Milli Eğitim Bakanlığı yönelttiğimiz sorulara cevap vermedi.

[1] http://aregem.kulturturizm.gov.tr/Eklenti/30928,bulent-aydemirturkiyede-turizm-egitimi-kultur-ve-turizm-.pdf

Grafikli anlatımlar ve interaktif sunumların da yer aldığı, Al Jazeera Türk dergi özel uygulamasını iPad ve iPhone’lardan tabletlerden indirebilirsiniz.

 

 

 

AlJazeera Turk
AlJazeera Turk

Latest posts by AlJazeera Turk (see all)